Manisa
Açık
weather
15°

25 yıldır otizmli çocukları için mücadele ediyor

25 yıldır otizmli çocukları için mücadele ediyor

Manisa’nın Yunusemre ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Saadet Şerenoğlu (50), otizmli ikizleriyle tam 25 yıldır tek başına verdiği mücadeleyle hem evlatlarına hem de kurucusu olduğu dernek başkanlığıyla kendisi gibi yüzlerce aileye umut oldu. Bugüne kadar çocukları nedeniyle 8 kez ev değiştirmek zorunda kalan Şerenoğlu, zorlu yaşamına rağmen pes etmedi, çocuklarını önce hayata sonra da topluma kazandırdı.  


1995 yılında Diyarbakır’dan Manisa’ya gelin gelen Saadet Şerenoğlu, 1996’da ilk çocuğunu dünyaya getirdi. Sağlıklı bir gelişim süreci izleyen ilk çocuğunun ardından, 2000 yılında ikizleri Ozan ve Oğuz Özer’i kucağına aldı. İkizlerin 18’inci ayından itibaren bazı davranış farklılıklarını gözlemleyen Şerenoğlu, büyük oğluyla kıyasladığında bu durumun sıradan olmadığını fark etti. Şerenoğlu, ikizlerinin davranışlarını büyük çocuklarıyla kıyaslayarak başladığı yolculukta, rehberlik araştırma merkezinde ilk kez “otizm” kelimesiyle tanıştı. Takip eden hastane sürecinde ikiz çocuklarına ağır otizm tanısı konuldu.


O günden bu yana yaşamını tamamen çocuklarına adayan Şerenoğlu, 2008’den beri hem annelik hem de babalık görevini üstleniyor. Maddi imkansızlıklar, toplumsal ön yargılar ve sık sık ev değiştirmek zorunda kalmak gibi zorluklara rağmen mücadelesinden hiç vazgeçmedi. Bugüne kadar 8 farklı eve taşınmak zorunda kalan Şerenoğlu, çocuklarının gelişimi için yıllarca gece gündüz demeden çabaladı.

Sadece kendi çocukları için değil, aynı durumda olan birçok aile için de harekete geçen Şerenoğlu, otizmli bireylerin eğitimi, topluma kazandırılması ve kabul görmesi adına çalışmalar yürüttü. Kurucusu olduğu ve uzun yıllar başkanlığını üstlendiği dernek aracılığıyla yüzlerce aileye rehberlik ederek umut oldu.


“OTİZM KELİMESİNİ İLK KEZ ORADA DUYDUM”

O dönemde internetin yaygın olmadığını ve bilgiye ulaşmanın çok zor olduğunu vurgulayan Şerenoğlu, teşhis sonrası yaşadığı şaşkınlığı dile
getirerek, “Bu dönem çok şanslı bir dönem. 2000'li yıllarda otizmle tanıştığımda, inanın, “otizm” kelimesini bilmiyordum ben. Şartlar ve koşullar çok farklıydı. Şimdi bildiğiniz gibi internet sayesinde her türlü bilgiye sahibiz, Benim fark etmem şöyle oldu. İlk oğlum sağlıklı olduğu için kıyaslama yapmaya başlamıştım. Doğum da normaldi, kesinlikle. Mesela herkes soruyordu bana, “Normal mi, tüp bebek mi?” diye. Normal doğum, normal gebelik ama ters giden bir şeyler vardı. İlk oğlum, yaşıtlarına göre geç konuşsa bile tepki veriyordu, sesime tepki veriyordu. Ortama girdiğinde yaşının gereği olan gelişmeyi gösteriyordu. Ama maalesef ki Ozan’la Oğuz’da bir şeylerin ters gitmeye başladığını gördüm. Babamız da çok yoğun çalışıyordu. Yani ben bir şeylerin ters gittiğini söylüyorum babamıza ama babamız, “Ya bizde genetik, geç konuşulabilir, normal,” falan diyerek geçiştiriyordu. Tabi bir anne hassasiyeti. Devamlı evdesin ve çocuklarını kıyaslıyorsun, gözlemliyorsun ve bir şeyler ters gidiyor. O dönemde Manisa’da Rehberlik Araştırma Merkezleri vardı. Hiç unutmuyorum, büyük oğlum 6 yaşında, Ozan’la Oğuz 2 yaşındalardı. Tam 2 yaşında bile değillerdi. Üç küçük çocuğu aldım, bebek arabasına koydum, Manisa’daki Rehberlik Araştırma Merkezi’ni buldum ve gittim. Dedim ki, “Benim çocuklarım benim sesime tepki vermiyor. Çağırdığımda gelmiyorlar ama içeride televizyon açık olduğunda, evin hangi köşesinde saklanmışlarsa hemen koştura koştura gelmeye başlıyorlar.” Göz teması hiç kurmuyorlardı benimle. Ama kulakları da sağır değildi, çünkü başka sesleri duyuyorlardı. Bunu oradaki psikologlara anlattım. “İçeride bir test yapalım, bir inceleyelim,” dediler. Testlerin ardından ilk kez hayatımda duymadığım bir kelimeyi duydum. “Çocuklarınızda otizm belirtileri var. Ama biz teşhis koyamıyoruz. Siz Ege Üniversitesi’ne gider misiniz?” Ben öylece kaldım: “Otizm ne?” dedim. Gerçekten duymamıştım. Ve ilk yolculuğuma başladım.” diye konuştu.  


