
AR-GE’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Özcan Güngör, açıklamasına yaralanan öğrencilere ve Turgutlu halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. “Öncelikle başta yaralanan evlatlarımız olmak üzere ailelerine, öğretmenlerimize, velilerimize, Turgutlu hemşehrilerimize ve milletimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.” Güngör, Anahtar Parti olarak yaşanan olayın doğrudan siyasi bir tartışmanın konusu haline getirilmesini arzu etmediklerini belirterek, olay sonrasında görev yapan sağlık ve güvenlik personelinin gösterdiği hassasiyete teşekkür etti. Alınan tedbirlerde bazı aksaklıklar görülebileceğini ancak yaşanan acı üzerinden siyasi polemik yürütmenin doğru olmayacağını ifade etti.
Prof. Dr. Güngör, Türkiye’de özellikle gençler arasında “nihilist radikalleşme” olarak tanımladığı önemli bir sosyolojik risk alanının giderek daha görünür hâle geldiğini belirterek, gençlerin yalnızca akademik başarılarının değil; “aidiyetlerinin, yalnızlıklarının, dışlanma deneyimlerinin, okul güvenliklerinin ve aileleriyle ilişkilerinin de yakından izlenmesi gerektiğini” söyledi. Güngör, PISA sonuçlarında çoğunlukla matematik, fen ve okuma puanlarının tartışıldığını ve bu yıl son derece başarılı sonuçlar nedeniyle Milli Eğitim camiasını tebrik ederken; ayrıca gençlerin sosyal dünyasını gösteren rakamların çok daha az konuşulduğuna dikkat çekti.
“PISA 2022 ve PISA 2025 verileri birlikte değerlendirildiğinde veriler ilginç şeyler söylemektedir:” “PISA 2022’de öğrencilerin yüzde 28’i okulda kendisini yalnız hissettiğini” belirtti. “yüzde 26’sı okulda kendisini dışlanmış veya yabancılaşmış hissediyor.” “yüzde18’i okula giderken kendisini güvende hissetmiyor.” Öğrencilerin yaklaşık “yüzde 21’i düzenli biçimde akran zorbalığına maruz kaldığını” bildiriyor. “yüzde 53’ü, PISA uygulamasından önceki iki hafta içerisinde en az bir tam gün okula gitmediğini” söylüyor. OECD ortalaması yüzde 22. Öğrencilerin yalnızca “yüzde 43’ü ailesiyle okulda yaşadığı sorunları haftada en az bir kez konuşuyor. Bu oran 2022’de yüzde 53’tü.

Prof. Dr. Güngör’e göre bu tablo yalnızca eğitim başarısıyla açıklanamaz. “Okula aidiyetin zayıflaması, yalnızlaşma, dışlanma, akran zorbalığı, güvensizlik, devamsızlık, aile içi iletişimdeki gerileme ve rehberlik danışmanlık mekanizmalarındaki eksiklikler aynı sosyal risk zincirinin halkaları olarak değerlendirilmelidir.” “Bir gencin yalnızca notuna değil; okula gelip gelmediğine, kendisini nereye ait hissettiğine, dışlanıp dışlanmadığına, kimlerle ilişki kurduğuna ve ailesiyle konuşup konuşamadığına da bakmak zorundayız.”
Okullarda güvenliği sağlamak amacıyla personel istihdam edilmesinin önemli olduğunu ancak görevlendirilecek kişilerin niteliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Güngör, bu kişilere öğrenci psikolojisi, kriz yönetimi ve riskli davranışları fark etmeye yönelik eğitimler verilmesi gerektiğini söyledi. Güngör, daha önce de kamuya geçiş imkânı bulamayan uzman çavuşların gerekli eğitimlerden geçirilerek okul güvenliği alanında değerlendirilebileceği yönünde öneriler sunduklarını hatırlattı.
Türkiye’de psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında çok değerli eğitimcilerin bulunduğunu ifade eden Güngör, buna karşın çocuklarda ve gençlerde şiddet eğilimi ile radikalleşme süreçlerini özel olarak inceleyecek uzmanlık alanlarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Gençlerin şiddete yönelme süreçlerinin yalnızca olay gerçekleştikten sonra değil, öncesindeki sosyal ve psikolojik belirtiler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulad
ı.
Turgutlu’da saldırının meydana geldiği okul veya bulunduğu bölgenin daha önce riskli olarak değerlendirildiğine ilişkin açıklamalara değinen Güngör, risk tespitinin ardından gerekli mekanizmaların çalıştırılıp çalıştırılmadığının araştırılması gerektiğini söyledi. “Bu riskli bölgeye dair ilçemizde kurulması gereken yapılar kuruldu mu? Toplantılar gerçekleştirildi mi? Görevler zamanında yerine getirildi mi?” sorularını yönelten Güngör, yalnızca fiziki değil, sosyal risk analizlerinin de yapılması gerektiğini vurguladı. Yapay zekâ destekli kamera sistemlerinden sosyal risk analizlerine kadar bilimsel yöntemlerden yararlanılması gerektiğini belirten Güngör, görevlendirilen personelin de gerekli eğitimleri almadan sahaya çıkarılmaması gerektiğini söyledi.

