Sosyal medyada günlerdir konuşulan “bazı kuşaklar neden yaşından genç görünüyor?” tartışmasına bilimsel bir açıklama geldi. Genetik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, 1985–1995 yılları arasında doğanların neden daha genç bir görünüme sahip olduğunu araştırmalar ışığında anlattı. Yılancıoğlu’nun paylaşımları, genç görünümün genetikten çok yaşam tarzıyla şekillendiğini ortaya koydu.
“Z kuşağından bile daha genç görünüyorlar”
Prof. Dr. Yılancıoğlu, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamalarda dikkat çekici bir tespitte bulundu. Uzman görüşlerine atıf yapan Yılancıoğlu, 1985–1995 arası doğanların, bazı durumlarda Z kuşağından bile daha genç görünebildiğini söyledi. Bu farkın ardında ise birkaç temel bilimsel nedenin bulunduğunu vurguladı.
Daha az UV hasarı, daha geç yaşlanma
Yılancıoğlu’na göre genç görünümün en önemli nedenlerinden biri güneşten korunma alışkanlığı. 2000’li yıllarla birlikte güneş koruyucu kullanımının yaygınlaşması, cilt yaşlanmasının ana tetikleyicisi olan UV ışınlarının etkisini azalttı. Uzmanlara göre UV hasarı, cilt yaşlanmasının yaklaşık yüzde 80’inden sorumlu.
Sigara ve “vape” etkisi belirleyici
Sigara ve elektronik sigara kullanımına da dikkat çeken Yılancıoğlu, bu alışkanlıkların cilt sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini hatırlattı. Sigaranın kolajeni parçaladığını belirten Yılancıoğlu, bunun kişiyi 5 ila 10 yıl daha yaşlı gösterebildiğini ifade etti. 1985–1995 kuşağında bu alışkanlıkların görece daha düşük olması, genç görünümü destekleyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Beslenme alışkanlıkları tabloyu tamamlıyor
Sebze ağırlıklı beslenme, omega-3 yağ asitleri ve polifenoller açısından zengin gıdaların tüketimi, oksidatif stresi azaltarak hücresel yaşlanmayı yavaşlatıyor. Prof. Dr. Yılancıoğlu’na göre bu kuşak, beslenme konusunda Z kuşağına kıyasla daha dengeli bir profil çiziyor.
Cilt bakım bilinci kolajeni koruyor
Retinol, AHA/BHA ve niasinamid gibi içeriklerin bilinçli kullanımı da genç görünümün anahtarlarından biri. Bu maddelerin kolajen üretimini desteklediğini belirten Yılancıoğlu, düzenli cilt bakımının kronolojik yaş ile biyolojik yaş arasındaki farkı belirgin şekilde açabildiğini söyledi.
Epigenetik: Genler çevreye göre şekilleniyor
Açıklamalarının son bölümünde epigenetik etkiye dikkat çeken Prof. Dr. Yılancıoğlu, stres, uyku, beslenme ve sporun genlerin çalışma biçimini doğrudan etkilediğini vurguladı. “Aynı kronolojik yaş, aynı biyolojik yaş demek değildir” diyen Yılancıoğlu’na göre bazı insanlar hücresel düzeyde gerçekten daha yavaş yaşlanıyor.
Uzman görüşleri, genç görünümün yalnızca genetik bir avantaj olmadığını; günlük alışkanlıklar ve yaşam tarzı tercihleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Tartışma ise sosyal medyada sürüyor: Sizce genç gösteren asıl etken genetik mi, yoksa yaşam biçimi mi?