Manisa’nın kalbi bugün farklı attı. Attıysa da, ağır attı. Sessizce, derinden… Ve her vuruşunda bir boşluğu, bir yokluğu hissettirdi. Güneş her zamanki gibi doğdu belki ama bu sabah başka bir ışık eksikti şehirde: Ferdi Zeyrek’in ışığı.
.jpeg)
Bugün Manisa susmadı aslında. Ama konuşan ne ağızlar, ne dillerdi. Gözler konuştu, omuzlar konuştu, yaslı kalpler konuştu. Dualarla yükselen hıçkırıkların arasında en çok da bir şey dikkat çekti: Ferdi Başkan’a duyulan tarifsiz sevgi.
.jpeg)
Cumhuriyet Meydanı…
Sadece bir meydan değildi artık. Koca bir anma yeriydi. Mitingler gördü bu meydan, konserler, kutlamalar… Ama ilk kez bir adamı bu kadar çok seven, bu kadar çok insanı bir araya getirdi. Sadece oy verenler değil, karşısında olanlar da oradaydı. Çünkü bu artık siyaset meselesi değildi. Bu, bir insanlık meselesiydi. Bir vefanın, bir vedanın ve bir şükranın hikâyesiydi.
.jpeg)
Kırmızı karanfillerle örtülmüş bir tabut…
İki yanında dualar okuyan hocalar, arkasında ellerini semaya kaldırmış binlerce insan… Herkesin gözleri yaşlıydı ama başı dikti. Çünkü onu utandıracak bir sevgisizlik yaşanmamıştı. Çünkü Manisa’nın oğlu, son nefesine kadar Manisa için çırpınmıştı. Bunu herkes biliyordu. Zaten bu yüzden oradaydı insanlar. Bu yüzden yürüdüler saatlerce. Bu yüzden meydan taştı, sokaklar doldu, balkonlar ağladı.
Bir diğer binada ise “UNUTMAYACAĞIZ” yazıyordu. O afişlerde yalnızca siyah-beyaz bir fotoğraf yoktu. Bir şehrin ona duyduğu minnetin sessiz çığlığı vardı. Kimi bastonuna yaslanmış yaşlı bir amcayla, kimi gözyaşlarını saklayamayan genç bir kadının omzunda yas buldu.

Ve en çok da çocuklar dikkat çekti. Onlar belki başkanlarının adını tam hatırlayamayacak ama o günkü kalabalığı, o atmosferi ve büyüklerinin gözlerindeki hüznü asla unutmayacak. Çünkü Manisa bugün bir lider değil, bir evladını, bir ağabeyini, bir kardeşini toprağa verdi.
Ferdi Zeyrek ismi bundan sonra sadece bir tabelada, bir sokak adında değil; bu şehrin ruhunda, hafızasında ve vicdanında yaşayacak. Çünkü o sadece projeleriyle değil, tevazusuyla, sıcaklığıyla, halkla iç içe yaşantısıyla gönülleri kazandı.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor içinden: “Bu kadar erken mi gitmeliydi?”
Hayat cevap vermiyor. Zaten ne desin? Cevap değil, suskunluk düşüyor payına. Çünkü bazı kayıplar açıklanamaz. Bazı insanlar gidince, sadece bir koltuk boşalmaz; bir meydan, bir şehir, bir millet eksilir.
Bugün Manisa bir başkanını değil; sevdiği birini uğurladı.
Yarın belki yine yollar yapılacak, ışıklar yanacak, tabelalar değişecek. Ama Ferdi Başkan’ın ardından ağlayan şu şehir… İşte o, bir daha asla eskisi gibi olmayacak.