Manisa Manşet Gazetesi Manisa Haberleri Eşinin adıyla kurduğu vakıf ile kanser hastalarına şifa oluyor

Eşinin adıyla kurduğu vakıf ile kanser hastalarına şifa oluyor

Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın eski başkanlarından merhum Bülent Koşmaz'ın eşi Saaded Koşmaz, kente büyük hizmetler gerçekleştiren eşinin adını yaşatmak için kurduğu Bülent Koşmaz Sağlık Sosyal Eğitim Vakfı (BÜKSEV) ile bugüne kadar Manisa'da yüzlerce tıp öğrencisi ve ihtiyaç sahibi kanser hastasının yardımına koştu. Aynı zamanda eşinin ve babaannesinin hayat hikayesini konu alan kitaplar kaleme alan Saaded Koşmaz, gelecek nesillere somut miraslar bırakmak istiyor. Koşmaz’ın yeni hedefi ise şehir dışından gelen hasta ve yakınları için bir konukevi yapmak.

Eşinin adıyla kurduğu vakıf ile kanser hastalarına şifa oluyor
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 6 dk

Yaptığı hizmetler, bıraktığı eserler ve kişiliğiyle Manisa’nın unutulmaz simaları arasına giren Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nın eski başkanlarından merhum Bülent Koşmaz’ın eşi Saaded Koşmaz, eşinin adını yaşatmak için kurduğu Bülent Koşmaz Sağlık Sosyal Eğitim Vakfı (BÜKSEV) ile öğrenci ve ihtiyaç sahibi ailelerin yardımına koşmaya devam ediyor. Tıp okuyan öğrencilere ve kanser hastalığı ile mücadele eden ihtiyaç sahibi ailelere yardım edilen BÜKSEV’de tamamen gönüllük esas alınıyor. Yeni projeleri arasında hasta konuk evi de olan vakıfta, hasta ve hasta yakınlarına maddi ve manevi destek sağlanıyor.


ŞEHİR DIŞINDAN GELEN HASTALAR KONUK EDİLİYOR


Kurdukları vakıf aracılığı ile yüzlerce kanser hastası çocuğa destek verdiklerini ve vermeye de devam ettiklerini belirten Saaded Koşmaz “Ulaşım ağı en yüksek olan ve en uygun fiyatlı olan marketleri seçerek ailelerimize market kartları veriyoruz. Arada ekstrem bir bağışçımız çıkıyor ‘Ben et parası vermek istiyorum’ diyor. Biz de vakıf olarak buna aracılık ediyoruz. Vakfımızdan nakit para geçirmeyi tercih etmiyoruz, bu nedenle desteklerimizi market kartları ile yapıyoruz. Yakın zamana kadar şehir dışında gelen maddi durumu yerinde olmayan hastaları, özellikle radyasyon tedavisi gören hastaları en az bir ay süresince anlaşmalı olduğumuz otellerde konuk konaklatıyorduk. Fakat tabii yılbaşı öncesi çıkan o otel yangınları Manisa'da da birçok otelin kapanmasına neden oldu. Bu nedenle şuanda bunu yapamıyoruz. Manisa'daki çok büyük oteller, ‘Biz konuk edelim.’ diyorlar ama bizim hastalarımız, Anadolu'dan şalvarıyla gelmiş bir kadın, kasketiyle gelmiş bir amca o otellerin içinde rahat edemez. Bu nedenle şu anda bu işlemi gerçekleştiremiyoruz. Bunu biz Anadolu kültürünü almış ufak otellerde yapıyorduk. Ama işte bundan sonraki hedefimiz hasta konuk evleri yapmak. Hedefimizde o var. Bir de hedefimizde Manisa'ya liseler arası bilim merkezi yapmak istiyoruz, fen lisesi öğrencilerine yönelik.” dedi. 


