Manisa Manşet Gazetesi Manisa Haberleri Manisa üzümü dünyaya gidiyor ama Manisa’da yeterince değerlendirilmiyor: Üzümün ekonomik değeri ihracatla sınırlı kalmamalı

Manisa üzümü dünyaya gidiyor ama Manisa’da yeterince değerlendirilmiyor: Üzümün ekonomik değeri ihracatla sınırlı kalmamalı

Türkiye’nin üzüm üretiminin yüzde 36,6’sını karşılayan Manisa, kuru üzümde de güçlü bir konuma sahip. Ancak akademik bir araştırma, üzümün ekonomik değerinin ihracatla sınırlı kaldığına dikkat çekerek gastronomi, turizm ve katma değerli ürünler konusunda kentin büyük bir potansiyeli henüz yeterince kullanamadığını ortaya koydu.

Manisa üzümü dünyaya gidiyor ama Manisa’da yeterince değerlendirilmiyor: Üzümün ekonomik değeri ihracatla sınırlı kalmamalı
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 6 dk

Manisa Celal Bayar Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç. Dr. Pınar Güner Koçak’ın İletişim ve Diplomasi Dergisi’nin Gastrodiplomasi Özel Sayısı’nda yer alan araştırmasında, Manisa üzümünün kent kimliğindeki yeri ve sahip olduğu potansiyel farklı yönleriyle ele alındı. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü uzmanlarıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan çalışmada; üzümün kent sembolü niteliği, tanıtım ve markalaşma çalışmaları, gastronomi alanındaki kullanım imkanları, iç pazardaki tüketimi ve uluslararası alanda tanıtılmasına yönelik fırsatlar incelendi. Araştırmada ayrıca üzümün Manisa’nın turizm potansiyeline sağlayabileceği katkılar da değerlendirilirken araştırma kapsamında Enstitünün farklı bölümlerini temsil eden 6 uzmanla toplam 3 saat 58 dakikalık görüşme gerçekleştirildi. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirildi. 

ÜRETİMDE MANİSA’NIN PAYI YÜZDE 36,6

Araştırmada, Manisa’nın Türkiye’nin üzüm üretimindeki önemli konumuna ilişkin verilere de dikkat çekildi. Tarım ve Orman Bakanlığının Tarım Ürünleri Piyasası Raporu’na göre, Türkiye’deki toplam üzüm üretiminin yüzde 36,6’sı Manisa’da gerçekleştiriliyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2021 tarihli raporunda ise Türkiye’nin kuru üzüm üretiminin yüzde 87’sinin Manisa tarafından karşılandığı belirtiliyor. Türkiye’nin üzüm ihracatında çekirdeksiz Sultani üzümün payının yüzde 95 olduğu, dünya kuru üzüm ihracatının yüzde 31,72’sinin ise Türkiye’den, özellikle Manisa’dan tedarik edildiği ifade ediliyor. Kentte yetiştirilen Sultani Çekirdeksiz Üzüm’ün yanı sıra Saruhanlı Çekirdeksiz Beyaz Üzüm, Manisa Asma Yaprağı ve Alaşehir Asma Yaprağı da coğrafi işaretle tescillenmiş ürünler arasında yer alıyor. Araştırmada, söz konusu coğrafi işaretlerin üzümün Manisa’nın kent sembolü olarak öne çıkarılması açısından önemli bir dayanak oluşturduğu vurgulanıyor.

KURUMLAR ARASI KOORDİNASYONDA SORUN VAR

Hazırlanan çalışmada Manisa üzümünün tanıtımına yönelik çeşitli çalışmalar yürütüldüğü, ancak bu çalışmaların ortak ve sürdürülebilir bir strateji çerçevesinde bir araya getirilemediği belirtildi. Uzman görüşlerine göre kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, akademisyenler ve diğer paydaşlar tarafından farklı tanıtım faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Bununla birlikte, söz konusu girişimlerin büyük ölçüde birbirinden bağımsız şekilde yürütülmesi, Manisa üzümünü ortak bir kent markası çatısı altında anlatmayı ve bütüncül bir tanıtım dili oluşturmayı güçleştiriyor.

ÜZÜMÜN EKONOMİK DEĞERİ İHRACATLA SINIRLI KALIYOR

Araştırmada uzman görüşlerinin öne çıkan başlıklarından biri de Manisa üzümünün yüksek üretim ve ihracat kapasitesine rağmen katma değerli ürünlere yeterince dönüştürülememesi oldu. Uzmanlara göre Manisa üzümünün uluslararası pazardaki güçlü konumu büyük ölçüde kuru üzüm ihracatına dayanıyor. Üreticilerin üzümü çoğunlukla daha başlangıç aşamasında kurutmalık olarak planlamasının da farklı ürünlerin geliştirilmesini sınırladığı ifade edildi. Uzman görüşlerine göre bu durum, üzümün ekonomik değerinin önemli bir bölümünün ürün Manisa’dan çıktıktan sonra başka ülkelerde oluşturulmasına yol açabiliyor. Ayrıca uluslararası pazarda fiyat odaklı rekabetin, daha düşük fiyat sunan rakip ülkeler karşısında Manisa üzümünün kırılganlığını artırabileceği değerlendirildi.

ONLARCA FARKLI GASTRONOMİK ÜRÜN ÜRETİLEBİLİYOR

Manisa üzümünün ekonomik ve gastronomik potansiyelinin, yalnızca sofralık tüketim veya kuru üzüm üretimiyle değerlendirilmediği de araştırmada ortaya konuldu. Üzümün farklı işleme yöntemleriyle şıra, pekmez, sirke, reçel, turşu ve şerbet gibi çeşitli ürünlere dönüştürülebildiği, asma yaprağı ve üzümden elde edilen farklı ürünlerin de bu çeşitliliği artırdığı belirtildi. Kentte bu potansiyelin geliştirilmesine yönelik bilimsel çalışmaların da sürdüğü ifade edildi. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsünün ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü araştırmalarla üzümden yeni ürünler elde edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiği kaydedildi. Araştırmada, bilimsel çalışmaların üretim ve ticari değere dönüşebilmesi için özel sektörün sürece daha fazla dahil olması, yeni ürünlerin tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bunun yanında araştırmacılara yönelik desteklerin artırılması, hibe imkanlarının farklılaştırılması ve üreticilerin üzümün alternatif kullanım alanları konusunda bilgilendirilmesinin sektöre katkı sağlayacağı vurgulandı.

MANİSA’DA ÜRETİLİYOR AMA YETERİNCE TÜKETİLMİYOR

Çalışmada dikkat çeken başlıklardan biri de “iç tüketim paradoksu” oldu. Çalışmaya göre Manisa’da yaşayanlar üzümü ağırlıklı olarak sofralık, meyve ve kuru üzüm şeklinde tüketiyor. Buna karşılık üzümden geliştirilebilecek gastronomik ürünlerin çeşitliliğinin oldukça yüksek olduğu belirtildi. Makaledeki görüşlerde üzümün yalnızca meyve veya kuru üzüm olarak değil, farklı yiyecek ve içeceklerin içerisinde daha fazla kullanılmasının hem iç tüketimi hem de ürün çeşitliliğini artırabileceği ifade edildi. Araştırmada, Manisa’da üzüm üretiminin yaygın olmasının ürünü gündelik yaşam içerisinde sıradanlaştırabildiği ve bu nedenle üzümün kent içinde bir gastronomi deneyimine dönüşmesinin zorlaştığı da belirtildi.

GASTRODİPLOMASİ POTANSİYELİ BULUNUYOR

Manisa üzümünün gastrodiplomasi açısından da önemli bir potansiyel taşıdığı da araştırmada belirtildi. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü uzmanlarının farklı ülkelerde üzümden geliştirilen ürünleri incelediği ve Türk kültürü ile mutfağına uygun yeni içerikler geliştirmeye çalıştığı aktarıldı. Araştırmada, Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsünün uluslararası konuklarını ağırlayarak burada geliştirilen ürünleri tanıtmasının, üzümün kentin gastronomik kimliğiyle birlikte dünyaya aktarılması bakımından önemli bir fırsat sunduğu belirtildi. Enstitüde gerçekleştirilen ürün tadımları ve tanıtım faaliyetlerinin, gastronominin ülkeler ve toplumlar arasında bir iletişim aracı olarak kullanılmasını ifade eden gastrodiplomasi kapsamında değerlendirilebileceği ifade edildi. Bununla birlikte, gastrodiplomasi kavramının yerel ölçekte yeterince tanınmadığı ve bu alandaki çalışmaların henüz ortak bir çerçeveye oturmadığı tespit edildi. Araştırmada, Manisa üzümünün uluslararası tanıtımında gastronominin daha etkin kullanılabilmesi için farklı kurum ve paydaşların çalışmalarını bir araya getiren kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı.

BAĞ ROTALARI VE TADIM ALANLARI ÖNERİLDİ

Araştırmanın sonuç bölümünde Manisa üzümünün kent markası olarak daha güçlü biçimde konumlandırılması için çeşitli önerilere yer verildi. Buna göre kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin üzüm ve üzümden üretilen ürünlere kolayca ulaşabilecekleri işletmelerin artırılması, bağ yolu rotalarının oluşturulması ve üzümün mevcut gezi rotalarına dahil edilmesi önerilirken Ayrıca üzüm ve üzümden elde edilen ürünlerin tadılabileceği alanların artırılması, hediyelik eşya olarak üzüm ürünlerinin çeşitlendirilmesi ve üzümün kent içerisinde deneyimlenebilecek bir gastronomik değere dönüştürülmesinin kent markalaşmasına katkı sağlayabileceği belirtildi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız