15 TEMMUZ VE DİĞER DARBELER
Darbe : Seçimle iş başına gelen seçilmiş hükümeti, (iktidarı) yasa dışı (illegal) yollardan devirmek, ülke yönetimini ele geçirme eylemidir.
Darb : Arapça kökenli bir kelime olup vurma, dövme, üzücü, yıkıcı etki yapan olay demektir.
Darbe çeşitleri:
1- Siyasî darbeler, 2- Askeri darbeler, 3- Ekonomik darbeler,
4- Kültürel darbeler.
Tarihi seyri içinde darbelerin adı, uygulanış şekli, farklı olsa da belki insanlık tarihi kadar eskidir.
Peygamberlerden bazılarına da darbe yapılmıştır. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimizin Mekke ve Medîne dönemi, O'nun ilâhi mesajı tebliğ etmesine mâni olmaya çalışanların sahneledikleri olaylarla doludur.
İkinci Halife Hz. Ömer (R.A. ), Üçüncü Halîfe Hz. Osman (R.A. ) ve dördüncü Halife Hz. Ali (R. A.) efendilerimiz şehit edildiler.
Emeviler, Abbasîler, Selçuklular derken 624 yıl hüküm süren Osmanlı hanedanlığını devirmek için de darbe teşebbüsleri olmuştur.
Dünyanın diğer ülkelerinde yapılan darbelerede şöyle bir göz atacak olursak; Tarihî seyri içinde hemen hemen her ülkede darbeler olmuştur. Roma İmparatoru Jül Sezar bir darbe ile iktidardan düşürülmüş.
1799'da Fransa'da Napolyon Bonapart iktidarı darbe yaparak başa geçti.
Özellikle 20. yüzyılda çeşitli ülkelerde darbeler daha sıklıkla görülmektedir.
Darbeleri körükleyen arka plândaki güçlerin temel felsefesinde ise, dünyanın idaresini ele geçirme, kalkınmalarını engelleme, sömürme ve köleleştirme fikri yatmaktadır.
Örneğin İran'da Muhammed Musaddık'ın, ülkesini, batılıların sömürüsünden kurtarmak için petrolü millîleştirmesi, 1953 yılında darbe ile devrilmesine ve yerine Şah rejiminin kurulmasına sebep olmuştur.
Osmanlılarda ilk modern darbe teşebbüsü 1859’da meydana gelmiş, Kuleli Kışlası’nda yargılanan darbeciler, idam cezasına çarptırılmışlardı.
Yine Osmanlılarda bir darbe teşebbüsü de Talat paşanın başını çektiği ittihatçıların yaptığı kanlı darbedir. Balkan harbinde Rumeli'yi kaybetmemizin sebeplerinden biride, 1908 de Osmanlı ordusunda bazı subayların ayaklanması, Meşrutiyetin ilan edilmesi, hiyerarşi ve disiplinin bozulması sonucunda ordunun önemli bir darbe almasıdır.
Bilindiği gibi bazı Osmanlı Sultanları da darbe ile tahttan indirilmişlerdir.
27 Mayıs 1960 darbesi Hatırlandığında hâlâ insanın tüylerini diken diken eden, utanç verici hadiselerin, işkencelerin, zulümlerin yaşandığı bir harekettir.
12 Eylül 1980 darbesine sağ-sol çatışmaları sebep gösterildi. Aslında bu çatışmalar bilinçli olarak plânlanıp, gençler birbiriyle kırdırılıp kaos çıkarmak sûretiyle darbeye zemin hazırlandı.
Temelde gençler milli ve dini odaklı bir eğitim ve öğretimle yetiştirilseydi böyle vahim hadiseler hiç yaşanmazdı. Milli-manevi değerlere bağlı olarak yetişen nesillerde anarşi görülmemiştir.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra şu söz ön plâna çıkmıştı. "En kötü hukuk nizamı, en iyi ihtilâldan daha iyidir."
Darbeler her zaman ülkeye büyük zararlar vermiştir
HulasaOlarak: Tarihî ifâdesiyle: "Şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid etmişlerdir." Bunu yaparken de hep sûret-i Hak'tan görünmeye çalışmışlardır.
Çok açık ifade edebiliriz ki bundan gereken dersler çıkarılmadı ki, neredeyse her on yılda bir, darbe heveslileri sahneye çıktılar. Bunları tek tek saymaya gerek yok. Ancak şurası bir gerçektir ki bu güne kadar yapılan bütün darbelerin arkasında Siyonist, emperyalist, kapitalist haclı güçler olmuştur.
Yahudi ve Hıristiyanların İslâmi tahrif, tağyir ve Osmanlı’yı yıkma çalışmaları olmuştur.
Bu bağlamda Dini Mübîn-i İslâm’a, vatana ve bu necip millete ihanet edenleri gerçek tarihi kaynaklardan öğrenmek gerekir.
Ayrıca İngiliz ajanı Humpher, Thomas Edward Lawrence, ve Sir Persikof vb. örnekler de dikkatle araştırılıp incelenmelidir. Onlar, bazı gafil Müslümanları yemleyerek avlamalarıyla İslâm'a ve Müslümanlara verdikleri zararların iyi tahlil edilip bilinmesi gerekir. Bu konuda son olarak ta Fetullah Gülen örneğini gördük, yaşadık.
