Ara
Manisa Manşet Gazetesi Manisa Haberleri 8 Mart’ta Manisa Barosundan çarpıcı açıklama

8 Mart’ta Manisa Barosundan çarpıcı açıklama

Manisa Barosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadın cinayetlerinin münferit değil sistematik bir koruma eksikliğinin sonucu olduğunu vurgulayarak İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi ve 6284 Sayılı Kanun’un tavizsiz uygulanması çağrısında bulundu.

KAYNAK: MİNE BADAN
Okunma Süresi: 5 dk

Manisa Barosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Manolya Meydanında basın açıklaması gerçekleştirdi. Baro Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Kadınlar Günü’nün eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yakışır bir yaşam için yürütülen tarihsel mücadelenin simgesi olduğuna değinilerek bugünün eşitlik için mücadele veren kadın işçilerin direnişinin tarihsel mirası olduğuna vurgu yapıldı. Manisa’da bugünün anlamından bağımsız bir şekilde kutlama olarak anılamayacağını dile getiren Manisa Barosuna kayıtlı Avukat Beril Aras, “Manisa da bu anlamlı günü bir "kutlama" cümlesiyle açamıyoruz. Çünkü sokaklarında kadınların koruma kararlarına rağmen katledildiği, faillerin mahkeme salonlarında "saygın tutum" ödülleri aldığı bir ülkede; 8 Mart bizim için bir kutlama günü olmaktan öte, sistematik bir hukuksuzluğa karşı tavizsiz bir hesap sorma günüdür” dedi.

“MANISA'NIN SOKAKLARI BİRER SUÇ MAHALLİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

Manisa’da son dönemlerde yaşanan kadın cinayetlerine değinen Beril Aras, “Şehrimizde son dönemde yaşanan kadın cinayetleri basit birer adli vaka değildir. Bunlar, devletin "yaşatma" yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kanlı göstergeleridir. Koruma talep ettiği hâlde korunamayan, defalarca başvurduğu hâlde etkili tedbir sağlanamayan kadınların ardından sormamız gereken soru açıktır: Hukukun öngördüğü koruma mekanizmaları neden işlemiyor? Resmî veriler ve bağımsız izleme raporları her yıl yüzlerce kadının erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdiğini göstermektedir. Bu tablo, münferit olayların ötesinde sistematik bir koruma eksikliği olduğunu açıkça göstermektedir. Manisa'da kadınlar en yakınları tarafından öldürülürken sistemi sadece izlemekle yetinenler bu cinayetlerin sorumluluğundan kaçamaz. Yaşam hakkının korunmadığı, cezasızlığın güçlendiği bir yerde kadınların eşit yurttaşlığından söz edilemez” ifadelerini kullandı. 

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FESHİ HUKUKİ TAVİZDİR”

Manisa Barosu adına konuşan Avukat Beril Aras yaptığı açıklamada İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayılı Kanun ve CEDAW sözleşmesine de değindi. Avukat Aras sözlerine şu şekilde devam etti: “Kadına yönelik şiddetle mücadelenin anayasası olan İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı iradeyle çıkılması faillere verilmiş en büyük hukuki tavizdir. 6284 Sayılı Kanun, gerici pazarlıkların malzemesi yapılamaz. Bu kanunu kararlılıkla uygulamayan yargı ve kolluk birimleri, kadının yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu açıkça düzenlemekte: Türkiye'nin taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ise devletlere kadınlara yönelik ayrımcılığı ortadan kaldırma yükümlülüğü getirmektedir.  

“KRAVAT İNDİRİMİ” TRAJEDİSİ

Mahkeme salonlarında tanık olduğumuz "kravat indirimi" trajedisi artık son bulmalıdır; zira bir kadının yaşam hakkını elinden alan failin sahte pişmanlığına prim veren yargı, adalet dağıtan bir kurum olmaktan uzaklaşıp bu düzenin altındaki karanlık zihniyetin yansımasına dönüşmektedir.

“KADINLAR SİSTEMATİK YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLMEKTE”

Maalesef ülkemizde Kadınların hak ihlalleri yalnızca yaşam hakkına yönelik şiddetle sınırlı değildir. Manisa'nın tarım işçisi kadınlarından fabrikadaki emekçilerine kadar pek çok kadın; güvencesiz çalışma, eşit işe eşit ücret alamama ve ağır bakım yükü altında ezilme nedeniyle sistematik bir yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Kadınların eğitimde, çalışma yaşamında ve karar alma süreçlerinde eşit biçimde yer alması bir lütuf olarak görülemez; bu demokratik bir toplumun asgari koşuludur.  Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların meselesi olmanın çok ötesinde; adil, demokratik ve özgür bir toplumun temelidir. Kadınların haklarının güvence altına alınmadığı bir yerde toplumsal adaletten söz edilemez.”

“Vitrin süsleyen vaatlere değil somut ve hukuki adımlara talibiz” diyen Aras, Manisa Barosu adına yaptığı açıklamada kadına yönelik şiddetin ve sosyo-ekonomik eşitsizliğin ortadan kalkması için “tavizsiz talebimizdir!” denilerek yetki merciinden şunlar talep edildi: 

1. İstanbul Sözleşmesi’ne derhal dönülmelidir. Bu bir tercih değil, uluslararası bir yükümlülüktür.

2. 6284 Sayıl Kanun tavizsiz uygulanmalıdır. Koruma kararlarını ihlal edenlere karşı yaptırımlar derhal devreye alınmalı, ihmali olan tüm kamu görevlileri yarılanmalıdır.

3. Cezasızlık kültürü parçalanmalıdır. Kadın cinayeti dosyalarından "haksız tahrik" ve "iyi hal" indirimleri kaldırılmalıdır.

4. Bütüncül politikalar hayata geçirilmelidir, bakım yükü kamusallaştırılmalı, kadınların ekonomik bağımsızlığı devlet güvencesine alınmalıdır.

Beril Aras, Manisa Barosu olarak her zaman mağdur kadınların yanında durduklarını dile getirerek katledilen kadınların davasını takip etmeyi bırakmayacakları açıkladı. Aras, “Buradan açıkça söylüyoruz: Kadınların yaşam hakkının korunmadığı bir ülkede hukuk devleti varmış gibi davranılamaz. Cezasızlık sürdükçe bu mücadele de sürecek; kadınların eşit, özgür ve güvenli bir yaşam hakkı için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Açıklama ardından Manisalı kadınlara 8 Mart dolayısıyla hediye dağıtıldı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *