Piyasalar kelimenin tam anlamıyla bir ateş çemberinden geçiyor. Yatırımcı sabah ekranı açtığında kırmızı grafiklerle, akşam kapattığında ise yepyeni bir veri sarsıntısıyla yüzleşiyor. Ancak son bir buçuk aydır sarı metal cephesinde yaşananlar, sıradan bir dalgalanmanın çok ötesinde. Ons altın, son 6 haftalık periyotta adeta serbest düşüşe geçerek yüzde 8 değer kaybetti ve o psikolojik sınır olan 4 bin 800 dolar seviyelerine kadar çekildi. Bu baş döndürücü erime, finans dünyasının en saygın kurumlarından Morgan Stanley'i de harekete geçirdi. Bankanın uzmanları, yılın ikinci yarısı için daha önce masaya koydukları iddialı 5 bin 700 dolarlık zirveyi, piyasadaki yeni gerçekler ışığında 5 bin 200 dolara çekti.
Altındaki bu ani tansiyon düşüklüğünün ardında aslında üç büyük fay hattının kırılması yatıyor. Birincisi ve en önemlisi, altın destekli borsa yatırım fonlarından (ETF) yaşanan o devasa para kaçışı. Küresel yatırımcı, güvenli limanı terk edip daha farklı arayışlara girdi. İkincisi, grafiklerdeki o çok güvendiğimiz teknik destek seviyelerinin acımasızca çökmesi. Üçüncüsü ise merkez bankalarının o bitmek bilmeyen altın iştahının bir anda kesilmesi.
Tam da bu noktada, içerideki piyasayı çok yakından ilgilendiren çarpıcı bir detay var. Küresel alımların yavaşladığı bu süreçte, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sadece bir ay içerisinde piyasaya tam 52 ton altın satması, fiyatları aşağı çeken ve dikkatleri üzerine çeken en büyük gelişmelerden biri oldu.
Sarı metal kan kaybederken, o devasa sermayenin yönünü çevirdiği adres çok netti: Küresel borsalar. ABD'de S&P 500 endeksinin savaş öncesi seviyeleri bile rahatlıkla aşarak rekor üstüne rekor kırması, piyasadaki risk iştahının ne kadar kabardığının en büyük kanıtı. "Kriz geride kaldı, artık büyüme ve kazanma zamanı" diyen büyük fonlar, altına sırtını dönüp hisse senetlerine hücum etmiş durumda.
Fakat Morgan Stanley analistleri, hazırladıkları raporda çok kritik bir açık kapı bırakıyor. Onlara göre hedef aşağı çekilmiş olsa da, 5 bin 200 dolarlık yeni beklenti bile altının mevcut fiyatlarına göre devasa bir yükseliş potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Küresel para birimlerindeki erime endişesi ve dünyanın dört bir yanında pimi çekilmeye hazır bekleyen jeopolitik riskler, altının o sönmeyen ateşi olarak pusuda yatmaya devam ediyor.