7 Mart 2026 tarihi itibarıyla küresel finans piyasaları, Ortadoğu kaynaklı jeopolitik risklerin etkisiyle derin bir dalgalanma sürecine girdi. ABD ile İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarını başlatması ve Tahran’ın buna karşılık bölgedeki ABD üslerini hedef alan misillemeleri, yatırımcıların risk iştahını bıçak gibi kesti. Bu süreçte güvenli liman arayışı hız kazanırken, dolar endeksi Temmuz 2025’ten bu yana kaydedilen en hızlı haftalık yükselişle dikkat çekti. Geçen hafta yüzde 1,4 oranında değer kazanan endeks, haftayı 99 seviyesinden tamamlayarak 2025 sonuna kıyasla yüzde 0,7’lik bir artış yakaladı.
Ortadoğu'da yükselen tansiyonun en somut etkisi petrol fiyatları üzerinde görüldü. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte artan enerji maliyetlerinin, küresel çapta yavaşlama eğiliminde olan enflasyonu yeniden tetikleyebileceği endişesi piyasalara hakim oldu. Bu durum, ABD Merkez Bankası’na (Fed) yönelik faiz indirimi beklentilerinin ciddi oranda ötelenmesine yol açtı. Uzmanlar, Fed ve diğer majör merkez bankalarının mevcut belirsizlik ortamında temkinli bir "bekle-gör" politikasına yöneleceğini tahmin ediyor.
Commerzbank FX ve Emtia Analisti Volkmar Baur, konuya ilişkin değerlendirmesinde, piyasanın Fed'in bu yıl faiz indirimi yapma olasılığını artık fiyatladığını belirtti. Baur, Fed’in beklenenden daha az faiz indirimi yapmasının doları desteklemeye devam edeceğini, küresel ticaret şartlarının ve merkez bankası kararlarının doların yönü üzerinde belirleyici olacağını vurguladı.
Jeopolitik risklerin zirve yaptığı dönemlerde geleneksel olarak altın ön plana çıksa da, mevcut krizde doların likidite avantajı daha baskın bir rol oynuyor. Yatırımcıların anlık nakit ve likiditeye ulaşma isteği, altına olan talebin göreceli olarak azalmasına ve dolar talebinin artmasına neden oldu. Rabobank Kıdemli FX Stratejisti Jane Foley, doların değer kazanmasının temelinde "güvenli liman" talebinin yattığını ifade etti.
Foley, ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verilerinin kötü hava koşulları nedeniyle beklentilerin çok altında kalmasına rağmen doların dirençli durduğunu belirtti. Analiste göre, Hürmüz Boğazı ile ilgili belirsizlikler devam ettiği sürece doların güçlü kalmaya devam etmesi kaçınılmaz bir senaryo olarak görülüyor.
Enerji fiyatlarındaki ani yükselişler, özellikle Avrupa ekonomisi üzerindeki baskıyı artırarak bölgede bir resesyon ihtimalini güçlendirdi. Avro üzerinde oluşan bu baskı, dolar endeksinin küresel ölçekte daha fazla güçlenmesine zemin hazırladı. Siyasi cephede ise ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Wicker'ın, ABD'nin İran'a kara birlikleri gönderme seçeneğini dışlamadığına dair açıklamaları, jeopolitik risklerin daha da tırmanabileceği algısını pekiştirdi.
Küresel piyasalarda sadece dolar değil, diğer para birimleri üzerinde de faiz baskısı hissediliyor. Analist Volkmar Baur, Avustralya'da iki faiz artışının beklendiğini, Kanada’da ise faiz artış olasılığının yüzde 50 olarak tahmin edildiğini dile getirdi. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl sonuna kadar faiz artırma olasılığı yüzde 60 seviyesinde değerlendiriliyor.