Ara
Manisa Manşet Gazetesi Manisa Haberleri Manisa’da eğitim sendikaları meydanlara indi

Manisa’da eğitim sendikaları meydanlara indi

Manisa’da eğitim sendikaları, İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmesini protesto etti. 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda bir araya gelen sendikalar, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırarak okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasını ve Eğitimde Şiddet Yasası’nın çıkarılmasını talep etti.

KAYNAK: CÜNEYT HASÇELİK
Okunma Süresi: 5 dk

Manisa’da eğitim sendikaları, İstanbul’da bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülen öğretmen için meydanlara indi, artan şiddet olaylarını protesto etti. Manisa’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanında Anadolu Eğitim Sen, Eğitim-İş, TEÇ-SEN, Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim-Sen eylem gerçekleştirdi. “Yeter artık can korkusuyla eğitim olmaz yaşamak istiyoruz. Şiddeti durduracak yasal düzenleme derhal” pankartı açıldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet etti. CHP, sivil toplum kuruluşları eyleme destek verdi. “Cinayeti azmettiricileri biliyoruz onları çok iyi tanıyoruz. Okullar pek güvenli değil. Güvenli okul güvenli gelecek. Artık yeter. Yaşamak yaşatmak istiyoruz. Öğretmenime dokunma. Derhal tüm okulların güvenliği sağlanmalıdır” afişleri taşıdılar. 

OKULLARDA ŞİDDETİ ÖNLEYİCİ DESTEK MEKANİZMALARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR

Yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çelik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Eğitim emekçileri her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Bakan Yusuf Tekin bu olayları münferit diyerek geçiştiremez. Sorularımıza artık cevap bekliyoruz. Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafiyetidir! Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilimsel olmayan yaklaşımlar yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli, failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Her acı olaydan sonra açıklama yapmak değil önleyici politika üretmek devlet sorumluluğudur. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Eğitim yuvaları; iktidarın, yandaşlarının, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”  

CÜNEYT HASÇELİK/ AYŞE NUR BÜYÜK

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *