Batman'da kamu hastaneleriyle ilgili disiplin eksikliği, temizlik sorunları, randevu sıkıntısı ve ameliyat sırasındaki gecikmeler gibi şikayetlerin her geçen gün arttığını ifade eden Recep Kavuş, konuyu köşe yazısına taşıdı. Kavuş, Batman Sonsöz'de yayımlanan yazısında, sorunların temelinde yönetim anlayışının yattığını belirterek geçmişte Batman Devlet Hastanesi'nde başhekimlik yapan Dr. Ahmet Yıldız'ın örnek çalışmalarını hatırlattı.
HERKES ONA "DELİ BAŞTABİP" DİYORDU
2003-2009 yılları arasında görev yapan Yıldız'ın, imkansızlıklarla mücadele ederek hastanedeki birçok eksikliği tamamladığını ifade eden Kavuş, Dr. Ahmet Yıldız sıra dışı, dürüst, samimi ve halktan biri olduğu için ona "Deli Baştabip" dediklerini söyledi. Kavuş, Yıldız'ı sevenlerin dürüstlüğü ve gayretinden, sevmeyenlerin ise menfaatlerine dokunduğu için sevmediğini aktardı.
HAYIRSEVER KİŞİLİĞİYLE BİLİNİYORDU
Yıldız'ın denetime önem verdiğini ve gece-gündüz demeden kimseye haber vermeden servisleri dolaştığını söyleyen Kavuş, aynı zamanda ihmal edilen aşı çalışmalarını Batman sınırının dışına taşıdığını, köylerde aileleri tarafından zincirlenen akıl hastalarını tedavi ettirdiğini, hayırsever ve firmaların desteğiyle 100 bin kişiye diş sağlığı taraması yaptırdığını, diş fırçası ve macunu dağıttığını aktardı.
"HER HASTANEYE BİR DELİ BAŞTABİP LAZIM"
Kavuş yazısını, "Onun tek bir derdi vardı: Batman halkının sağlık hizmetine sorunsuz ulaşması. Bugün hastanelerde yaşanan sorunlara baktığımızda çözümün adresi aslında çok net: İmkân değil; memleket sevgisi, dürüstlük, cesaret, özveri ve işini gerçekten bilen yöneticiler. Anlayacağınız, sorunları aşmak için, kaliteli sağlık hizmeti için her hastaneye bir Deli Baştabip lazım!" ifadeleriyle sonlandırdı.
Recep Kavuş
Recep Kavuş'un yazısının tamamı şöyle:
"Batman'daki kamuya ait hastanelerle ilgili her gün yeni bir şikâyet alıyoruz.
"Hangisini yazayım, hangisinden söz edeyim?" diye düşünmekten yorulduk desek yeridir. Çünkü iletilen sorunlar bitmek bilmiyor: disiplin eksikliği, düzensizlik, mesaiye riayetsizlik, personelin hasta ve yakınlarına karşı tutumu, temizlik problemleri, randevu bulamama, röntgen çilesi, ameliyat sıraları… Sorunlarla ilgili liste uzayıp gidiyor.
Bütün bu sorunların temelinde ise aslında tek bir neden yatıyor: yönetim anlayışı.
Torpil, adamcılık, liyakatsizlik… Kurumun içinde bu önemli sorunlar bir virüs gibi dolaşıyor. Hâl böyle olunca sorunların da ardı arkası kesilmiyor.
Bazen imkân olmaz, personel yetersizdir ama iyi bir yönetim o açığı kapatır. Bazen de her şey vardır ama kötü yönetim yüzünden sorunlar yine çözülmez.
Batman'daki bazı hastanelerin durumu da tam olarak böyle. Sürekli imkânlar artırılıyor, yeni cihazlar geliyor, doktorlar atanıyor ama şikâyetler yine de bitmiyor.
Hastanelerdeki bütün sorunları düşünürken aklıma bir isim geldi:
2000'li yıllarda Batman Devlet Hastanesinde başhekimlik yapan Dr. Ahmet Yıldız.
Ahmet Yıldız Batman Devlet Hastanesine baştabip olarak atanırken pratisyen bir doktordu. Öncesinde yönetim tecrübesi yoktu ama önemli bir özelliği vardı: memleket sevgisi, dürüstlüğü, cesareti ve samimiyeti. Yüreğinde, kafasında koltuk hevesi değil, hizmet aşkı vardı. İmkânsızlıkların, yokluğun, mazeretlerin arkasına saklanmadı; aksine girişimleriyle bir sürü imkân yarattı.
Kimsenin "promosyon" kelimesini bilmediği zamanlarda bankalarla pazarlık edip promosyon karşılığı ambulans ve hizmet araçları aldı. Hastanenin eksiklerini hayırseverlere yaptırdı.
2003–2009 yılları arasında tüm zorluklara rağmen örnek bir başhekimlik yaptı.
Sıra dışı, dürüst, samimi ve halktan biri olduğu için ona "Deli Baştabip" derlerdi.
Onu sevenler dürüstlüğü ve gayretinden seviyordu; sevmeyenler ise menfaatlerine dokunduğu için sevmiyordu.
Başarısının en önemli sırrı, göreve başlar başlamaz hastane içinde güçlü bir otokontrol sağlamasıydı. Denetime önem verdi; gece gündüz demeden, kimseye haber vermeden servisleri dolaştı.
İhmal edilen aşı çalışmalarını Batman sınırının dışına taşıdı.
Köylerde aileleri tarafından zincirlenen akıl hastalarını bizzat kurtarıp hastanede tedavi ettirdi.
Tek kuruş harcamadan, hayırsever ve firmaların desteğiyle 100 bin kişiye diş sağlığı taraması yaptırdı; diş fırçası ve macunu dağıttı.
Şehirde iz bıraktı. Hâlâ sokakta karşılaştığı insanlar,
"Bu hoca bize zamanında diş fırçası dağıtmıştı, geleceğimiz için nasihatler etmişti" diyor.
Sadece sağlık alanına değil, şehrin yaşamına dokundu. Sabahları personeliyle birlikte çöp topluyor, temizlik bilinci aşılıyordu.
Yetmedi, Batman Petrolspor'un doktorluğunu gönüllü ve ücretsiz yaptı.
Çok çalıştığı için ona "deli" lakabı takıldı; bundan da hiç gocunmadı, hiç kızmadı.
İşte bu yüzden bugün rahatlıkla söyleyebiliyoruz:
Aslında her bir hastaneye böyle 'deli' bir baştabip lazım!
Göreve başladığında sağlık çalışanlarının altı aydır ödenmeyen döner sermayelerini çözerek işe başladı. Onlara sadece yönetici değil, bir arkadaş oldu.
"Bu hastaneyi altı ayda düzeltmezsem istifa ederim" dedi, sözünü tuttu ve altı yıl görevde kaldı.
"Hastaları özel muayeneye çağıranı yakarım" dedi ve bunu uyguladı.
Rant amaçlı sevkleri durdurdu. Bıçak parasını yasakladı.
Hem devlette hem özelde ek iş yaparak kamu hizmetini aksatanlara izin vermedi.
Onun tek bir derdi vardı:
Batman halkının sağlık hizmetine sorunsuz ulaşması.
Bugün hastanelerde yaşanan sorunlara baktığımızda çözümün adresi aslında çok net:
İmkân değil; memleket sevgisi, dürüstlük, cesaret, özveri ve işini gerçekten bilen yöneticiler.
Anlayacağınız, sorunları aşmak için, kaliteli sağlık hizmeti için
Her hastaneye bir Deli Baştabip lazım!"