İşten ayrıldığı sırada kullanmadığı yıllık izinleri bulunan çalışanlar açısından, ücret alacağının ne zaman talep edildiği belirleyici olabiliyor. Milliyet’in haberine göre Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önüne gelen uyuşmazlıkta yıllık izin ücreti için beş yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğine karar verdi.
Karara konu olayda iş sözleşmesi 4 Aralık 2013’te sona erdi, alacak davası ise 24 Ekim 2019’da açıldı. İşverenin süresinde zamanaşımı savunması yaptığını değerlendiren Daire, yıllık izin ücreti talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtti.
Haberde aktarılan dosyaya göre, bir inşaat şirketinin yurt dışı şantiyelerinde demir ustası olarak çalışan D.K.’nin vefatının ardından mirasçıları alacak davası açtı. Davada kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri talep edildi.
İşveren ise iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdiğini, çalışanın alacağının bulunmadığını ileri sürdü ve zamanaşımı savunmasında bulundu.
İlk derece mahkemesi, çalışanın toplam 110 gün yıllık ücretli izne hak kazandığını belirledi. İşverenin izinlerin kullandırıldığını veya ücretlerinin ödendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul etti.
İstinaf incelemesinin ardından temyize taşınan dosyada Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izin alacağının zamanaşımı süresine odaklandı.
Haberde yer verilen karar metninde, Dairenin geçmişte 2012–2017 dönemindeki yıllık izin ücretleri için benimsediği on yıllık süre yaklaşımını, kapatılan 22. Hukuk Dairesi ile birleşmesinin ardından yeniden değerlendirdiği aktarıldı. Bu dönem bakımından da beş yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiği belirtildi.
Somut dosyada fesih ile dava tarihi arasında beş yıldan fazla süre bulunduğuna dikkat çekilerek yıllık izin ücretinin kabulüne ilişkin hüküm hatalı bulundu.
Zamanaşımı, davanın otomatik olarak düşmesi anlamına gelmiyor. Türk Borçlar Kanunu’nun 161’inci maddesi uyarınca hâkim, ileri sürülmedikçe zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamıyor. Bu nedenle işverenin usulüne uygun zamanaşımı savunması, uyuşmazlığın sonucunda önem taşıyor. Kanun Yolu
Habere konu kararda da işverenin bu savunmayı süresinde yaptığı özellikle vurgulanıyor. Sonuç, bütün işçilik alacaklarının ortadan kalkması değil, somut dosyadaki yıllık izin ücreti talebinin zamanaşımı yönünden değerlendirilmesiyle ilgili.
Beş yıllık süre kanunda da düzenleniyor
Yıllık izin ücretindeki beş yıllık zamanaşımı, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen Ek Madde 3’te düzenleniyor. Hüküm, iş sözleşmesinden kaynaklanan yıllık izin ücreti alacaklarını kapsıyor.
Çalışan açısından önemli nokta, birikmiş izinlerin hangi yılda kazanıldığı ile ücret alacağının zamanaşımının başlangıcını birbirine karıştırmamak. Habere konu kararda süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlatılıyor.
Arabuluculuk başvurusu süre hesabını etkiliyor
İşçilik alacaklarında arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı duruyor. Bu nedenle süre hesabında yalnızca işten ayrılış ve dava tarihine bakılması her dosya için yeterli olmayabilir.