Kira sözleşmesini süresinden önce sona erdiren kiracıların mali sorumluluğuna ilişkin dikkat çeken bir karar verildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, lojistik depo olarak kullanılan işyerinin bildirim yapılmadan tahliye edildiği dosyada sözleşmedeki altı aylık ihbar süresini esas aldı.
Uyuşmazlığa konu işyeri, 2 Temmuz 2011 tarihinden itibaren beş yıllığına kiralandı. Kiracı, sözleşme süresi tamamlanmadan Ocak 2016’da taşınmazı boşalttı.
Mülk sahibi, tahliye öncesinde kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını belirterek zararının karşılanması amacıyla dava açtı. Kiracı ise tahliyenin tarafların karşılıklı mutabakatıyla gerçekleştiğini savundu.
Taraflar arasındaki sözleşmede, kiracının sözleşmeyi feshedebilmesi için altı ay önceden bildirimde bulunması şartı yer alıyordu.
Sözleşmede ayrıca altı aydan daha kısa süre önce bildirim yapılması halinde, kiracının tahliyeden sonraki bir aylık kira bedelini ödeyeceğine yönelik düzenleme bulunuyordu.
Yargıtay ise uyuşmazlığı değerlendirirken sözleşmede kararlaştırılan altı aylık fesih bildirimi süresini “makul süre” olarak kabul etti.
Sulh Hukuk Mahkemesi, taşınmazın yeniden kiralanabilmesi için bir aylık sürenin yeterli olduğu değerlendirmesinde bulundu. Son ödenen aylık kira bedelini 140 bin 630 dolar olarak dikkate alan mahkeme, bu tutarın tazminat olarak ödenmesine karar verdi.
Bölge Adliye Mahkemesi de bir aylık sürenin esas alınmasını uygun buldu ve tarafların istinaf başvurularını reddetti. Dosya daha sonra temyiz incelemesi için Yargıtay’a taşındı.
Davacı mülk sahibinin yargılama sırasında talebini 805 bin dolara yükseltmesi ise bu tutarın tamamının hüküm altına alındığı anlamına gelmiyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracının sözleşmede belirtilen bildirim şartına uymadan taşınmazı erken tahliye ettiğini belirledi. Kiracının sözleşmeyi süresinden önce sona erdirmesini haklı kılacak bir neden bulunduğunun da kanıtlanamadığı kaydedildi.
Daire, kiraya verenin zararının taşınmazın aynı şartlarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı dönemin kira bedelinden oluştuğunu belirtti. Ancak tarafların sözleşmede bildirim süresini altı ay olarak belirlemesi nedeniyle bu sürenin makul süre kabul edilmesi gerektiğine hükmetti.
Türk Borçlar Kanunu’nun 325’inci maddesine göre kiracının yükümlülüğü, taşınmazın benzer şartlarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam edebiliyor. Bu süre sözleşmede düzenlenmemişse somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından belirleniyor.