Açıklamasının sonunda güvenlik güçlerine ve sağlık çalışanlarına teşekkür eden Güngör, şu değerlendirmede bulundu: “Alınması gereken tedbirlerin, yapılması gereken planların; büyük sözler ve büyük iddialar yerine bilimsel temelde, doğru ve insanımıza dokunan uygulamalardan oluşması gerektiğini düşünüyoruz.” Güngör, yaralı öğrencilere geçmiş olsun dileklerini yineleyerek Anahtar Parti Manisa İl Teşkilatı ve Turgutlu İlçe Teşkilatı olarak öğrencilerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.
Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Merve Kır Müftüoğlu, Turgutlu’daki saldırının ardından yaralı öğrencileri ve ailelerini ziyaret ettiklerini belirtti. Müftüoğlu, olayda yaralanan öğrencilerin bir bölümünün başka hastanelere sevk edildiğini, bazı öğrencilerin ise taburcu edildiğini ifade ederek ziyaret ettikleri ailelerin yaşadığı endişeyi yakından gördüklerini söyledi. “Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olayların ardından Turgutlu’da da benzer bir tabloyla karşılaşılmasının üzüntü verici olduğunu belirten Müftüoğlu, artık alınan önlemlerin etkinliğinin ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Okulların risk bölgelerine göre sınıflandırıldığını ve çeşitli güvenlik tedbirleri kapsamında personel görevlendirildiğini hatırlatan Müftüoğlu, yalnızca bu tür fiziki tedbirlerin yeterli olmadığını ifade etti. Müftüoğlu, bir gencin şiddete yönelmesinin çoğu zaman tek bir anda gerçekleşmediğini, öncesinde izlenebilecek bir süreç bulunduğunu ifade etti. Ailelerin, Öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin, Sosyal çalışmacıların, Rehberlik servislerinin Güvenlik birimlerinin koordinasyon içerisinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Risk grubunda bulunan çocukların olay meydana gelmeden önce tespit edilmesinin önemine dikkat çeken Müftüoğlu, güçlü bir rehberlik sisteminin ve psikososyal desteğin zorunlu olduğunu belirtti. “Riski gördüğümüz çocukları takip etmeye ihtiyacımız var. En önemli meselelerden biri bu.” ifadelerini kullandı.
Müftüoğlu, olayın meydana geldiği süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın yurt dışında çocuk güvenliğine ilişkin bir programda bulunmasını da eleştirdi. Çocukların güvenliğinin bakanlığın en önemli sorumluluklarından biri olduğunu ifade eden Müftüoğlu, Bakan’ın Turgutlu’ya gelerek öğrencileri ve ailelerini ziyaret etmesi ve bundan sonraki süreçte alınacak somut tedbirleri kamuoyuyla paylaşması gerektiğini söyledi.

Anahtar Parti’nin Aile ve Sosyal Politikalar Başkanlığı ile Eğitim Politikaları Başkanlığının konu üzerinde ciddi çalışmalar yürüttüğünü belirten Müftüoğlu, hükümet tarafından yapılan çalışmaların da bulunduğunu ancak mevcut uygulamaların yeterli olmadığını ifade etti. “Bu sadece protokol imzalamakla çözülebilecek bir mesele değil. Sahada; aile, okul, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları ve güvenlik birimleriyle birlikte çalışılması ve sistemin sürekli denetlenmesi gerekiyor.
Müftüoğlu, açıklamasında devletin çocukları koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak Anahtar Parti olarak bu konuda çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi. Yaralanan çocukların yanı sıra ailelerin ve okul arkadaşlarının da olaydan ciddi biçimde etkilendiğini belirten Müftüoğlu, ailelerin çocuklarını yeniden okula gönderme konusunda büyük kaygı yaşadıklarını aktardı. Açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Önemli olan olay yaşandıktan sonra müdahale etmek değil, olay yaşanmadan önce gerekli önlemleri almaktır. Biz özellikle buna dikkat çekmek istiyoruz.”