“MANİSA’YA HİZMET AŞKIYLA DOLUYDU”


Eşinin Manisa’da yetişmiş biri olduğunu ve hayatının badirelerle geçtiğini söyleyen Koşmaz, “Manisa'nın çarşısında yetişmiş. Manisalı abiler yetiştirmiş. O da o kültürü çok güzel almış. Manisa'ya hizmet etme aşkıyla doluydu içi. Başka bir şehre veya başka bir ülkeye gittiğinde oradan dönerken mutlaka kafasında bir Manisa projesiyle dönerdi. Belediye başkanlarımız fikirlerine çok değer verirdi. Bir ağabeydi onlar için de. Bir de kadınlara çok önem veriyordu. Kadın girişimciler kurulu vardır Ticaret ve Sanayi Odası'nın. Onun döneminde yöneticilik yapmış üyelerimiz şu anda vakfımızla da iç içe olan insanlar. Çünkü ‘Bize bir abi, bir kardeş, bir amca oldu. Baba gibi bile hissettiğimiz oldu. Bülent Bey sadece oda çalışmalarında değil, kişisel meselelerimizde de çok destek oldu’ diyorlar. Hâlâ onu sevgiyle anan insanlar var. Hayatı fevkalade iyi okumuştu. Hayatın içinden gelen bir insandı. Manisa'nın mahallelerinden gelen bir insandı ve arkasında hep dost biriktirerek bir yerlere gelmişti. ‘Sadece doğru yolda, çizgisinde gidilecek insanlar’ derdi. ‘Ne şehrine, ne vatanına, ne bayrağına ihanet etmeyecek’ derdi. O çizgisinden hiç vazgeçmedi eşim. Güçlü olan insanların adil olması gerektiğini düşünürdü ve kendi hayatının içinde de adaleti uygulayan bir insandı. Kendi çevresine karşı adil bir insandı. Onun için bugün hala Herkes tarafından çok güzel anılıyor.” ifadelerini kullandı. 


“FERDİ ZEYREK VAKFININ KURULMASI GURUR VERİCİ”


Ferdi Zeyrek Vakfı’nın kuruluşunda Nurcan Zeyrek ile görüşerek desteklerini ilettiğini ve çıktığı yolda Nurcan Zeyrek’i kutladığını belirten Koşmaz, “Ferdi bizim oğlumuzdu. Benim oğlum gibi sevdiğim bir insandı. Biz onun gençliğini biliyoruz. Genç yaşta onu kaybetmenin çok büyük bir üzüntüsünü yaşadık. Ferdi Zeyrek Vakfı’nın kurulması gerçekten gurur verici bir olay. Nurcan'ı bu konuda kutluyorum. Kendisiyle vakıf kurulurken bir görüşmemiz oldu. Her zaman yanında olduğumuzu söyledim kendisine. Tecrübelerimizden faydalanabileceğini, birbirimize destek olabileceğimizi ifade ettik. Bülent Bey ve Ferdi hem bizde hem Manisalılarda büyük bir sevgi bıraktı. Yani bugün ben Saaded Koşmaz olarak bu vakfı yaşatıyorsam; Nurcan Zeyrek, Ferdi Zeyrek vakfını yaşatıyorsa bunlarda Ferdi Zeyrek'in de Bülent Koşmaz'ın da emeği vardır. Allah onların ruhlarına da değdirsin inşallah yapılan iyilikleri.” ifadelerine yer verdi. 


“İLK GÜNE GÖRE ÇOK GELİŞTİM”


Vakıf yolculuğunun kendisini çok geliştirdiğini aktaran Koşmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim uzun bir geçmişimiz var. Yani yaş olarak şu anda ben 71 yaşındayım. Eşimle birlikte bizim hayatımız ailelerimizin içinde, büyüklerimizin yanında geçti. Yani o iyilik yapma, insanlara yakın olma mantığıyla başladığımız vakıfta kendimizi şu anda sorunları iyice görebilen biri olarak görüyorum kendimi. Bu arada vakıf işlerini çok iyi öğrendim. Yani kendimi ilk güne göre daha gelişmiş olarak görüyorum diyebilirim.


