Çalışma hayatında ücret ödeme takvimine uyulmaması, yargı kararıyla işçinin haklı fesih gerekçesi olarak tescillendi. 23 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla kesinleşen davada; çalıştığı iş yerinde aylık maaşı 20 gün geciken N.D. isimli proje yöneticisi, yasal sürede ödeme yapılmadığı gerekçesiyle sözleşmesini tek taraflı feshederek İş Mahkemesi'ne başvurdu.
Davacı işçi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca iş akdini haklı nedenle sonlandırdığını belirterek kıdem tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti ve fazla çalışma alacaklarının yasal faiziyle tahsilini talep etti.
Davalı şirket vekilleri savunmalarında, kısa süreli gecikmelerin Yargıtay uygulamalarında haklı fesih hakkı doğurmayacağını, davacının proje yöneticisi olarak kendi mesaisini serbestçe belirlediğini ve izin ücretlerinin yatırıldığını öne sürerek davanın reddini istedi.
Dosyayı inceleyen İş Mahkemesi, davacının önceki aylara ait ücretlerinin ay başında ödendiğini, ancak nisan ayı hak edişinin yasal 20 günlük süreyi aşarak fesihten 5 gün sonra (28 Mayıs tarihinde) ödendiğini tespit etti. Mahkeme, yasal süresinde ödenmeyen ücret sebebiyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığına karar verirken; ispatlanamayan fazla mesai talebini reddederek davayı kısmen kabul etti.
Yerel mahkemenin kararına yapılan itiraz önce Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) tarafından yerinde bulundu. Davalı şirketin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi.
Yüksek Mahkeme, İş Kanunu'nun amir hükümleri ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda yerel mahkeme kararını hukuka uygun bularak onadı. Alınan emsal kararla birlikte; işverenin maaş ödemesini yasal takvimin dışına taşırması halinde işçinin istifa ederek kıdem tazminatını talep edebileceği hüküm altına alındı.