Bazen üzülür yeriz bazen sevinir yeriz bazen de stresten yemeğe saldırırız. Duygu durum bozukluklarımızın yani psikolojimizin o anki yeme davranışlarımızı doğrudan etkilediği bilimsel bir gerçektir. Bu durumun tam tersi bazen de yediklerimiz veya içtiklerimiz bizim duygu durumumuzu değiştirebiliyor.

Yediğimiz bir yemek ya da bir içecek bizi kaygılı, depresif, gergin yapabildiği gibi aksine bazı yediklerimizde sakin, pozitif veya mutlu yapabiliyor. Aslına bakarsanız bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir dönemde çoğumuz ne yememiz gerektiğini ve nelerden uzak durmamız gerektiğini biliyoruz. Ancak günün yorgunluğu, iş stresi, çevre koşulları, ekonomik durumlar, yaşam şartları ve mevsimsel şartlar çoğu zaman bildiklerimizi umursamaz hale getirebiliyor. Sabah aldığımız kararları ve yememiz gerekenleri unutup “bir defa daha yesem ne olur ki” deyip hiç tüketmemiz gereken yiyeceklerin tüketimini fazla kaçırabiliyoruz.

Bu davranış şeklinden tamamen kendinizi suçlu tutmak haksızlık olabilir. Zaten yorgun ve gerginsiniz dolayısıyla kendinizi iyi hissetmek istiyorsunuz. Tam da bu noktada besinlerin içinde bulunan ekzorfinler (dışarıdan alınan besinlerin bağırsaktaki sindirimi sonu açığa çıkan moleküller) ve şeker beynimizdeki ödül merkezleri üzerindeki oyunları ile mutlu hissettiriyor ancak sonrasında kısa sürede pişmanlık hissettiriyor. Etkisine çok çabuk kapıldığımız bu yiyecekler ruh halimizi farklışekillerde etkileyebiliyor. Kan şekerinin dalgalanması, bağırsak dengelerinin bozulması, kronik inflamasyon ve beraberinde gelen oksidatif  stres (mevcut antioksidan savunma sistemi besinlerin oksijen kullanarak enerjiye dönüştüğü esnada meydana gelen moleküllerin etkisini tamamen önleyemediği durumlar) sonucu depresif ve bitkin bir ruh hali içinde kendimizi bulabiliyoruz.

Beslenme davranış şeklini değiştirmek her zaman kolay olmayabilir. Ağzımıza aldığımızda besinin ilk karşılaştığı dilimizin yolakları ve sonrasında beyne giden sinyaller ile yol alan serüvende damak tadımızın ve beynimizin beslenmemizdeki değişimlere uyum sağlaması zaman alabilir. Dolayısıyla çok radikal davranışlar yerine aşamalı olarak sağlığımıza zararı olduğunu bildiğimiz besinleri yavaş yavaş programımızdan çıkarıp yerine daha makul seçenekleri yerleştirmek bu yolda ivme kazandıracaktır. Yorgun ya da stresli olduğunuzda hemen bir paketli abur cubur tüketmek yerine kuru meyve ve sert kabuklu yemişlerden oluşan sağlıklı atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz. Böylelikle şekerden alacağınız tatlı tadını meyve şekerinden alıp aynı zamanda vücudunuzu vitamin, mineral ve antioksidanlar bakımından desteklemiş olursunuz. Bildiğiniz üzere aşırı kafein alımı anksiyete sebep olabiliyor. Canınız her istediğinde kahve ya da çay içmek yerine farklı sakinleştirici bitki çayları hatta hepsinin yerine bir bardak daha su içebilirsiniz.

Unutmayın ki bazen küçük değişimler   büyük  yararlar sağlayabilir…