Manisalı Türk bilim insanı Prof. Dr. Mustafa Güzel, azim, çalışkanlık ve bilime olan tutkusu sayesinde Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri'ne uzanan örnek bir başarı hikayesine imza attı. Güzel, 33 yıllık Amerika kariyerine 12 bin molekül sığdırmış, şu an ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nde(FDA) ilaç denetleyen bir Türk bilim insanı. "Ülkeme borcum var" diyerek Türkiye’ye döndüğü dönemde, yerli korona ilacını sadece 40 günde ekibiyle beraber sentezlemeyi başarmış. Babalar Günü'nde bile çocuklarını görmeden laboratuvarda sabahlayarak o formülü kendi elleriyle nasıl var ettiğini tek tek kanıtladığını belirten Mustafa Güzel, o dönem ortaya koyduğu başarının “Bu ilacı biz yapmadık, Çin'den hazır getirdik” iddialarıyla gölgelenmek istendiğini belirtti.

YÜZÜNDEKİ ERGENLİK SİVİLCELERİ İLHAM OLDU
Manisa'nın Demirci ilçesine bağlı Ahmetler Mahallesi'nde kerpiç bir evde dünyaya gelen Prof. Dr. Mustafa Güzel, bilime olan tutkusu sayesinde Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri'ne uzanan örnek bir başarı hikayenin kahramanı. Bugün ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nde (FDA) onkoloji ve hematoloji alanındaki ilaçların değerlendirilmesinde görev yapan Güzel'in yaşam öyküsü, geçtiğimiz günlerde ABD'de yaşayan Türklerin hayat hikayelerini konu alan "Seyir" adlı YouTube programında da anlatıldı. Prof. Dr. Mustafa Güzel, çocukluk yıllarında yüzünde çıkan ergenlik sivilcelerinden kurtulmanın yollarını ararken, eczacı çırağı arkadaşıyla birlikte eczanenin laboratuvar bölümünde amatörce sivilce kremleri hazırlayarak kimya ve ilaç geliştirmeye ilgi duymaya başladı. Demirci'de kimya öğretmeni Mehmet Tamer'in teşvikiyle bilime olan sevgisi daha da güçlenen Güzel, Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü'nü kazandı. Üniversitenin ardından öğretmenlik yapan Güzel, Marmara Üniversitesi'nde organik kimya alanında yüksek lisans eğitimine başladı. 1993 yılında YÖK bursuyla ABD'ye giden Prof. Dr. Güzel, South Carolina'daki Clemson Üniversitesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Daha sonra Cleveland ve Boston'da doktorasını sürdürerek ilaç geliştirme alanında uzmanlaştı.

“AMERİKA HAYALİMDE HİÇ YOKTU”
Amerika sürecini anlatan Prof. Dr. Mustafa Güzel, “Amerika hayalimde inanın yoktu. Hatta Profesör Doktor Kemal Yelekçik hocam beni aslında ikna etti. Çünkü kendisi de Amerika'da eğitim almıştı. Hem doktorasını burada yapmıştı. Doktora sonrası araştırma da burada yapmıştı. Ben orada YÖK'ün açmış olduğu sınavı kazandım. YÖK yurt dışına araştırma görevlisi, öğretim görevlisi yetiştirmek üzere ihtisas yapmak üzere yaklaşık 1.000-1.500 civarında araştırmacı yani asistan ihtisas yapmak üzere göndermek istiyordu. Ben de onu kazananlardan biriyim. İşte gitsem mi gitmesem mi ben dedim 27-28 yaşına geldim. Kemal Hocamın teşviki ile geldim. Çapa Fen Lisesi'nden yani Anadolu Öğretmen Lisesi'nden en son ayrıldığım iki valizimle çünkü öğrencilerim beni artık oradan yolcu etmişti.
93 YILINDA YOLCU EDİLDİ, ARDINDAN MEVLİT OKUNDU
O günü de hiç unutamıyorum. Aslında ihtisasımı yapayım doktoramı yaparım. Geri dönerim. O arada üniversitemde bulunacağım. Üniversitede İzmir'de yüksek teknoloji üniversitesiydi. Orayı kazanmıştım. YÖK'ün açmış olduğu sınavda. Oranın organik kimya profesörü olacaktım. Fakat tabii ki yıllar sonra süreç değişti. Annem, babam üzüldü tabii. Ya oğlum biz seni bir daha göremeyiz. Nasıl göreceğiz? Hatta belki gelirsiniz dedim. Hiç annem, babam da buraya gelme nasip olmadı. Hatta hiç unutamıyorum rahmetli babam. Ben oğlum dedi seni bir daha belki düğününü göremem. Bekar geldim Amerika'ya. Ben bir mevlit yapmak istiyorum senin için dedi. Ve yaklaşık 300 kişi diye mevlitler, Kur'an-ı Kerim'ler okunuyor. Hiç unutamıyorum. 93 yılında istemeye istemeye gönderdiler. Geliş o geliş tabii. Hala buradayız.” ifadelerini kullandı.
