Türk Dünyası’nın tanımını, tarifini daha önceki pek çok yazımızda yaptık. Siyasi,
ekonomik ve askerî işbirliğinin nelere yol açabileceğini ve ne kadar güçlü olabileceğini
tarif ettik.
Hiç şüphesiz ki bu büyük güç, daha önce hiç olmadığı kadar kudretli. TURKPOL
kuruluyor, ortak askerî tatbikatlar düzenleniyor, ortak alfabeye doğru adım adım
ilerleniyor. Bu gelişmeler, Türklüğün yeniden kaynadığını ve ilerleme kaydettiğini
gösteren güzel ayrıntılar.
Bir de bu işlerin sosyal ve kültürel yönü var ki… Şu an için en önemli aşamalardan biri
de burası.
Neyden mi bahsediyorum? 9-11 Ekim tarihleri arasında Kocaeli’nde gerçekleşen Türk
Dünyası Gençlik Buluşması’ndan bahsediyorum.
Bu büyük ülkü yolunda ilerleyen insanların elbette sosyal sermayelerini
geliştirecekleri, beraber işbirlikleri yapabilecekleri yeni alanlara açılmaları gerekiyor.
Henüz lisans seviyesinde olan gençlerin, iş hayatına, akademiye, medyaya ve
siyasete atıldıklarında bu kutlu mirası sürdürmeleri için bir arada olmaları lazım.
Bunun yolu ise kamplardan, festivallerden geçiyor elbette.
Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun üstün gayretleriyle düzenlenen bu buluşma; 81 ilden
Anadolu gençlerinin katılımı başta olmak üzere, Türk Dünyası çatısı altında faaliyet
gösteren farklı vakıf ve derneklerin temsilcilerinin yanı sıra TDT üyesi ülkelerden
gelen gençlerin de kendilerini gösterdiği güzel bir program oldu.
Türk Dünyası’nın ortak kültürel mirası konuşuldu. Türk Dünyası’nın acıları, sevinçleri
ve zaferlerinden söz edildi. Gelecekte bizi hangi tehditlerin beklediği, hangi alanlarda
işbirliği yapılabileceği konuşuldu.
Belki de gelecekte birlikte diplomasi yürütebilecek, ekonomik anlaşmalara imza
atabilecek gençler bu sayede bir araya geliyor. Bugün başlayan küçük bir sohbet,
yarın bambaşka bir diyaloğun habercisi olacaktır. Bu buluşmaların en temel
önemlerinden biri de budur.
9 Ekim Cuma günü Kazakistan’ın gururu Alatau’yu dinledik. “Has Jüyrıkte Sın Bolmaz”
isimli o güzide parçayı neredeyse duymayan yoktur. Instagram’da epeyce popüler
olan Özbek diyarının yiğit balaları Music Bolalar, pek çok farklı parçayı seslendirdi.
Kırgızistan Türklerinden Gülzade, hepimizin severek dinlediği Azerin ve Anadolu rock
müziğinin güçlü temsilcisi Kıraç’ın konserine bütün Kocaeli halkı da davetliydi.
Ertesi gün paneller tertiplendi. İlmî olarak hocalarımızdan beslendik ve ardından
Kartepe Diriliş Kampı’na katıldık. Akşamına yine konserler vardı.
Ertesi gün Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun katılımıyla soru-cevap etkinliği yapıldı. Hatıra
fotoğrafları çekildi.
Bu zaman zarfında Suriye’den, Lübnan’dan, Kırım’dan ve Doğu Türkistan’dan gelen
soydaşlarımızla sohbet imkânı yakaladım. Pek çok Türk yurdunun güncel durumu
hakkında çokça bilgi edindim.
Türk Dünyası’nın farklı yörelerindeki lezzetleri tatmaktan ve geleneksel giysileri
giymekten büyük memnuniyet duydum. Son olarak ise Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın göndediği bir video mesaj izletildi.
Her bakımdan Türklük dolu bir programı
geride bırakırken 11 Ekim Pazar günü tatlı bir yorgunlukla, gelecek yıl gerçekleşmesi
beklenen programı büyük bir heyecanla bekledik.
Bu programda pek çok paydaş ve ortak olduğunu unutmamak gerekir. Kısaca bazı
isimlere teşekkür etmeden edemeyeceğim. HBV çatısı altında bulunmaktan büyük
mutluluk duyduğum Prof. Dr. Sadullah Gülten ve Prof. Dr. Mesut Karakulak
hocalarımın yanı sıra, Türk tarihçiliğinin tanınmış isimlerinden Prof. Dr. Haşim Şahin
ve Prof. Dr. Ahmet Taşağıl hocalarıma; sosyal medyadan severek takip ettiğimiz
Medihanur Argalı Hanım’a; misafirperverliği ve beyefendiliğiyle daima arkamızda
duran Murat Resul Karaman ağabeye; program boyunca nezaketi ve bilgi birikimiyle
bizleri sürekli destekleyen Meryem Aybike Sinan hocaya ve Kocaeli Büyükşehir
Belediye Başkanı Sayın Tahir Büyükakın’a çok teşekkür ederim.
Elbette ki en büyük teşekkürü o hak ediyor. Son zamanlarda Türk Dünyası yolunda
çok büyük adımların atılmasına vesile olan ve Türk gençlerinin yanında duran Prof. Dr.
Kürşad Zorlu hocaya en kalbî duygularımızla teşekkür ederiz.
Yaşasın Türk Dünyası