“GÜNÜMÜ VAKIF YARARINA ÇALIŞARAK GEÇİRİYORUM”


Günlük hayatımda ben de normal bir ev hanımıyım zaten tek başıma yaşıyorum. Bir dönemim torunum büyütmekle, onunla ilgilenmekle geçti. Şimdi akşamüstüne onu illa inip okul aracından alıyorum, onunla biraz vakit geçiriyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum. İşte hep bir yemek yapayım, bir şeyler yapayım onlarla uğraşıyorum. Onun dışında da vakıf yararına bir şeyler yapalım diye bir şeyler örüyoruz, dikiyoruz. Bir uygulamada kendi sayfam var, vakıf adına oradan satış yapıyorum. Oradan gelen paraları da vakıfa aktarıyorum. 


“KIZIM ‘OLAYLARI SEN BİLİYORSUN SEN YAZ’ DEDİ”


Eşime hep derdim ki sağlığında ‘Bülent gel şu yaşadıklarını bir kaleme aldıralım’. O da şey yapardı hep ya ‘Kime yazdıracağız biz bu kitabı’ derdi. Açıkçası hiç düşünmedim kendim yazmayı. Sonra bir iki kişiyi teklif ettim. Böyle ‘Nasıl yapabiliriz? Yazabilir miyiz? Ben anlatayım, siz yazın’ şeklinde ama olmadı. Sonra büyük kızım dedi ki: ‘Anne neden başkalarıyla kafa yoruyorsun?’ dedi. ‘Senin yazımın çok güzel, dilin iyi. Olayları sen biliyorsun. Neyin yazılması gerektiğini, neyin yazılmaması gerektiğini onları da biliyorsun. Gel sen başla dedi.’ Ben 2014'te eşimi kaybettim. Ardından 1 Ocak itibarıyla başladım çalışmaya. Ve 2015 yılında ölüm yıl dönümüne yetiştirdim ben kitabı. İlk baskısı 2015 Mayıs ayıdır kitabımın.


“GEÇMİŞİMİZİ BİLSİNLER DİYE YAZDIM”


Balkanların Hüzünlü Gelinleri gerçek bir hayat hikayesini, benim ailemin hikayesini anlatıyor. Babamın ailesinin Balkan göçünü anlatan gerçek bir hayat hikayesi ve gerçeklerden yola çıkarak kurgulandı. Yani anlatılan olaylarda hiç abartı yok. Birebir babaannemin anlattıkları kitapta yer alanlar. Bu kitabı yazmak için yola çıkarken torunlarım, çocuklarım bizim geçmişimizi bilsin diye düşündüm. Geçmişini bilmeyen insan geleceğine yön veremez. Ondan böyle bir anı olarak, aile anısı olarak kalması için yola çıktım. Ama bu kitapta çok rağbet gördü. 


“GENÇLERE TEK TAVSİYEM OKUMALARI”


Temenni ederiz ki gençler okusun. Manisa'yı daha iyi tanımak için okusunlar. Kitap okumak çok önemli. Ben her zaman şunu diyorum ‘Lütfen, internet kirliliğinden uzak durun. Böyle değerli yazarların dünya klasiklerini okuyun, Türk klasiklerini okuyun. Bizim çok değerli yazarlarımız var. Görüşünüz uysun ama uymasın. Gerek siyasi olsun, gerek din olarak olsun okuyun’ diyorum. Geçen gün bana diyorlar ki, ‘Bugünkü aklınızla ne yapardınız Saaded Hanım?’ Ben de onlara dedim ki ‘Üç tane üniversite bitirirdim’.  Bugünkü bu şartlarda gençlerin gerçekten okumaları lazım. Hem bilim okusunlar, hem Türk dili ve edebiyatını bilsinler. Yani onların insanlarla ilişkilerini düzenliyor öğrendikleri ve okudukları kitaplar. Bu nedenle gençlere tek tavsiyem okumak, okumak, okumak.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız