Havalimanında çoğu yolcu koltuk numarasına ya da el bagajına odaklanırken, uçak kapısının neden hep sol tarafta olduğu pek fark edilmiyor. Oysa bu düzen, küresel ölçekte uygulanan köklü bir standart.
Havacılıkta denizcilik mirası
Uçaklara sol taraftan binilmesinin kökeni, modern havacılıktan çok daha eskiye, denizcilik geleneğine dayanıyor. Havacılık terminolojisinin önemli bir bölümü denizcilikten miras alındı. Kokpit, kabin, dümen ve knot gibi terimler bunun örnekleri arasında yer alıyor.
Denizcilikte geminin sol tarafı “iskele”, sağ tarafı ise “sancak” olarak adlandırılır. Tarihsel olarak gemiler limana yanaşırken iskele tarafı rıhtıma denk gelecek şekilde konumlandırılırdı. Yolcu iniş-binişleri de genellikle bu taraftan yapılırdı. Havacılık sektörü gelişirken bu operasyonel düzen büyük ölçüde korundu.
Sağ taraf neden kullanılmıyor?
Uçaklarda sağ taraf genellikle teknik ve hizmet operasyonları için ayrılmış durumda. Bagaj yükleme araçları, yakıt tankerleri ve ikram kamyonları çoğunlukla uçağın sağ tarafında konumlanır. Böylece yolcu trafiği ile teknik işlemler birbirinden ayrılır.
Bu ayrım hem güvenliği artırır hem de apron üzerindeki karmaşayı azaltır. Aynı anda yürütülen yakıt ikmali, kargo yükleme ve ikram hizmetleri sırasında yolcuların bu alandan uzak tutulması operasyonel verimlilik sağlar.
Küresel standart haline geldi
Zamanla bu uygulama uluslararası bir standarda dönüştü. Farklı ülkelerde ve farklı havayolu şirketlerinde uçsanız bile benzer bir düzenle karşılaşmanızın nedeni, havacılıkta operasyonel birliğin korunmasıdır.
Sonuç olarak uçaklara sol taraftan binmek bir alışkanlık değil, yüzyıllara dayanan bir sistemin parçası. Denizcilikten miras kalan bu kural, bugün havacılıkta güvenlik ve düzenin temel unsurlarından biri olarak uygulanmaya devam ediyor.