Gazetecilik evrensel bir meslektir; aslında yereli, geneli olmaz. Ancak geleneksel gazetelerin ve diğer tüm kitle iletişim araçlarının kendilerine belirledikleri hedef kitleler, gazetecileri de habercilik konusunda mekansal veya içerik açısından sınırlayabilir. Bu  nedenle ülke içindeki belirli bir ilçeyi, ili veya bölgeyi hedef kitle olarak seçen medya organları 'yerel' olarak nitelendirilir.

Yerel kitle iletişim araçlarının ve bu mecralar adına görev yapan habercilerin önceliği, yayın yaptıkları bölgedeki önemli gelişmeleri takipçilerine duyurmaktır. Bu anlamda haber kavramını yeniden tarif etmeye gerek yok ancak bireylerin okuduklarında, dinlediklerinde veya izlediklerinde bilgi sahibi olabilecekleri tüm yerel konular bu gazetecilerin görev alanına girer.

Türkiye'de yapılan yerel gazeteciliğin niteliğini ve sorunlarını tartışmak uzunca bir araştırmanın veya kapsamlı bir tartışmanın konusu olabilir. Ben ise çok kısa şekilde gazeteciliğin genel ve yerelde yaşadığı sorunlara değinmek istiyorum.

Meslek duayenlerimiz, gazeteciliğin medya patronlarının gazetecilik dışındaki işlerle de uğraşması sonrasında ciddi bir erozyona uğradığını, 'bağımsız' gazeteciliğin sadece Türkiye'de değil artık dünyada da mümkün olmadığını söylüyor. Ben de aynı fikirdeyim ve gazeteciliğin tek başına artık para kazandıran bir sektör olmadığının farkındayım.

Anadolu'da yayın yapan yüzlerce yerel gazetenin ne zor şartlar altında çıktığını biliyorum. (Aslında ulusal gazetelerin durumu daha kötü ama bu konumuz değil.) Basın İlan Kurumu'nun yerel gazetelere verdiği destekler olmasa, neredeyse hiçbir gazetenin ayakta kalması mümkün değil. Bu anlamda gazetelerin, dolayısıyla haberin ve düşüncenin özgürcü dolaşımının en büyük destekçisinin devlet olduğunu vurgulamak lazım.

Ancak devletin gazeteleri koruması kadar, gazetelerin de mesleğin onurunu korumak için çaba sarfetmesi gerekiyor. Bunun için de tam bağımsız yayın imkanı olmasa bile 'kamu hizmeti' kavramındaki kamunun, yani halkın menfaatlerinin hiç bir zaman göz ardı edilmemesi gerekiyor. Kaba bir ifade gibi  dursa da çok sevdiğim bir söz vardır: Gazeteci halkın bekçi köpeğidir...

Halkın sorunlarını gündeme getirmek, hatta kaldırımda yürüyen bir vatandaşın ayağına bir diken batmasının takipçisi olmak gazetecinin görevidir. Bu dikenden sorumlu olan kişi veya makam, olayın hesabını verdiğinde polis, savcı ve hakim gibi gazeteci de görevini yapmış olur.

Gazeteci ne pahasına olursa olsun güçlünün değil, haklının yanında durmalıdır. Sesi çıkmayanın sesi, kimsesi olmayanın kimsesi, çaresiz kalanın çaresi olmalıdır...

2023 yılı inşaallah gazetecilerin görevlerini en iyi şekilde yapabildikleri bir yıl olur...