Küresel finans dünyası, Ortadoğu’da artan tansiyonun enerji koridorları ve yatırım araçları üzerindeki gölgesini yakından takip ediyor. Katıldığı bir televizyon programında güncel durumu analiz eden emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, özellikle enerji piyasalarında risk priminin artmasının fiyatları yukarı yönlü tetiklediğini vurguladı. Ancak Ergezen’e göre, geleneksel olarak kriz dönemlerinin vazgeçilmez varlığı olan altın, bu kez dolar endeksinin (DXY) sergilediği güçlü duruş nedeniyle beklenen ivmeyi yakalamakta zorlanıyor.
Petrol piyasasında son dönemde yaşanan hareketlilik, 80 dolar barajının aşılmasıyla yeni bir boyuta taşındı. Zafer Ergezen, bu yükselişin temelinde bölgedeki ticaret ve taşımacılık risklerinin "durma noktasına" yaklaşmasının yattığını ifade etti. Özellikle sigortacılık ve navlun maliyetlerindeki astronomik artışların fiyatlamalara doğrudan yansıdığını belirten Ergezen, bazı noktalarda gemilerin rotalarını değiştirmek zorunda kaldığını veya tamamen demirlediğini dile getirdi.
Enerji arz güvenliği açısından Hürmüz Boğazı’nın kritik önemine değinen Ergezen, "Dünya genelindeki toplam petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu bölgeden, yani Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. Bu nedenle bölgedeki her türlü askeri veya diplomatik risk, fiyatlar üzerinde doğrudan ve güçlü bir etki yaratıyor" dedi. Ayrıca Çin’in dizel ve gaz ihracatına yönelik kısıtlama adımlarının da arz daralmasını tetikleyerek Brent petrolün 80 doların üzerine çıkmasında anahtar rol oynadığını ekledi.
Brent petrolün 60-65 dolar bandından başlattığı yükseliş trendini değerlendiren Ergezen, teknik ve temel analizlerin 88-90 dolar bandına işaret ettiğini söyledi. Ancak bu seviyelerin üzerine çıkılması için piyasanın "yeni ve daha büyük bir riske" ihtiyaç duyduğunu belirten uzman, "90 dolar seviyesinin üzerindeki fiyatlamalar ancak bölgede fiziki bir savaş durumuna geçilmesi halinde mümkün olabilir. Mevcut gerilim, şu anki fiyatların içinde büyük oranda yer alıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Jeopolitik krizlerin derinleşmesine rağmen altın fiyatlarında görülen sınırlı hareketlilik, birçok yatırımcı için merak konusu olmaya devam ediyor. Ergezen, bu durumu piyasalardaki ani likidite ihtiyacı ve dolar talebiyle açıkladı. Belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların hızla nakde dönebilen (likit) varlıklara yöneldiğini ifade eden Ergezen, riskli varlıklardan kaçışın doğrudan dolar talebini artırdığını vurguladı.
Dolar endeksinin 99,5 seviyelerinden 99 civarına dengelenme çabasında olduğunu belirten Ergezen, "Doların bu denli hızlı değer kazanması, güvenli liman talebinin altın üzerindeki pozitif etkisini bir miktar dengeliyor ve baskı oluşturuyor. Yatırımcılar şu an için en güvenli ve en likit araç olarak doları görüyor" ifadelerini kullandı. Bu durum, altının ons bazında beklenen o sert yukarı yönlü kırılımı yapmasını engelliyor.
Küresel Ticaret Maliyetleri ve Enflasyon Riski
Enerji fiyatlarındaki artışın sadece petrol ve doğalgazla sınırlı kalmadığını; gübre, navlun ve sigorta fiyatlarında da bir "zincirleme etki" yarattığını söyleyen Ergezen, küresel ticaret maliyetlerinin tırmanışa geçtiği uyarısında bulundu. Bu maliyet artışlarının enflasyon üzerinde yeni bir baskı yaratması ise kaçınılmaz görülüyor.
Enflasyondaki yukarı yönlü baskının merkez bankalarının ajandasını da değiştirebileceğini belirten uzman, "Enerji ve ticaret maliyetlerindeki bu tırmanış, merkez bankalarının faiz indirimi takvimini öteleyebilir veya tamamen ertelemesine neden olabilir. Piyasalardaki mevcut tedirginliğin önemli bir kısmı da aslında bu faiz öngörülerindeki değişimden kaynaklanıyor" şeklinde konuştu.