“Yeşil” turizm; kentsel, kırsal, ilarya, sağlık, eko-turizm, macera ve sorumlu turizm gibi farklı gruplara ayrılır ve bu gruplara verilen addır.

           Açık ve yeşil alanlar, insan ile doğa arasında ilişki kurmada ve kentsel yaşam kalitesinin artırılmasında önemli bir yere sahip olmalarının yanı sıra, kentin tanınırlığında da önemli bir görev üstlenirler. Bu alanlar kentin estetik değer ve kimlik kazanmasında ve buna paralel olarak kent turizminin geliştirilmesinde de önemli bir rol oynar. Bugün kent turizmi ile ön plana çıkan pek çok kent geniş açık ve yeşil alanlara sahiptir ve bu alanlar her yıl milyonlarca turist çekmektedir.

             Sosyal, kültürel ve sanatsal amaçlarla kentlere yapılan kısa süreli ziyaretleri içeren kent turizmi de son yıllarda gelişme gösteren turizm tiplerinden birisidir. Kent turizmine olan ilginin artmasının nedeni, kentleri insanların yemek yediği, alışveriş yaptığı ve vakit geçirdiği kültür ve rahatlama merkezleri haline getiren davranışsal değişiklikler olarak görülebilir.

            Yeşil alanlar da kentler için bir diğer çekim kaynağıdır. Turistler destinasyon belirlerken kentin sahip olduğu yeşil alan varlığı ve özelliklerini de göz önünde bulundururlar.

            Milli Parklar, Ormanlar, Arboretumlar, peyzaj ile düzenlenmiş konsept park ve alanlar kent turizminin avantajlarındandır. On yedi farklı coğrafi özelliklere sahip ilçesiyle Manisa’nın turizm çeşitliliğini artıracak adımlarla her konuda İzmir’in alternatif olarak düşünüldüğü durumun değişeceğine inananlardanım. Spil Dağı Milli Parkı’nın keşfedilmemiş alanlarının doğa turizmi, fotoğraf turizmi, sağlık turizminin öncüsü olabileceği, yalnızca seyir teraslarından ve ilk karın düştüğü kış ayında kent halkına sunulan kısıtlı tesislerden ibaret olmadığını biliyoruz. Ege bölgesinin nüfus bakımından ikinci, Türkiye’nin Büyükşehirler arasında on dördüncü sırada yer alan Manisa’nın yeşil alanlarını kentliler ve kent turizmi için nasıl değerlendirdiğinin sorgulanması, doğal öğelerin öne çıkarılması için hedefler belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Spil Dağı Milli Parkı sınırları içinde yer alan ve yıllardır hizmet dışı bırakılan Süreyya mesire alanının akıbeti de eminim kentte yaşayan birçok insanı ilgilendiriyordur.

            Turistlerin bir kenti seçme nedenleri birbirinden farklı olmaktadır. Bazı turistler kentleri sahip oldukları doğal güzellikler ve tarihi yapılar için tercih ederken, diğerleri o kentin sadece insan yapısı eserlerini görmek, festival ve kültürel etkinliklerine katılmak için tercih etmektedirler. Bu nedenle bir kentin yalnızca mimari ve kültürel yapıları değil, onları çevreleyen yeşil alanların ve kent içindeki diğer peyzaj unsurlarının varlığı ve niteliği de kent turizmini destekleyici unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

            Türkiye’de kitle turizminin yakın gelecekte doygunluğa erişebileceği göz önüne alınarak, alternatif çözümlerin, doğru stratejilerin, yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi kaçınılmazdır. Kentimizden tek bir örnek üzerine farklı başlıklarla yapılacak hizmetlerin kent turizmindeki dinamizme de yön vereceğini söyleyebiliriz. Koronavirüs etkisiyle pandemi döneminde geçirdiğimiz önceki yaz döneminde insanların tatil ve konaklama alışkanlıkları karavan, çadır kampı ve bungalov tercihlerine dönüşmüş ve süregelen zamanda yeni bir turizm alanının gelişmesine tanık oluyoruz. Ege bölgesinde geçtiğimiz yıllara oranla artan çadır kampları ve doğa ile bütünleştirilmiş bungalov evlerin daha çok tercih edildiğini görebiliyoruz. Kentimizdeki açık ve yeşil alanların günümüz turizm potansiyellerine göre planlanması, doğallıktan uzaklaşmadan atılacak adımların Manisa’nın kent turizmine eklenecek avantajdır.

           Türkiye’de kent turizmi 2007 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın çalışmaları kapsamına ele alınmıştır. Kentsel ölçekte turizmi geliştirme stratejisinde, “Zengin, kültürel ve doğal değerlere sahip kentlerimizin geliştirilerek turistler için bir çekim noktası haline getirilmesi” vizyon olarak benimsenmiştir.

           Manisa doğal ve kültürel çeşitliliğin fazla olduğu yapısından dolayı kitle turizmine uygun turizm etkisinde değildir. O yüzden Ege bölgesinde deniz- güneş- kum üçlüsünün hep dezavantajında kalmıştır. Doğa turizminin Manisa gibi kent turizmi ile turist potansiyelinin artırılabilecek etkisi desteklenerek güçlendirilmesine gereksinim bulunmaktadır.