DYP Genel Başkan Yardımcısı İlkay Şimşek, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklamasında belediye başkanlarının parti değiştirmesini eleştiren Şimşek, "Siyasi partiler arasındaki geçişler en başta seçmen iradesine ihanettir, arkasındaki gerçek ise koltuk, makam ve mevki hırsıdır, kişisel ihtirastır, bu kişiler ya bağımsız kalmalı, ya da milletin onayına tekrar sunulmalıdır. Siyasi parti değiştiren veya transfer olan milletvekilleri ve belediye başkanları, milletimiz çok iyi biliyor ki seçmen iradesine ihanet etmektedir ve maalesef bu davranışlarının arkasında koltuk ve makam kaygısı bulunmaktadır, bu yaptıkları düpedüz ilkesizliktir. Seçmen partisine, partisinin amblemine, partisinin programına oy vermektedir, olması gereken ve yapılması beklenen davranış transfer olan kişinin öncelikle istifa etmesi, bağımsız kalması ve tekrar milletin onayına sunulmasıdır. Siyaset arenasındaki bu hareketlilik, liderler düzeyinde karşılıklı tartışmalara sebep olmaktadır. Bir çok muhalefet lideri anamuhalefet partisine olduğu gibi, iktidar partisine yönelik olarak da siyasi transfer eleştirisinde bulunmaktadır. Madem öyle, madem bu durumdan şikayetçisiniz, neden yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz? Sizin işiniz kanun çıkartmak değil mi?" dedi.
İKTİDARIN PAYI BÜYÜK
Yaşanan olaylarda iktidar partisinin büyük pay sahibi olduğunu iddia eden Şimşek, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Görüyoruz ki iktidar partisi yerel seçimlerde kaybettiği belediye başkanlıklarını, yargıyı siyasal araç olarak kullanarak ele geçirmeye çalışmaktadır. Bu amaçla kullanılan yöntem ise siyasi ahlaktan uzaktır. Siyasi partiler yadası açık ve nettir, anlaşmazlıkların ele alınacağı ilgili kurum Yüksek Seçim Kurulu'dur, başka bir mahkeme değildir. Yetkisiz mahkemeleri kullanarak, kendileri veya yakınları hakkında suç şüphesi bulunan belediye başkanlarına 'Bize geçersen soruşturmadan kurtulursun, geçmezsen tutuklanırsın' diyerek baskı yapmak hiç bir vicdana sığmaz. Bir kişi hakkında suç şüphesi varsa soruşturmanın ve kovuşturmanın nasıl yapılacağı yasalarımızda bellidir. Var olan yasayı gözardı edip yargının siyasal araç olarak kullanıması, Anayasamızın hukuk devleti ilkesine, yargının bağımsız ve tarafsız olma ilkesine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, siyasal ahlaka da aykırıdır. Bir siyasal partiden aday olan ve seçilen belediye başkanının seçildikten sonra partisinden ayrılıp rakip bir partiye geçmesi, kendi seçmenlerine olduğu kadar önceki partisine de hainliktir. Bu kişilere gösterilen tepkiler de haklı tepkilerdir. Ancak burada olayın diğer tarafı olan iktidarın tutumu da gözardı edilmemelidir; seçilmiş ve görevde olan bir yöneticinin parti değiştirmesi Anayasamıza, hukuka, demokrasiye ve siyasal ahlaka ne kadar aykırı ise, kişilere baskı yaparak parti değiştirmeye zorlamak da o derece aykırıdır, suç ortaklığıdır. Bu olaylarda tüm eleştiriler parti değiştirenlere yöneltilmektedir. Parti değiştirenlere haklı tepkiler gösterilirken aynı derecede kusurlu olan iktidar da eleştirilmelidir. Halkın iradesi noktasında bu konu atlanmamalı, gündemden düşmemelidir."