Piyasada sular durulmak bilmiyor. Mücevher sektörünün bazı ağır toplarından gelen "gram ve çeyrek altın karaborsaya düşüyor, yasaklansın" çıkışı, birikimini bu yolla yapan milyonlarca vatandaşta soğuk duş etkisi yarattı. Tartışma sadece vitrinleri değil, ekonomi yönetiminin masasını da meşgul ederken; piyasaların deneyimli ismi İslam Memiş'ten rest gecikmedi. Memiş, bu önerinin halkın tasarruf hakkına bir saldırı olduğunu savunurken, asıl büyük fırtınanın değerli madenlerde değil, endüstriyel dönüşümün kalbinde kopacağını duyurdu.
Sektör temsilcilerinin, küçük altın birimlerinin piyasada spekülasyon yarattığı gerekçesiyle kaldırılması gerektiğini savunması, İslam Memiş'in deyimiyle "halkın gerçeklerinden kopuk" bir yaklaşım. Ünlü uzman, A Haber ekranlarında yaptığı değerlendirmede, "İnsanlar tarlada fide ekerken, düğünde takı takarken pırlanta mı taksın? Bu halkın yüzyıllardır süregelen birikim kültürünü yok saymaktır," diyerek sert çıktı.
Mesele sadece bir yasak değil. Memiş'e göre bu tür öneriler, dar gelirliyi sistemin dışına itmekten başka bir işe yaramayacak. Piyasada oluşan "karaborsa" iddialarının çözümünün yasak değil, arz güvenliğini sağlamak olduğunun altını çizdi.
Yatırımcılar altın fiyatlarındaki dalgalanmaya kilitlenmişken, İslam Memiş rotayı bambaşka bir noktaya kırdı. "Geleceğin yatırımını yapanlar kazanacak" diyen Memiş, bakır madenini yeni dönemin stratejik gücü olarak ilan etti.
Şu noktaları kaçırmamak gerekiyor:
Yapay Zeka Devrimi: Veri merkezlerinin devasa enerji ihtiyacı, iletkenliğin kralı olan bakıra talebi katlayacak.
Elektrikli Araçlar: Bir elektrikli otomobil, geleneksel bir araca göre kat kat fazla bakır barındırıyor.
Yeşil Enerji: Güneş panellerinden rüzgar türbinlerine kadar her yerde bakır "yeni altın" konumunda.
Memiş, küresel sistemin insanları mülkiyetten uzaklaştırıp "kiralama modeline" hapsetmek istediğini hatırlatarak, fiziki varlıklara ve bu endüstriyel emtiaya sahip çıkmanın hayati bir önem taşıdığını vurguladı.