Manisa Manşet Gazetesi Manisa Haberleri Manisalılar, İngiliz esirleri en iyi şekilde ağırlamış

Manisalılar, İngiliz esirleri en iyi şekilde ağırlamış

Manisa’ya ilişkin tarihi önemli bir bilgi daha gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Yazar Erkan Akbalık, 1918 yılında Manisa merkezde kurulan ve onlarca İngiliz esirinin kaldığı Manisa Esir Kampı’na ilişkin çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Yazıda, İngiliz savaş esirlerinin kampta birer esir gibi değil son derece insani şekilde ağırlandığı ifade edildi.

Manisalılar, İngiliz esirleri en iyi şekilde ağırlamış
Okunma Süresi: 5 dk

Manisa’ya ilişkin tarihi önemli bir bilgi daha gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Yazar Erkan Akbalık, 1918 yılında Manisa merkezde kurulan ve onlarca İngiliz esirinin kaldığı Manisa Esir Kampı’na ilişkin çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Yazıda, İngiliz savaş esirlerinin kampta birer esir gibi değil son derece insani şekilde ağırlandığı ifade edildi.
Tarihistan.org adlı internet sitesinde Manisa tarihine ilişkin önemli bir yazı kaleme alan Erkan Akbalık, “Manisa’da bir esir kampı” adlı yazısında 1. Dünya Savaşı sürecinde faaliyet gösteren esir kamplarına ilişkin bilgiler verdi ve Manisa’da da bir esir kampı kurulduğunu ifade etti. Yazının Manisa ile ilgili bölümünde şu ifadeler yer aldı: “1915 Yılında yürürlüğe giren talimatname ile birlikte Osmanlı Devleti içindeki esir kamplarındaki uygulamalar çok küçük farklılıklar ile birlikte hayata geçirilmiştir. Talimatnameden önce de esirlerin -diğer ülkelerdeki Türk esirlere kıyasla çok kötü durumda olduğundan bahsetmek oldukça yanlış olacaktır.


YUNAN PROTESTON OKULUNDA TUTULDULAR


Manisa’da da bir esir kampı vardı. Zaman içinde kampta kalan esirlerin mevcutları farklılıklar gösterse de genellikle İngilizlerin ve bunlar içinde de İngiliz denizcilerin tutulduğu bir kamp olmuştur. Anadolu’daki İngiliz esir kamplarını doktora tezi için 2013 yılında iç ve dış kaynaklardan oldukça detaylı bir şekilde araştıran Sayın Mahmut Akkor’un tespitleri konu hakkında bizleri aydınlatmaktadır. Manisa’ya getirilen esirler, şehir merkezinde bulunan ve daha önceleri Yunan Protestan Okulu olarak kullanılan binaya yerleştirildiler. Bu binanın etrafı yüksek duvarlar ile çevrilmiş, geniş bahçesi olan ve bahçe içinde de bir evi olan bu okul, hapishane olmadığı halde yapısı itibariyle esirler tarafından hapishane olarak kabul edilmekteydi.


HER TÜRLÜ İHTİYAÇLARI GİDERİLDİ


Önceleri daha kalabalık zamanları olsa da Eylül 1918’de kamptaki esir sayısı 63 idi. Burada kalanlara esir demek diğer ülkelerdeki bizim askerlerimize haksızlık olacaktı. Yapılan muameleler ve onlara tanınan haklar ile belki de misafir demek daha uygundur. Peki, Manisa’da esir kampındakileri nerede ise muhterem(!) bir misafir gibi yaşatan bu haklar nelerdir? Kış geldiğinde esirlere odalarını ısıtmaları için kamp yönetimince kömür temin ediliyordu. Günlük 125 okka yani yaklaşık olarak 160 kg. olarak verilen miktar bile bazı esirlerce yeterli görülmüyordu. Bununla birlikte esirlere aydınlatmada kullanmaları için gaz veriliyordu. Devir savaş ve yokluk devri, esirlere sağlanan imkânın birçoğundan vatandaş yoksundu.


HER TÜRLÜ YARDIM ULAŞTIRILDI


Esirlerin parasal durumları; çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak ve alışveriş yapabilmeleri için elçilikten aylık 6 lira veriliyordu. Sivil esirler için bu paraya ek olarak firmalarından günlük 12 kuruş ve Londra’daki Merkezi Savaş Esirleri Komitesi’nden 20 İsviçre Frangı gönderilmekteydi. Yapılan yardımlar bu kadarla da kalmıyordu. The National Sailors’ & Firemen’s Union ve The Ellerman Lines LTD gibi kuruluşlar da esirlere yardım ediyorlardı. Tabii burada şunu belirtmekte fayda var bu yapılan yardımlar ve ödemeler hiçbir sekteye uğramadan Osmanlı Devleti tarafından sahiplerine veriliyordu.