"Ilımlı İslâm“, “Dinler arası diyalog” “İbrahîmî dinler” vs. Sömürgeci batılı haclı siyonist emperyalistler, bin yıl İslâm'a ve insanlığa hizmet etmiş bir medeniyeti yok edip Müslümanları esarete mahkûm ve bu mübarek toprakları, paylaşma plânlarını sinsice uygulama peşindedirler. Haçlı saldırıları sona ermemiş, sosyal, siyasî, ekonomik her alanda devam etmektedir. Asırlardan beri İslâm'ı ortadan kaldırmayı denemişler, bunda başarılı olamadıklarının farkına vardıkları içindir ki yeni taktikler denemeye başladılar. "Ilımlı İslâm" “İbrahimi dinler” “Dinler arası diyalog” fikrini enjekte ediyorlar. Protestanlık gibi yeni bir din kurmaya çalışıyorlar. Bunun için de her yolu deniyor, her yolu meşru görüyorlar. İki yüzlülüklerinin bir sonucu olarak zaman zaman bizden gibi görünüp, ittifaktan bahsediyorlar. Tarihi süreç içinde zulmün sembolü olmalarına rağmen, Hümanist görünmeye de çalışıyorlar.
Batı, Tarih boyunca İslam ülkelerinde başarılı siyasi lider ve aksiyon adamlarını Türkiye’nin kalkınmasını ve bağımsızlığına kavuşmasını istememiş ve istemiyor, hükümetlerin başarısını hazmedemiyor. Onlar daima kendilerinden emir alan köle durumundaki ülkelerden hoşlanıyorlardı. Bağımsız bir şekilde kalkınmamız işlerine gelmiyor, menfaatlerine dokunuyor.
Bu darbeler sonucu olarak nice ocaklar sönmüş, yükseliş ve ilerleme her alanda akamete uğramış, hatta ülke nice güzelim yıllar kaybederek geri götürülmüştür. Ancak vatanperver halkın büyük çoğunluğu hiçbir zaman bu tür seçilmiş hükümetleri saf dışı bırakma hareketlerini tasvip etmemiş, müntesiplerini lânetlemiş, tarihe kara bir leke olarak düşürmüştür.
15 Temmuz darbe teşebbüsünde halkın, büyük feraseti ve cesareti vatan hainlerinin plânlarını bozmuş, adeta şaşkına çevirmiştir. Bu sebeple vatanperver Türk Milleti tarih önünde destan yazmış, şecaat ve cesaretini ortaya koymuş, bütün dünya milletlerini bir kez daha hayrete düşürmüştür.
Onların hîle ve tuzakları varsa hiç şüphesiz Allah’ın da bir plânı vardır
Elbette burada en büyük plân yapıcıyı, zalimlerin hîle ve tuzaklarını bozup, akamete uğratıcıyı, hatta kendi aleyhlerine çevirici Yüce Allahı unutmamak gerekir.
Allah’ın yardımı ve Melekleriyle te’yidi; Enfal Sûresinin 30. âyetinde: "Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar, Allah da plân yapıyordu. Allah, plân yapanların en hayırlısıdır." buyurmuştur.
Tarık sûresinin 15 ve 16. âyetlerinde Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
" ... "Şüphesiz onlar tuzak kurarlar, ama Ben onların bütün tuzaklarını, plânlarını boşa çıkarırım."
Kitabımız Kur’ân-ı Kerim' e göre dostumuz düşmanımız kim?
Allah (c.c) Kur'ân-ı Kerîm'in müteaddit âyet-i Kerîme'lerinde bize dostumuzu, düşmanımızı tanıtıyor. Bize dikkat etmemiz gereken hususları bildiriyor.
Ve: "Kâfirlerden dost olunmayacağını , onların yaldızlı sözlerine asla itibar edilmemesi gerektiğini" belirtiyor.
Onların duygu, düşünce, istek ve ideallerini ortaya koyma ve bizi uyarma açısından da Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
"... onlar, sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi isterler..." (Nisâ 4/89),
"Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz." (Âl-i İmrân 3/118)
Bir başka ayette: "Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır." (Âl-i İmrân 3/120)
Kur’ân’a göre nasıl hareket etmemiz gerekiyor
Yüce Rabbimiz Kitab-ı Mübîn'inde bizlere ne yapmamız, nasıl hareket etmemiz ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini müteaddit âyet-i Celîle'lerinde açıkça beyan etmektedir. Yine Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "... Allah ve Rasûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfâl 8/46)
Hulasan olarak bir ata sözümüz de ifade edildiği gibi
"Su uyur düşman uyumaz." inşaAllah küfür nasıl tek bir millet olup bizi bölmek, sömürmek yok etmek için fırsat kolluyorsa, bizde bir ve beraber olup düşmanın sılahından daha güçlü silahlanarak hakkın yanında olma bilinci ve gayreti içerisinde olmalıyız. Yoksa düşmanın himayesinde değerlerimizle varlığımızı sürdüremeyiz. Netice olarak 15 Temmuz darbe girişiminde darbeciler, Darbe yapalım derken darbe yemişlerdir.