İlk olarak yolculuk kelimesinin kökenine inelim istedim.

yol "yol, sefer, yolculuk"
yolak "1. kırlardaki küçük yol, patika, 2. yol yol çizgili olan şey"

yoldaş "yol arkadaşı"

Ana Türkçe yazılı örneği bulunmayan *yo- "yürümek" fiilinden türetilmiştir.

Eski Türkçe yorı- (yürümek), *yok- (zorlukla yürümek) muhtemelen ortak köke sahiptir. Karş. Moğolca coçi (yolcu, misafir), col (rast, uğur), corı- (yürümek, yönelmek).

İnsan gitmekten yapılmıştır, dünya kalmaktan..

İnsan yolculuğu hem kendi içinde hem de zamanda yapar bence..

Hiç kendinize yolculuk yaptınız mı?

İçimizde bütün iyi yada kötü olarak adlandırdığımız kontrol edemediğimiz duygularımız  var.

İç dünyamıza  yönelirken  kendimize neden, neden  gibi sorular sorarak özümüze ulaşmaya çalışabiliriz. Neden kızdım? öfkelendim? kıskandım?  Bunların altında ne yatıyor? Neden güçsüz hissediyorum diye sorular sorarak;  bilinçaltında yatan  bizi rahatsız eden duyguya ulaşabiliriz.. Ulaştıktan, öz deki hissi keşfettikten sonrası kolay, ya kabul ederiz  yada değiştirmeye dönüştürmeye çalışırız yada terk ederiz..

Tabi ki bu yolculuk sizi biraz yorabilir ama sonrası..  Sonrası  daha sakin daha heyecanlı, daha mutlu, daha sağlıklı olabilirsiniz..  Çünkü her bastırılan, hasır altı edilen duygular, hisler bir süre sonra bedende sıkışarak bir hastalık olarak dışa vurur..  Sen zihnini, bedenini, bilinçaltını dinlemez isen o da seni dinlemiyor ve hastalıkların baş gösteriyor..

Şimdi sakin bir yere oturup iç dünyana yolculuğa çıkmaya ne dersin?  Aslında sen bir mucizesin. Başlı başına hücrelerden oluşan bir yaşam fabrikasısın.. Yeter ki hücrelerimizde oluşan hislerimizin farkına varıp, kendimizi bağışlayarak, kabul ederek ve  değişime dönüşüme açık olalım. Farkındalıklarımızı fark edelim.