Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı araştırmacıları Berna Bilgin Şahin, Hüseyin Buğra Sert, Emir Can Çetin, Kerime Çolak, Rojda Baynal, Mert Güçer, Veli Öztop, Umut Ulaş İşler, İrem Ozandı ve Ekin Türker tarafından gerçekleştirilen araştırmada, Manisa’da yaşayan 18-64 yaş arasındaki kadınların şiddet maruziyeti ve şiddete karşı tutumları incelendi. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 39,3 olarak belirlenirken, katılımcıların yüzde 28’inin göç öyküsünün bulunduğu tespit edildi. Kadınların yüzde 51,4’ü gelirinin giderine eşit olduğunu, yüzde 24,3’ü ise gelirinin giderinden daha az olduğunu ifade etti.

EN YAYGIN ŞİDDET DUYGUSAL ŞİDDET
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, kadınların yaşamları boyunca maruz kaldıkları şiddetin boyutunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 76’sı hayatında en az bir kez şiddetin herhangi bir türüne maruz kaldığını belirtirken, yüzde 24’ü şimdiye kadar herhangi bir şiddet yaşamadığını ifade etti. Şiddet türleri arasında ilk sırada yüzde 73,9 ile duygusal şiddet yer aldı. Kadınların yüzde 41,9’u fiziksel, yüzde 36,8’i ekonomik, yüzde 14,3’ü cinsel, yüzde 8,8’i ise siber şiddete maruz kaldığını bildirdi. Kadınların yüzde 12,9’u gebelik döneminde de şiddet gördüğünü söyledi. Araştırma, şiddetin yalnızca bireysel bir deneyim olmadığını, kadınların çevresinde de oldukça yaygın olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 57,4’ü çevresinde şiddet gören bir kadın bulunduğunu belirtti. Şiddet gören bir kadına nasıl yardımcı olacakları sorulan katılımcıların yüzde 38’i yardım etmeye çalışacağını, yüzde 29,8’i resmi kurumlara bildireceğini, yüzde 17,9’u ise durumu eşine, dostuna veya akrabasına söyleyeceğini ifade etti. Kadınların yüzde 10’u ise hiçbir şey yapmayacağını söyledi.

ŞİDDET GÖRÜNLERİN YÜZDE 42’Sİ YARALANDI!
Araştırmada son 12 aylık dönem de ayrıca değerlendirildi. Buna göre kadınların yüzde 21’i son bir yıl içerisinde şiddete maruz kaldığını ifade etti. Son bir yılda şiddet gören kadınların yüzde 49,3’ü şiddetin nadiren yaşandığını belirtirken, yüzde 30,4’ü ayda bir veya iki kez, yüzde 15,9’u haftada bir, yüzde 4,3’ü ise haftada iki-üç kez şiddete maruz kaldığını bildirdi. Şiddetin nedenleri arasında yüzde 66,7 ile eşle ilgili sorunlar ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 31,9 ile maddi sorunlar, yüzde 27,5 ile erkeğin ailesiyle yaşanan sorunlar, yüzde 5,8 ile kadının ailesiyle yaşanan sorunlar ve yüzde 11,6 ile diğer nedenler takip etti. Şiddet gören kadınların yüzde 42’si yaşanan şiddet sonucunda yaralandığını belirtirken, yüzde 58’i yaralanmadığını ifade etti.
SADECE 2’Sİ İLGİLİ YERLERE BAŞVURDU
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, şiddet gören kadınların resmi kurumlara başvuru oranında ortaya çıktı. Son 12 ay içinde şiddet gördüğünü belirten 69 kadından yalnızca 2’si, yani yüzde 2,9’u herhangi bir kuruma başvurdu. Kadınların yüzde 97,1’i ise yaşadığı şiddet nedeniyle herhangi bir kuruma başvurmadığını ifade etti. Şiddet karşısındaki tepkiler incelendiğinde kadınların yüzde 40,6’sı sözle karşılık verdiğini, yüzde 31,9’u alttan aldığını, yüzde 14,5’i sustuğunu, yüzde 4,3’ü ise fiziksel olarak karşılık verdiğini söyledi. Kadınlara imkânları olması halinde yaşadıkları şiddet karşısında ne yapmak istedikleri de soruldu. Katılımcıların yüzde 31,9’u boşanmak istediğini, yüzde 20,3’ü eşine şiddet uygulamak istediğini, yüzde 5,8’i resmi bir kuruma başvurmak istediğini belirtti. Yüzde 24,5’i ise hiçbir şey yapmak istemediğini ifade etti.

