İslam dininde sahur, imsak vaktinden önce yapılan ve oruca hazırlık anlamı taşıyan önemli bir öğün olarak kabul ediliyor. Peygamber Efendimiz’in sahura teşvik ettiği ve bu vakitte bereket bulunduğunu bildirdiği rivayet ediliyor. Ancak fıkhi açıdan sahur yapmak orucun farzları arasında yer almıyor.
Bu nedenle herhangi bir sebeple sahura kalkamayan, alarmı duymayan ya da uyanamayan bir kişinin, imsak vaktinden önce niyet etmiş olması halinde orucu geçerli kabul ediliyor. Sahura kalkmamak, tek başına orucu geçersiz kılmıyor.
Oruçta niyet şartı
Diyanet İşleri Başkanlığı’na göre oruç ibadetinin temel şartı niyet. Ramazan orucu için kalben niyet etmek yeterli sayılıyor. “Yarın oruç tutacağım” şeklinde akşamdan karar vermek geçerli kabul ediliyor.
Hanefi mezhebine göre ise imsak vaktinden sonra, kuşluk vaktine kadar niyet edilebiliyor. Ancak hiçbir şekilde niyet edilmeden geçirilen açlık süresi ibadet kapsamında değerlendirilmiyor.
Sahurun manevi ve sağlık açısından önemi
Sahur, yalnızca fiziksel bir hazırlık değil, aynı zamanda manevi bir fırsat olarak görülüyor. Seher vakti; dua, tövbe ve ibadet açısından faziletli kabul ediliyor. Bu nedenle sahur, farz olmasa da sünnet ve bereketli bir uygulama olarak önem taşıyor.
Uzmanlar ise sağlık açısından sahurun ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzun süreli açlıkta kan şekeri düşüşü, halsizlik ve dikkat kaybı yaşanabileceği belirtiliyor. Dengeli bir sahur öğünü, gün boyu daha dirençli kalmaya yardımcı oluyor.
Sahura kalkamadım, ne yapmalıyım?
Eğer kişi sahura kalkamadıysa ancak önceden niyet ettiyse orucu geçerli sayılıyor. Niyet edilmemişse ve imsak sonrası orucu bozacak bir durum gerçekleşmemişse, Hanefi mezhebine göre belirli bir vakte kadar niyet edilerek oruca devam edilebiliyor.
Ramazan’da ibadetin özünü niyet oluşturuyor. Sahur büyük bir bereket kapısı olarak görülse de, orucun geçerliliği niyete bağlı bulunuyor. Hem manevi hem fiziksel hazırlık, Ramazan ayını daha sağlıklı ve bilinçli geçirmek açısından önem taşıyor.