Manisa
Az bulutlu
weather
15°

Bir insan veda eder, bir şehir yetim kalır…

Ahmet Güler yazdı.

Bir insan veda eder, bir şehir yetim kalır…

Bazı haberler vardır; acı veren, kabullenmesi zor haberler. Bir kurşun gibidir, içimizi delip geçer…
Bazı ayrılıklar vardır; istenmeyen, gözyaşlarımıza hakim olamadığımız ayrılıklar. Bir yumruk gibi iner göğsümüze, yüreğimizi söker yerinden…
Nihayetsiz ayrılıkların babasıdır ölüm. Her nefis ölümü tadıcıdır ve hepimiz çaresiziz ölümler karşısında. Ama bazen bir kişi, bir aile değil bir şehir ağlar ölenin arkasından. Çünkü bir şehirdir yetim kalan…
Ferdi Zeyrek vedasıyla bütün Manisa’yı yetim bıraktı, arkasından bir şehri ağlattı…


Henüz 15 ay önce büyük hayallerle göreve başlamış, Manisa'da yeni bir sayfa açmıştı. Kentin tüm sorunlarını çözme konusundaki heyecanı, hayata geçirdiği projeleri ve Manisalılarla her fırsatta kucaklaşmalarıyla kısa sürede büyük takdir toplamıştı. Şehrin umudu haline gelmişti…
O sadece bir belediye başkanı değil; ailesinde bir baba, bir eş, bir evlat ve tüm Manisalılar için kıymetli bir dosttu. Aslında onun hikâyesi, doğup büyüdüğü, tüm hayallerine mekan olan Manisa’nın hikayesiydi.
Mimar kimliğini taşımanın sorumluluğuyla sadece binalar değil; güven, şeffaflık, adalet ve umut inşa etmek istiyordu bu şehirde. O yüzden onun ardından yalnızca ailesi ve Manisalılar değil, bu kentin sokakları, kaldırımları, projeleri ve hatta umutları da biraz öksüz kaldı.
Zeyrek’in yaşamını yitirme şekli de bir o kadar sarsıcıydı. Evinin havuz makine dairesinde yaşanan bir arıza, basit görünen ama büyük bir ihmalle sonuçlanan bir teknik sorun… Olay sadece bir hayatı değil, belki de tüm Türkiye'ye güvenlik ve önlem konularında güçlü bir mesaj bıraktı. Elektrik sistemlerinde, yapı güvenliğinde ya da günlük hayattaki detaylarda ihmale yer yok. Özellikle kamusal kişilerin hayatları, birçok hayata doğrudan temas ettiği için daha da kıymetli ve korunmaya değer.
Ferdi Zeyrek’in ani gidişi, bize şunu bir kez daha hatırlatıyor: İnsan hayatı çok kırılgan. Görevler, unvanlar, planlar bir anda yarım kalabiliyor. Geride bıraktıklarımız ise nasıl yaşadığımızla anlam kazanıyor. Onu tanıyan herkes, yaptığı iyilikleri, kurduğu samimi ilişkileri, sokaktaki bir çocuğun başını okşayışını, bir esnafın derdine kulak verişini anlatıyor.
Bugün ülkenin dört bir yanında farklı acılar yaşanıyor. Gazze’de bir baba çocuğunun mezarını kazarken umut arıyor. Doğu’da bir çocuk, bayramlık ayakkabısı olmadan kurban eti sırasına giriyor. Böyle bir dünyada, görevini layıkıyla yapan her temiz yürekli insanın kaybı, hepimizin içinden bir parçayı koparıyor.
Bu bayram bizim için hüzünlü geçti, bundan sonraki her Kurban Bayramı da bize Ferdi Zeyrek’i hatırlatacak ve belki ruhuna bir Fatiha okumaya vesile kılacak. Onu hatırladıkça birbirimize daha çok kıymet verecek, daha çok dinleyecek, daha çok sarılacağız. Onun yarım kalan hayallerini gerçekleştirmek için daha çok çaba sarf edeceğiz…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız