Manisa’da yörük boylarının yaşadığı Yunt Dağı bölgesinde kurulan Obasya Turizm Geliştirme Kooperatifi, 6 yıl önce başladığı yörük kültürünü tanıtma, etkinlik ve konaklama hizmetine sağlık halkasını da ekliyor. Doğal kıl çadırlardan oluşan ancak modern donanımı ile misafirlerine konforlu bir dinlenme imkanı sunan Obasya’ya, işletmeyi devralan biyoenerji uzmanı Osman Dinç “şifahane” özelliğe de eklemeye hazırlanıyor.
2011 yılında Manisa’nın Yunusemre ilçesi Yuntdağı yöresinde kırsal turizm ve kültür turizmin gelişmesine öncü olmak üzere kurulan
Obasya Turizm Geliştirme Kooperatifi, “Atayurt’tan, Anayurt’a Türk Halk Kültürü’nde Mesken” konulu bir Zaman Geçidi konseptinde. 30’a yakın yörük otağı şeklindeki otel odasıyla konaklama imkanı sunan Obasya, ayrıca yörük kültürünü tüm ayrıntılarıyla anlatan 4 ayrı müzeyi bünyesinde bulunduruyor. Obasya Otel Müdürü Emrah Kaygısız, yörük köyleriyle dolu bir bölgede, huzurlu ve sessiz bir dinlenme ortamı sunduklarını belirterek, “Konsept olarak otağlarımız var, restoranımız var, hepsi doğal taşlardan oluşan müzelerimiz var. 80 dönümlük bir alanda kurulu tesisimizde, öncelikli amacımız yörük kültürünü tanıtmak ve yaşatmak” dedi.
YÖRÜK KÜLTÜRÜ İÇİN DÖRT AYRI MÜZE
Bölgedeki ekolojik yaşamı, yörük kıyafetleri ve kültürünü tanıtan, bir yörük evini her şeyiyle orijinal şekilde yansıtan 4 ayrı müzeye sahip olduklarını anlatan Kaygısız, “Obasya’nın etrafı ekolojik bitkilerle, göllerle çevrili. Aktivitelerimiz de var; okçuluk aktivitesi var, çok ilgi çekiyor. Belgesel çekimlerimiz, dizi çekimlerimiz oluyor. Türkmen Şelalesi çok yakın bir konumda. Atlarımız var, atlarla şelaleye safari yapabiliyoruz. Dinlenmek isteyen, stresten uzak böyle yerleri arayan insanlar çok fazla ziyaret ediyor. Kültürel araştırmalara yapanlar geliyor. Gelen insanlar çok memnun kalıyorlar. Misafirlerimizi ağırlarken yörük misafirperverliği uyguluyoruz. Manisa ve İzmir'in arasında, ikisine de yakın, herkesin gelip görmesi gereken bir hizmet sunuyoruz” diye konuştu.
HER TÜRLÜ ETKİNLİK İÇİN UYGUN
Tesisin konaklama ve kültürel tanıtımın yanı sıra birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yapacak alt yapıya da sahip olduğunu ifade eden Kaygısız, sözlerini şöyle sürdürdü: “100 kişilik etkinlik salonumuz var. 800 kişilik çok özel dizayn edilmiş bir salonumuz var. Tamamen kıl çadırdan yapılmış konsept salonlar. Online rezervasyon kanallarının hepsinde aktifiz. Bakanlık tabanlı bir yer olduğu için fiyatlarımız çok uygun. Menümüzde yerel ürünler kullanıyoruz. Türkmen kahvaltısı veriyoruz. Burada, köylerde yapılan kahvaltı. Gözlememiz aynı şekilde, ekmeğimiz köy ekmeğidir. Tostumuz çemenli Türkmen tostudur ve Obasya kebabımız var, buraya özgü.”
MİSAFİRLERİNE ŞİFA DAĞITACAK
Obasya’nın yeni işletmecisi Osman Dinç, mevcut konsepte “şifahane” de ekleyerek bölgeyi daha da cazip bir noktaya taşımayı hedeflediğini söyledi. Kısa süre öncesine Obasya’nın müşterisi olduğunu ve burayı çok sevdiğini belirten Dinç, “Buranın en çok sevdiğim özelliği otantik ve doğal olması. Buranın havası harika; atlar ve ördekler bana neşe katıyor. Yörük olduğum için de çok ilgimi çekti. Durukoca yörüğüyüm ben, İzmir Tireliyim. Buranın konseptini değiştirmeyeceğiz. Burayı bu şekilde sevdim, bu manevi değeri korumak adına bu şekilde devam edeceğiz” diye konuştu. Biyoenerji uzmanı ve fizyoterapist olduğunu, hipnoterapi tedavisi uyguladığını anlatan Dinç, “Daha önce İzmir Karabağlar’da ofisim vardı, ofisi buraya taşıyoruz. Vermiş olduğumuz hizmeti burada devam ettireceğiz. Konaklamalı gruplarımız geliyor, burada hem şifa yoluyla tedavilerini sağlamış hem de huzuru paylaşmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.