Son dönemde kırsal bölgelerde yılan görülme sıklığının artması, vatandaşlar arasında endişeye neden oldu. Ancak uzmanlar, bu durumun biyolojik bir patlamadan ziyade, mevsimsel şartların bir sonucu olduğunu belirtiyor.
ASLINDA YILANLAR ÇOĞALMADI, SADECE DAHA FAZLA 'DIŞARIDALAR'
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zülfü Yıldız, yılanların doğadaki yaşam döngülerine dikkat çekerek şunları söyledi: "Yılan popülasyonu bir yılda aniden artmaz. Bu yıl yağışların iyi gitmesi ve nem oranının yükselmesi, yılanların aktivasyon süresini uzattı. Vejetasyonun iyi gelişmesinden dolayı daha rahat hareket ettikleri ve daha fazla alanda gezindikleri için insanlarla karşılaşma ihtimalleri doğaldır. Yani aslında yılanlar çoğalmadı, sadece daha fazla 'dışarıdalar'."
YILANLAR GENELLİKLE KAÇACAK BİR OYUK VEYA DELİK ARAR
Prof. Dr. Yıldız, yılanların insan yaşam alanlarına (ev, ahır, bahçe) girmesi durumunda veya kırsal arazide dolaşırken şu tedbirlerin hayati önem taşıdığını belirtti. Adım atarken dikkat: kırsal alanlarda veya taşlık bölgelerde yürürken ayak basılan yerin kontrol edilmesi, özellikle çalıların ve taş ve kaya civarının gözlemlenmesi gerekir. El kontrolü: Bitki toplarken, taş kaldırırken veya kayalık alanlarda elinizi uzatmadan önce bölgenin kontrol edilmesi, "kazara ısırılma" riskini azaltır. Yaşam alanları: Ev ve ahırlara girme durumlarında yılanın üzerine basılmamalı, doğrudan yaklaşılmamalıdır. Yılanlar genellikle kaçacak bir oyuk veya delik arar, sıkışmadıkları sürece saldırmazlar.
ISIRILMA VAKALARININ ÇOĞU DOĞRUDAN YILANLA TEMAS KURULMASINDAN KAYNAKLANIYOR
Prof. Dr. Yıldız, ısırılma vakalarının istatistiksel verilerine dayanarak, korku yerine "bilinçli davranış" çağrısında bulundu. Yapılan araştırmaların, ısırılma vakalarının çoğunun doğrudan yılanla temas kurulmasından kaynaklandığını gösterdiğini belirten Yıldız, şu verileri paylaştı: Erkeklerde yüksek oran: Araştırmalara göre, erkek bireylerde ısırılma vakalarının yüzde 85’i el ve kol bölgesinden gerçekleşiyor. Bu durum, yılanı yakalamaya çalışırken el ve kolları kullanmaktan kaynaklanıyor. Kadınlarda farklı seyir: Kadınlarda ise ısırılma vakalarının yüzde 80-85’i bacak ve ayak bölgesinde görülüyor; bu da genellikle fark etmeden yılanın üzerine basılmasıyla gerçekleşiyor.
Yıldız, "Yılanlar kendi hallerine bırakıldıklarında insanlara saldırmazlar. Ancak yakalamaya çalıştığınızda veya üzerine bastığınızda kendilerini savunurlar. Isırılma vakalarının büyük bir kısmında, vatandaşlarımızın yılanı yakalama çabası yatmaktadır. Bu, kesinlikle yapılmaması gereken en tehlikeli davranıştır" uyarısında bulundu.
YILAN ISIRILMASI HALİNDE VAKİT KAYBETMEDEN 112 ACİL ÇAĞRI MERKEZİ ARANMALI
Yıldız, yılan ısırması halinde kişinin mümkün olduğunca sakin kalması, kalp atışını arttıracak gereksiz hareketten kaçınması ve vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini belirtti. Aşırı hareketin, varsa zehrin vücutta daha hızlı yayılmasına neden olabileceğine dikkat çekti.
Bir yılanla karşılaşıldığında en doğru yöntemin 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, "Ekiplerimiz profesyonelce gelip yılanı canlı şekilde alarak tekrar doğaya salıyor. Vatandaşlarımızın kendi başlarına müdahale etmesi hem kendileri hem de doğa için yanlıştır" dedi.
TÜRKİYE’DEKİ YILAN TÜRLERİNDEN AZI RİSK TAŞIYOR
Türkiye’deki 56 yılan türünden sadece çok azının insan sağlığı için risk taşıdığını hatırlatan Prof. Dr. Yıldız, sosyal medyada paylaşılan Çıngıraklı yılan, piton vb. gibi yabancı türlere ait görsellerin halkı gereksiz yere korkuttuğunu ifade etti. Yılanların tarım zararlılarını (fare, böcek vb.) tüketerek ekosistem dengesini koruyan "doğal dostlar" olduğunun altını çizen uzmanlar, tüm yılanların "zehirli" olarak yaftalanıp öldürülmesinin büyük bir ekolojik hata olduğunu hatırlattı.