ŞİDDETİN KÖKLERİ ÇOCUKLUKTA BAŞLIYOR
Araştırmada dikkat çeken bir başka sonuç ise şiddet deneyiminin çocukluk dönemine kadar uzanması oldu. Kadınların yüzde 53,2’si çocukluğunda aile içi şiddete tanık olduğunu, yüzde 36,8’i ise çocukluğunda aile içi şiddete maruz kaldığını belirtti. Eşlerin çocukluk dönemleri incelendiğinde ise oranların daha da yükseldiği görüldü. Kadınların yüzde 66,9’u eşinin çocukluğunda aile içi şiddete tanık olduğunu, yüzde 54,1’i ise eşinin çocukluğunda aile içi şiddete maruz kaldığını ifade etti. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 32’si daha önce çocuğuna şiddet uyguladığını da bildirdi. Bu bulgular, araştırmacıların değerlendirmesine göre şiddetin yalnızca yetişkinlik döneminde ortaya çıkan bir sorun olmadığını, çocukluk döneminde öğrenilen ve sonraki yaşam dönemlerine taşınabilen bir davranış biçimiyle de ilişkili olabileceğine işaret ediyor.
GEBELİK SAYISI ARTTIKÇA ŞİDDET RİSKİ DE ARTIYOR
Araştırmada şiddetle ilişkili faktörler de ayrıntılı olarak incelendi. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde gebelik sayısı ile son 12 ayda şiddete maruz kalma arasında pozitif yönlü ilişki saptandı. Araştırmaya göre her bir gebelik sayısı artışı, kadının şiddet görme riskini 1,65 kat artırdı. Tek değişkenli analizlerde ise düşük eğitim düzeyi, eşin düşük eğitim düzeyi, eşin 36-45 yaş arasında olması, alt sosyal sınıfta yer alma, eşin alkol kullanması, 20 yaş ve altında evlenme, eşin ilk evliliğinin olmaması, üç veya daha fazla gebelik yaşama, geleneksel aile planlaması yöntemleri kullanma, çevrede şiddet gören bir kadın yakınının bulunması ve çocukluk döneminde aile içi şiddete tanık olma veya şiddete maruz kalma ile son bir yılda şiddet görme arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Buna karşılık kadının yaşı, çalışma durumu, yaşadığı mahallenin niteliği, aile tipi, Manisa’ya göç durumu, sigara kullanımı, ilk doğum yaşı, kronik hastalık veya psikiyatrik hastalık bulunması ile son bir yılda şiddete maruz kalma arasında anlamlı ilişki saptanmadı.

EĞİTİM YÜKSELDİKÇE ŞİDDETE KARŞI TUTUM GÜÇLENİYOR
Araştırmada yalnızca kadınların şiddet deneyimleri değil, şiddete yönelik tutumları da değerlendirildi. İSKEBE Tutum Ölçeği kullanılarak yapılan değerlendirmede kadınların ortalama puanı 113,9±24,2 olarak belirlendi. Araştırmacılar, kadınların eğitim seviyesinin görece düşük olmasına rağmen kadına yönelik şiddete karşı tutumlarının olumlu olduğunu değerlendirdi. Tutum ölçeğindeki toplam puanın 10 puan artmasıyla şiddet görme riskinin yüzde 70 oranında azaldığı belirtildi. Kadının şiddete karşı tutumunu etkileyen başlıca değişkenler arasında gebelik sayısı, yaşanılan mahallenin niteliği, eğitim düzeyi ve çocukluk döneminde aile içi şiddete maruz kalma durumu yer aldı.
ŞİDDETİN AZALMASI İÇİN EĞİTİM ŞART
Araştırmanın sonucunda, bölgede kadınların maruz kaldığı farklı şiddet türlerinin sıklığının ve kadınların şiddete karşı tutumlarının ülke ortalamasının üzerinde olduğu değerlendirildi. Araştırmacılar, kadının son bir yıl içerisinde şiddete maruz kalmasını etkileyen en önemli değişkenlerin gebelik sayısı ve şiddete yönelik tutumu olduğunu belirtti. Kadının şiddete yönelik tutumunu etkileyen faktörler arasında ise gebelik sayısı, yaşanılan mahallenin niteliği, eğitim düzeyi ve çocukluk döneminde aile içi şiddete maruz kalma durumu öne çıktı. Çalışmada, kadınların eğitim seviyesinin artırılmasının şiddetin önlenmesinde önemli bir faktör olduğu vurgulandı. Bu kapsamda kız çocuklarının eğitimlerine devam etmeleri konusunda kendilerinin ve ailelerinin teşvik edilmesi önerildi.
