Manisa’da geçtiğimiz günlerde evinde çıkan yangında hayatını kaybeden ve şehrin unutulmaz simalarından olan “Topuklu Doktor” lakabıyla tanınan Nusret Bengi’nin yaşamına dair sır perdesi, vefatının ardından vatandaşların kendisi hakkında yaptığı yorumlarla aralanmaya başladı. Sıra dışı görünümü, yüksek topuklu ayakkabıları, simsiyah kıyafetleri ve gizemli kişiliğiyle hafızalara kazınan Bengi hakkında, onu yakından tanıyanların anlattıkları dikkat çekti. Kendisini yakından tanıyanların verdikleri bilgilere göre, Bengi vefat ettiğinde 71 yaşındaydı. Öğretmen bir anne ve babanın oğluydu, diş hekimi bir ablası bulunuyordu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni birincilikle kazandığı belirtilen Bengi, Genel Cerrahi alanında uzmanlaşmış ve çeşitli hastanelerde görev yaptıktan sonra Manisa’da da hükümet tabipliği yapmıştı. İyi derecede İngilizce ve Almanca bildiği belirtilen Nusret Bengi’nin evinde ise çok sayıda kitap bulunduğu ifade ediliyor.

“HİÇ EVLENMEDİ VE ÇOCUĞU DA YOKTU”
Nusret Bengi’nin, Manisa’da hükümet tabipliği yaparken annesinin Bengi’nin yanında hemşire olarak çalıştığını belirten Göksün Demirayak, Bengi ile iletişimlerinin olduğunu ve aralıklı zamanlarla kendisini arayarak Alzheimer annesini hakkında bilgi aldığını belirtti. Aynı zamanda Nusret Bengi’nin çok iyi bir bilgisayar donanımına sahip olduğunu da belirten Demirayak “Doktorumuz eski hükümet tabibi ve hiçbir zaman evlenmedi. Söylenenlerin aksine hiç de kız çocuğu yoktu. Öldükten bir hafta önce beni aradı, 3 saat görüştük. Sohbeti muhabbeti çok güzel, bilgisayar donanımı muhteşemdi. Genel cerrahtı kendisi. Ankara’da uzmanlığını almış. Annesi öğretmen değil, babası öğretmendi. Ankara'da bir kız kardeşi vardı, diş hekimi. Ayaklarında bir problem yoktu, kendisi uzun ayakkabı giyiyordu. Yıllarca hükümet tabipliği yaptığında annem yanında hemşiresi olarak çalıştı. Beni de 6 ayda bir arar, annemi yani hemşiresini sorardı ve fikir verirdi. Annem hala Alzheimer ve hayatta, 93 yaşında, onu merak ederdi. Çok güzel, dürüst, terbiyeli ve doğru bir insandı.” dedi.

“EŞİME ÇOK DESTEK OLDU”
Nusret Bengi ile eşinin arkadaş olduğunu söyleyen Meral Bilgin ise eşi ile Bengi’nin görüştüğünü hatta eşinin aldığı kemoterapi tedavisi sonrası Bengi’nin eşine moral verdiğini aktararak “Çok yanlış bilgiler yazıyorlar. Eşimin arkadaşıydı. Ayakkabıları uzun boylu olmak istediği için özeldi. 20 santimetre dolgu topuklu ayakkabılar kullanıyor fakat zor yürüyordu. Eşim kemoterapiden gelince her hafta eşimi arar, ona moral verirdi. Çok kibar biridir. Evinde tavana kadar kitaplığı olduğunu ve çok akıllı biri olduğunu belirtirdi rahmetli eşim. Hiç zararı yoktu insanlara. Hatta bir kere sokakta bıçaklanmıştı, iyileşince yine sokaklara çıkmıştı.” ifadelerini kullandı.
NUSRET BENGİ’Yİ HERKES FARKLI TANIYOR
Bengi’yle iletişime geçtiklerini belirten diğer bazı vatandaşlar ise kendisi hakkında şu yorumlarda bulundu:
Ertan Veral: Ayakkabılar uzun görünmek için değildi. Adam kaza geçirmiş ve ayakları protezdi. Saçlarını Japon yapıştırıcısıyla yapıştırırdı. Psikolojisi bozuktu ve daha önce de kendi evini yakmıştı. Trafik kazasında yanında kızını kaybetmiş ve aracı da o sürüyormuş. Kazadan sonra da toparlanamamış. Ben ilk yanan evin altında çalışmıştım, kendisiyle de oradan tanışıyorduk. Allah rahmet eylesin.
Gürel Gökhun Güneyli: Atatürkçü, entelektüel biriydi. Kendisini polymath olarak tanımlardı. Çok yönlüydü ve inanılmaz bir zekası vardı. Çok fazla kitap okurdu. İleri derece İngilizce biliyordu. Ayakkabıları hakkında hiç konuşmadık ama bana bıçaklandığımı anlatmıştı. Bence çağın ilerisinde olduğu için kimse onu anlayamadı. Resim de yapardı. Görünüşünden dolayı ufak çocuklar laf attığı için onlara çok sinirlenirdi. Onunla bir sefer konuşan, karşısında Celâl Şengör gibi bir adam var zannederdi.
Adnan Soyak: Sürekli siparişe giderdim. Mütevazi ve dürüst bir insandı. Muhabbeti güzeldi. Tarzıyla ürkütücü olabilir fakat özünde öyle bir insandı.
Sertan Sart: Bizim kafeye sık gelirdi kendisi. İsviçre’de okuduğunu söylerdi. Gerçekten çok bilgili biriydi. Ayrıca öz kızını ameliyat esnasında kaybetmiş ve o olaydan sonra doktorluğu bırakmış. Akli dengesi tam yerinde değildi. Raporu yoktu ama halüsinasyonlar görüyor, olmayan şeyleri olmuş gibi algılıyordu. Bu nedenle bizi, evine gelen postacıyı ve farklı insanları sık sık şikayet eder mahkemeye verirdi.
Tarkan Görhun: Ayakları protez değildi. Ayakkabılarında yükseklik olması için tahta ve deriden aparat vardı. Kısa bir süre cezaevinde yattı. Ben orada memurdum. Ayakkabılarını da o zaman gördüm.