“KOVİD İLACINI 40 GÜNDE GELİŞTİRDİK, İNANMADILAR”
COVID-19 salgını döneminde ise TÜBİTAK Türkiye Platformu bünyesinde yer alan sekiz ilaç geliştirme ekibinden birinde görev alan Güzel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben Tübitak Covid-19 Türkiye Platformu'nda 8 hoca ilaç geliştiriyordu, 8 hoca da aşı geliştiriyordu. O hocalardan birisiydim. İki tane projede yer aldım. O ilaçları tamamen yerli ve milli şartlarda geliştirmeye başladık. Yaklaşık 40 günde bu ilacı geliştirdik. Bir malzeme siparişi yapıyorsunuz 6 hafta sürüyor. Burada benim ısmarladığım malzeme ertesi gün masamda. Gerçekten zor şartlar altında Türkler birbirlerinin kenetlemeyi çok iyi başarıyor. Türkiye koronavirüse karşı kendi ilacını üretti. Seri üretime geçişinin mutluluğunu hep beraber yaşıyoruz. Kimseyi de inandıramadık bu arada. Yani çünkü Türkiye'de yapılmadığı için daha önce şey yapılmadığı için hatta ruhsat almaya gideceğiz Ankara'ya.
“ALLAH RAZI OLSUN”U DUYMAK İÇİN YAPTIM
Ruhsat Dairesi Başkanı veya TCK Başkanı dedi ki: ‘Hocam sizinle ilgili resmi şikayet var. Çünkü sizin bu ilacı yapmadığınız Çin'den getirildiği söyleniyor.’ dedi. Yani inanın çok benim bu yani öldüm dokundu bana. Yani ben babalar gününde bile evlatlarım görememiştim. O yüzden ilaç geliştirmediniz diyen kişiye beyaz önlüğümü giyip laboratuvara girmişim. O arada ben bir iki test yapıyorum. Yani asitle bir şeyi çöktürmeye çalışıyorum. Ve başarılı olmuşum ve çok bu beni memnun etmişti. O arada çok mutluyum. Başkana da bunu gösterdim. Dedim ki bakın benim babalar gününde evlatlarımdan ayrı ben bu ilacı geliştirmeye çalışıyorum. Ve size de hala bu ilacı geliştirdim geliştirdiğime inandıramıyorum. Alın size dedim ispatı. Hatta yaşlı bir kadıncağız yatakta beni yaptığım ilacı aldıktan sonra iki gün ayakta kaldım. Allah razı olsun bu ilacı yapandan diye. Zeynep Hanım da yanındaydı. Zeynep Hanım ben bu lafı söylemek için, duymak için yaptım bu ilacı dedim.”
“BİZİM BU TOPRAKLARA BORCUMUZ VAR”
Yaklaşık 33 yıllık Amerika kariyerine rağmen Türkiye'ye olan bağlılığını hiç kaybetmediğini vurgulayan Güzel, “2011'den sonra ben aslında ait hissettiğimiz topraklara artık yönelmeye başladık. O arada da 3-5 arkadaşımı toprağa verdim açıkçası ve kendi kendime de sordum. Mustafa bir gün sen de burada olabilirsin. Bir gün seni birisi gömecek yani sen burada mı gömülmek istersin? Türkiye'de mi? Kendi ne ait hissettiğin topraklarda mı olmak istersin? Hep bu soruları sormaya başladım. O arada Medipol Üniversitesi'yle ki yetkili arkadaşla tanıştım. Eşimle de istişare ettim. Ya biz artık dedik ya memlekete dönelim, ülkemize hizmet edelim. Bizim bu topraklara borcumuz var. Eşim tabii çocuklar liseyi okudukları için gelemedi ilk yıllarda. Ben 2014'te Türkiye'ye döndüm. Çok güzel laboratuvarlar kurduk. Yani ilaç Geliştirme konusunda. 2010 yani 20'ye kadar TÜBİTAK'ta 24 civarında proje verdim. Tabii ki hepsi desteklenmedi projelerimiz” dedi.
“İYİ ROL MODEL OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Güzel, gençlere de önemli tavsiyelerde bulunarak, “Hala etrafımızda savaşlar oluyor. Olmasına rağmen hayat devam ediyor. Ve biz insanlara ışık olmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızı iyi yetiştirmeye çalışıyoruz ve insanlara aslında iyi bir rol model olmaya çalışıyoruz. Yarın bir gün arkamızdan belki de evlatlarımız, yetiştirdiğimiz aslanlar belki de çok bu konuda bize bir kelam etmesi bile bize en azından ya çok iyi bir hocaydı demesi bile bizim için yeterli. Aslında bizim birikimlerimiz bunlar. Paranın olur, evin olur, arabanın olur. Maddi olarak çok şey yapabilirsiniz. Yarın bir gün hepimiz tabiri caizse 2 metrelik bir bez parçasına sarılıp gideceğiz. Çocuklar kalbinizin sesini dinleyin ve kendi mesleğinizi ona göre seçin” ifadelerini kullandı.