“ÇARESİZLİKLER BENİ OLGUNLAŞTIRDI”

Bugün geldiği noktayı değerlendiren Şerenoğlu, yaşadığı her zorluğun kendisini daha güçlü kıldığını belirterek, “Şimdi geriye dönüp baktığımda, “Neler geçirdim?” diye. Şimdiki ailelerle görüştüğümde evet, zorlu bir aşamadan geçmişim ama Manisa’da da çok güzel şeyler yapmışız aslında. Ege Üniversitesi’ne çıktığım yolculukta profesör sadece teşhisi koydu. Evet, “Otizm,” dedi, gönderdi. Ama zorlu bir yolculuğa çıkmam gerektiğini keşke anlatsalardı. Otizmi bilmiyorum. İnternet yok, kimse yok. Manisa’da o dönemde bir rehabilitasyon merkezi vardı, o da bir apartmanın alt katında. Böyle şimdiki gibi donanımlı ve gelişmiş bir ortam yoktu maalesef. Bu benim şanssızlığım. Ama ben hiç bırakmadım. Her gittiğim insanı dinlemeye çalıştım. Yıllar sonra öğrendim ki kitaplarda yazanla yaşadığımız hiç aynı değilmiş. Bu, benim yıllar içerisinde edindiğim tecrübe. Otizmi anlatmak çok farklı, yaşamak çok çok farklıymış. Aynı anneden doğan iki çocuk ve ikisi de ağır otizmli. Her türlü imkanı aynı şekilde ikisine de paylaştırdım ama gelişimleri ve davranışları çok farklıydı. İki bireyle 25 yaşına geldik. Sonuçta her annenin kaldırabileceği bir yük de değil. Yeri geldi düştüm, yaralandım, hırpalandım. Çok çaresiz kaldığım dönemler oldu. Ama şimdi düşünüyorum da o çaresizlikler, o yaralar beni olgunlaştırmış. Anneliğimden daha çok keyif almamı sağlamış. Şu anın her anının tadını çıkarıyorum çocuklarla. Ve bunun keyfini çıkarmak bambaşka bir lezzet oluyor.” Diye konuştu.  


“SEN HUZURLUYSAN ÇOCUK DA HUZURLU”
Öfke nöbetleri yaşayan oğlunun yaşadığı değişimi anlatan Şerenoğlu, aile içindeki huzurun çocuklara yansıdığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Ben yıllarca hep çatıştım. Toplumla, insanlarla, yetkililerle. Hep “Bu çocuklar daha iyisine layık,” dedim. Sonra fark ettim ki benim mutsuzluğum çocuklara yansıyor. Çocuk mutlu anne görmek istiyor, mutlu baba görmek istiyor, mutlu aile görmek istiyor. Bu sadece otizmli çocuklar için değil, tüm çocuklar için geçerli. Güzel, huzurlu bir ortamda daha sakin oluyorlar. Şimdi sosyal medyada birçok aileyle tanışıyorum. Diyorlar ki, “Bu aşamaya nasıl geldiniz?” İnanın ki kolay olmadı. Ama şimdi meyvesini almaya başladığımı düşünüyorum. Siz ne kadar pozitifseniz, çevrenizdeki kavgalar ne kadar azsa, bu çocuklara da yansıyor. Sen huzurluysan çocuk da huzurlu. Oğuz daha çok öfke nöbeti geçirirdi. Kendine, çevresine, eşyalara zarar verirdi. Beni tanıyanlar bilir, bu yüzden Manisa’da 8 ev değiştirdim. Ama mücadele etmeden de hiçbir şey maalesef olmuyormuş.”

HABER: CÜNEYT HASÇELİK

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız