Hayatınızın bir çok alanında  gerek medyada gerek okuduğunuz bir kitapta gerekse gittiğiniz bir kişisel gelişim seminerinde anda yaşamanın ne kadar önemli olduğunu, ne geçmişte takılı kalmayı ne de gelecek kaygısıyla yaşamamanız gerektiğini mutluluğunuz için olmazsa olmaz bir kural olduğunu okumuş ya da işitmişsinizdir.


    
Hayatınızın bir çok alanında  gerek medyada gerek okuduğunuz bir kitapta gerekse gittiğiniz bir kişisel gelişim seminerinde anda yaşamanın ne kadar önemli olduğunu, ne geçmişte takılı kalmayı ne de gelecek kaygısıyla yaşamamanız gerektiğini mutluluğunuz için olmazsa olmaz bir kural olduğunu okumuş ya da işitmişsinizdir.
Gelin şimdi bu kuralı gastrointestinal sistem başta olmak üzere vücudumuzun diğer sistemlerini mutlu veya memnun etmek için uygulayın. Peki bu  nasıl olacak  ?
Şöyle ki; çoğumuz gün içerisinde karnımız acıktığında yemeyi yemekten başka neredeyse başka her şeyi yapar durumdayız. Çalışma hayatının yoğunluğu ya da  yetiştirilmesi gereken ev işlerinin arasında veya tamamen geniş zamanda yemek yerken kendimizi başka şeyler ile ilgilenirken buluruz. Elimizde telefon sosyal medya takibi veya  oyun oynarken, televizyonda gündüz kuşağı programları izlerken, bilgisayar başında herhangi bir işimizi hallederken, bir yerlere yetişmeye çalışmak için ayaküstü  veya bir arkadaşımızla konuşurken karnımızı doyurmaya çalışmaktayız.Aslında bu şekilde yemek yerken adeta  besinleri ağzımıza tıkıştırmakta ve midemizi farkında olmadan gereğinden  fazla besinle doldurmaktayız.
Bu şekilde önümüzdeki yemeğe odaklanmayıp dikkatimizi dağıttığımızda yediğimiz besinlerin de tam olarak tadını ve kokusunu alamadan midemize göndermekteyiz. Dolayısıyla dikkati dağınık olan beynimizde yediğimizin miktarını da tam olarak algılayamadığı için doymak adına ihtiyaçtan fazla yemeye eğilim  gösteriyor. Sonrasında da mutsuz şişkin ve yorgun bir mide, bağırsaklar ve ne yediğinin bile farkında olmayan doymanın hazını yaşayamamış bir beyin kalıyor elimizde ki bu etkileri sadece farkında olarak yemek ile bunun üstesinden gelebilmekteyiz.
Farkında olarak yemek yemek için öğünlerimizde öncelikle aceleci olmadan masada oturup ve elimizde ya da karşımızda dikkatimizi dağıtacak herhangi bir şey olmamasına dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu esnada önümüzdeki besinin tadında değil rengine, kokusuna  hatta dokusuna odaklanarak, her yudumunu iyice çiğneyerek yemeyi denemek sizin kendinizi kısıtlamadan porsiyonlarınızı küçültmenize ve doygunluk hissine ulaşmanıza yardımcı olacaktır. 
    Bu yoğun yaşam koşuşturması içinde kendinize en azından öğünlerde yemeğinize odaklanarak 15-20 dakika zaman ayırırsanız zor olan yeme alışkanlıklarınızı değiştirmenizde faydalı olacaktır. Her zaman vurguladığımız gibi obeziteyle mücadelenin ve sonrasında kaybedilen ağırlığın korunmasının başlıca yöntemi  yeme davranış değişiklikleridir. Bu basit ama önemli ve oldukça etkin yöntemle kendinizi ve tüm organlarınızı mutlu edebilirsiniz…