Manisa her ne kadar üzümün başkenti olarak bilinse de zeytin ağacı sayısı ve sofralık zeytin üretiminde de Türkiye şampiyonu. Bu nedenle üzüm hasadında sona gelinip zeytin hasadının başladığı bu günlerde Manisalı üretici yine hareketli günler yaşıyor...

Üzümde geçen yıl yaşanan hayal kırıklığı bu yıl yaşanmadı. Taban fiyata verilen 27 TL, üreticinin en azından zarar etmesini engelledi. Üzüm üreticisi TMO kuyruklarını aşar ve üzümünü satabilirse bu yılı kurtarmış sayacak...

Zeytinte ise durum biraz farklı. TMO veya bölgede başka bir kurumsal alıcı olmadığı için serbest piyasa koşulları daha etkili. Ekim ayı başı itibariyle başlayan hasatta şimdilik üreticinin yüzü gülmüyor. Çünkü her konuda olduğu gibi zeytin üretiminde de maliyet yüzde 200'ün üzerinde arttı ancak tüccarın verdiği fiyat geçen sene ile neredeyse aynı.

Doğal olarak geçen yıl üzüm üreticisinde olduğu gibi bu yıl da zeytin üreticisinde büyük bir hayal kırıklığı var...

Zeytin ve zeytinyağı aslında Türkiye'nin en stratejik ürünlerinden biri. Akdeniz kıyısı dışında dünyada yetişmeyen zeytinde en büyük üreticilerden biriyiz ancak özellikle zeytinyağımızı İspanya, İtalya, Yunanistan gibi iyi pazarlayamıyor, iyi fiyata satamıyoruz...

Saydığım ülkelerde üreticiler zeytinin kilosunu 4-5 dolara satabilirken, bizim üreticimizin hala 0.5 dolara bile satamaması çok acı bir durum. Büyük bir ihracat potansiyeli olan zeytinin ve yağının hak ettiği  değeri bulması gerekiyor. Bunun için de kapsamlı ve ciddi ulusal politikalar şart.

Zeytin üreticisine mikrofon uzatıldığında, üç aşağı beş yukarı sorunlar ve aslında çözümleri ortaya çıkıyor. Mesela Saruhanlı'da Hasan Levent adlı üretici "30-35 lira fiyat beklerken şu an ortalama 12-13 liraya tarladan satışı var. Markete gitseniz kilosu 90 liradan satılıyor. Bize yazık, günah değil mi?" diye soruyor.

Üretici Kenan Zığır ise "Böyle giderse önümüzdeki dönem çiftçilik yapacak kimseyi bulamayacaklar. Para kazanılıp kazanılmayacağı dahi belli olmayan bir mesleği insanlar sürdürmeye devam etmez" diyor.

Mevsimsel veya günübirlik çözümler yerine üreticiyi uzun vadede rahatlatacak, ileriye güvenle bakacağını sağlayacak tarım politikaları gerekiyor. Aksi taktirde bir iyi-bir kötü sezon geçirmek çiftçiyi üretimden soğutur. Malesef Türkiye'de şu anda bu süreç  yaşanıyor...