Diyanet İşleri Başkanlığı, 30 Ocak 2026 tarihli cuma hutbesini yayımladı. Bu haftaki hutbede, önümüzdeki günlerde idrak edilecek Berat Kandili vesilesiyle, müminlere günahların affı, tövbe ve manevi arınma çağrısı yapıldı. Hutbe, hem Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) hadisleri hem de Kur’an-ı Kerim ayetleriyle desteklenen güçlü bir manevi uyarı niteliği taşıyor.
Berat Kandili, Yeni Bir Başlangıcın Kapısı
Hutbenin merkezinde, 3 Şubat Pazartesi'yi 4 Şubat Salı'ya bağlayan gece idrak edilecek Berat Kandili yer aldı. Diyanet, bu mübarek gecenin bir muhasebe ve dönüş fırsatı olduğunu vurgulayarak şu çağrıda bulundu:
“Bu mübarek geceyi, hayatımıza yeni bir başlangıç için fırsat bilelim.
Hatalarımızı gözden geçirelim, işlediğimiz günahlara tövbe edelim.
Ruhumuzu huzursuzluğa, ailemizi mutsuzluğa, iş ve ticaretimizi bereketsizliğe götüren her türlü haramdan uzak duralım.”
Günaha Karşı Uyanık Kalma Vurgusu
Hutbede yer alan dikkat çekici uyarılardan biri de günahları küçümsememek üzerineydi. Müslümanların, işlediği hatalara karşı duyarsızlaşmaması gerektiği ifade edilirken, “Nasıl olsa Allah affeder” anlayışının tövbe ve arınma sorumluluğunu gölgelemesine izin verilmemesi gerektiği belirtildi.
Peygamberimizin (s.a.s) şu hadisi hutbeye yön veriyor:
“Her insan hata yapar; hata yapanların en hayırlısı ise hatasına tövbe edendir.”
Kalbi Karanlıktan Koruma Çağrısı
Günahın insan kalbi üzerinde bıraktığı manevi etkiler de hutbede dikkatle işlendi. Küçük görülen günahların, süreklilik kazandığında kalpte kararma meydana getireceği, bunun da insanın hakikati görme ve doğruyu söyleme yetisini zayıflatacağı vurgulandı.
Allah’ın Rahmetine Davet
Hutbe, Yüce Allah’ın rahmetiyle ilgili umut dolu bir ayetle sona erdi:
“De ki: Ey kendi aleyhlerine günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53)
Sonuç olarak, 30 Ocak hutbesi, yaklaşan Berat Kandili öncesi müminleri içsel bir muhasebeye çağırıyor. Tövbe, arınma ve yeniden yöneliş vurgusuyla kalplere seslenen bu hutbe, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde manevi bir silkinişe işaret ediyor.