HAFTADA BİR ET DAĞITILIYORDU


Farklı bir ülkede ve kültürde bulunan kişilerin en çok zorlandığı konulardan biri de hiç şüphesiz yemektir. Manisa esir kampında bulunan esirlerin yemekleri kamp yönetimi tarafından karşılanıyordu. Fakat yemekler konusunda genel bir hoşnutsuzluk vardı. Yemeklerin kalitesi ve miktarını beğenmeyen esirler için kamp komutanı dışarıdan yiyecek almalarına izin veriyordu. Hatta kendi yemeğini yapmak isteyenler için kampın bahçesine bir de mutfak kurulmuştu. Bu gıdalardan hariç olarak haftada bir kez et dağıtımı da yapılıyordu. Bu arada esirler arasında bahçede tavuk ve kaz besleyenlerde vardı.


KİLİSELERİ VE DOKTORLARI VARDI


Manisa kampında kalan esirler inançlarının gereğini yerine getirmek istediklerinde şehirde bulunan Roman Katolik kilisesinde ibadet edebiliyorlardı. İzmir’den ayda bir kez esirlere para dağıtmak amacıyla gelen askeri papaz W.H. Brett, kampa geldiği gün dini ayin düzenliyordu. Esirlerin sağlık sorunlarını ise Manisa’da bulunan askeri doktor gideriyordu. Gerektiği durumlarda kampa geliyor, hastaları tedavi ediyor ve gerekli ilaçları yazıyordu. Diş rahatsızlıkları için durum biraz daha zordu. Diş tabibi İzmir’den çağrılmaktaydı.


HASTALIKLARDAN KORUNDULAR


Temizlik bu gibi yerlerde belki de en can alıcı konuydu. Mısır’da kötü koşullar yüzünden salgın hastalıklara yakalananlar ve sterilize etmek için onları kasıtlı olarak katranlı sıvılara sokup kör edilmelerinin görünür sebebi hep temizlikti. Peki, bu temizlik Manisa kampında nasıl yapılıyordu? Kamp komutanı esirlere günlük 9 gram olmak üzere sabun tedarik ediyordu. Kıyafetlerini kendileri yıkıyorlardı. Kişisel temizlik için ise şehirde bulunan hamamı kullanabiliyorlardı. Bu hamamın 25 kuruş olan ücreti 10 kuruşa düşürülmüştü. Hamam haricinde esirler haftada 3 kez Gediz nehrini de kullanabiliyorlardı.


TENİS VE KRİKET OYUNU SERBEST


Bu kadar olumlu olduğunu düşündüğümüz şartlara rağmen Manisa kampı, sürekli olarak denetim amacıyla ziyaret edilmiştir. Bu ziyaretler bazen yerli bazen de yabancılar tarafından yapılmıştır. Kampın, İzmir’deki İngiliz Papaz tarafından 32 kez ziyaret edilmesi, esirlerin içinde bulundukları olumlu durumu özetlemektedir. Sağlanan bunca imkân ve şartlara rağmen, savaş mahkûmları teftiş kumandanı Albay Yusuf Ziya Bey, Manisa kampını ziyaret ettikten sonra, kampta düzeltilmesi gereken bazı hususlar olduğuna kanaat getirmiş olmalı ki mevcut kuralları yeniden düzenlemişti. Düzenleme ile birlikte esirlerin uymak zorunda olduğu yeni kurallar şu şekildedir: Tutsakların aşağıdaki yerlerde haftada 3 kere yürümeleri, spor yapmaları (futbol, tenis, kriket) ve diğer oyunlar için izinleri vardır:


HAFTADA BİR KEZ SİNEMAYA GİDİYORLARDI


Şehrin valisinin izniyle mahkûmlar haftada bir kez sinemaya gidebilirler ancak toplumdan ayrı oturacaklardır. Subaylar ve askerler mahkûmlara kötü muamelede bulunamazlar. Suç işleyen bir mahkûm Kumandan tarafından cezalandırılacak ve bu suçla ceza, bu amaçla tutulan bir deftere kaydedilecektir. Kumandan kendisini aştığını düşündüğü suçları üstlerine bildirecek ya da bunlar askeri mahkemenin huzuruna getirilecektir. Kampın kumandanı tarafından verilen tüm emirler askerler ve mahkûmlar arasında yanlış anlamaya mahal vermemek için İngilizceye çevrilecek. Askerler kendilerine verilen emirlerin sınırlarını aşamayacaklardır. 

HABER MERKEZİ

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız