Kronik uykusuzluk yaşayan ileri yaştaki bireylerde uygulanan bilişsel davranışçı terapinin, yalnızca uyku kalitesini değil biyolojik yaşlanma göstergelerini de etkileyebileceği ortaya kondu. ABD’de yaklaşık 100 kişiyle yürütülen çalışmada, terapi alan grubun biyolojik yaşlanma hızında yavaşlama saptandı.
California Üniversitesi Los Angeles bünyesinde yürütülen araştırmaya 60 yaş ve üzerindeki kronik uykusuzluk hastaları katıldı. Katılımcıların sağlık verileri ve kan örnekleri iki yıl boyunca izlendi.
Katılımcılar İki Gruba Ayrıldı
Araştırmaya katılanlar rastgele iki gruba ayrıldı.
Bir gruba genel uyku eğitimi verilirken diğer gruba uzman eşliğinde bilişsel davranışçı terapi uygulandı.
Bu terapi yöntemi, uykuyla ilgili düşünce ve davranışların yeniden düzenlenmesine odaklandı.
Biyolojik Yaşlanma Hızı Ölçüldü
Araştırmacılar, DNA üzerindeki epigenetik değişimleri inceleyen DunedinPACE adlı biyolojik yaşlanma göstergesini kullandı.
Analizlerde yalnızca uyku eğitimi alan grupta yaşlanma hızının arttığı, bilişsel davranışçı terapi uygulanan grupta ise yaşlanma temposunun anlamlı biçimde yavaşladığı belirlendi.
Hücresel Yaşlanma Belirtecinde de Düşüş Görüldü
Çalışmada p16INK4a adı verilen hücresel yaşlanma belirtecine de bakıldı.
Bilişsel davranışçı terapi alan katılımcılarda bu göstergenin seviyesinin düştüğü kaydedildi.
Araştırmacılar bu sonucu, uykusuzluğun tedavi edilmesinin hücresel yaşlanmayla bağlantılı bazı biyolojik süreçleri etkileyebileceğine işaret eden bir bulgu olarak değerlendirdi.
Uykunun Sağlıklı Yaşlanmadaki Rolü Öne Çıktı
Araştırmanın başyazarı Dr. Judith Carroll, ileri yaştaki uykusuzluğun yalnızca yaşam kalitesini etkileyen bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
Carroll, bulguların uyku sorunlarının yaşlanma süreciyle ilişkili ve müdahale edilebilir bir biyolojik risk faktörü olabileceğini gösterdiğini ifade etti.
Sonuçlar Yaklaşık 100 Kişilik Grupla Sınırlı
Araştırma, 60 yaş ve üzerindeki yaklaşık 100 kronik uykusuzluk hastasıyla yürütüldü ve sonuçlar bu grupla sınırlı.
Elde edilen bulgular, bilişsel davranışçı terapinin biyolojik yaşlanma göstergeleri üzerinde etkili olabileceğini ortaya koysa da daha geniş katılımcı gruplarında yapılacak çalışmalar bu ilişkinin gücünü ve sürekliliğini daha net gösterebilir.