Gerçekleştirilen gezi kapsamında katılımcılar, bölgenin tarihi dokusunu yerinde görme ve tanıma fırsatı buldu. Programda yerel tarih araştırmacısı Erkan Akbalık, Yoğurtçu Kale’nin tarihi süreci, bölgedeki geçmiş yaşam izleri ve kalenin stratejik önemi hakkında kapsamlı bilgiler sundu.
Kale ve çevresini rehber eşliğinde gezen katılımcılar, bölgenin tarihî mirasını yakından inceleme imkânı elde etti. Ayrıca Erkan Akbalık, Ege Üniversitesi’nden araştırmacı Emine Tok tarafından daha önce bölgede yapılan akademik çalışmalara değinerek, bu araştırmaların kitaplaştırıldığını ifade etti. Kalede yapılacak restorasyon çalışmalarının ise aslına uygun şekilde gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Araştırmacı Yazar Erkan Akbalık “Kalenin bulunduğu coğrafya, özellikle 1176 ve sonrasında artan Türk akınlarına karşı, bölgenin korunması için, Bizans imparatorluğunun acil savunma önlemleri aldığı bir yerdir. Aslında, 1176 yılına kadar Thrakesion Theması sınırları içinde kalan bölge topraklarının savunması, kesintisiz devam eden Türk saldırılarına karşı yetersiz kalınca, imparator Manuel Komnenos tarafından kurularak isimlendirilen yeni bir askeri yönetim birimi olan Neokatra Themasıʼna devredilmiştir” dedi.
Akbalık “Önceleri Attramittion, Pergamon ve Khliaraʼdaki kırsal alanda yaşayan halkın güvenliğinin sağlanması ve Türk tehlikesi baş gösterince sığınmak amacıyla inşa edilmiş ve her biri Neokastron olarak adlandırılmış kalelerin inşası, zamanla Kaikos (Bakırçay) ve Hermos (Gediz) vadileri boyunca yaygınlaşmıştır. Bugün Yoğurtçu Kale adıyla bilinen Neokastron da Hermos (Gediz) ovası ile kıyıyı birbirine bağlayan ve bölgedeki tek doğal geçit olan vadinin ilk giriş noktasında, söz konusu doğal geçidin doğu ucunda, boğazı görüş hakimiyeti olan, 382 m. yüksekliğinde büyük bir kireç taşı formasyonunun üzerine inşa edilmiştir. Kulelerle tahkim edilmiş bir dış sur ve iç kaleden meydana gelen yapının duvar tekniği ve yüzey bulguları, 12. yüzyıl sonu-13. yüzyıl başlarını işaret etmektedir” diye devam etti.
Araştırmacı Yazar Akbalık “Yoğurtçu Kalesi, iç kale ve bunu doğu, batı ve güney yönden çevreleyen dış surlardan oluşmaktadır. Dış sur, belli aralıklarla yerleştirilmiş kulelerle tahkim edilmiştir. İç kale ve surlar arasındaki alanda çeşitli mekanlara ilişkin kalıntılar göze çarpmaktadır. Kale, son Bizans döneminde, XIII.yüzyılda karakol kalesi niteliğinde, stratejik bir noktaya yapılmıştır. Kesme taş ve moloz taştan yapılan kalenin planını çıkarmak mümkün olamamıştır. Günümüze çok az sur duvarları ile bir burç parçası gelebilmiştir. Buna dayanılarak da kalenin kareye yakın planda olduğu sanılmaktadır” dedi.
Son olarak Akbalık “Manisa merkeze 20 km kadar uzaklıkta, Uzunburun Köyü yakınlarındadır. Manisa bölgesinin Osmanlı yönetimine geçtiği yıllarda bu yapının hıristiyanların toplanma merkezi olmaması ve hristiyanlıkla ilgili eserlerin bölgeden silinmesi düşüncesiyle bina ağır top ateşine tutuldu. Bunun sonucunda ağır zarar gördü. Sur duvarlarının çoğu ve içerisindeki yapılar yıkıldı. Cumhuriyet ilanına kadar metruk durumda kalan yapı bu yıllarda bölgeye yerleşen yörükler tarafından yoğurt imali ve depolanması amacıyla kullanıldığından halk arasında ‘Yoğurtçu Kalesi’ ismi verilmiş ve bu isim günümüze kadar ulaşmıştır” diye konuşmasını tamamladı.
Programda ayrıca Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi Başkanı Dr. Muzaffer Yurttaş, katılımcılara hitaben bir konuşma yaparak gezinin amacı ve derneğin kültürel faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Dr. Yurttaş, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek önümüzdeki dönemde Aiagai Antik Kenti, Kula Yunus Emre ve trenle Alaşehir gezilerinin planlandığını ifade etti. Kültür, sanat ve tarih bilincinin yaşatılmasının derneğin temel amaçları arasında olduğunu vurguladı.
Yurttaş “Kenti güzelleştiren, onlara anlam kazandıran, sahip oldukları eski eserler ve anıtlar kadar, o yapılar üzerine çalışan, onları tanıtan , koruyan ve sahip çıkan araştırmacılar, yazarlar ve adanmış kişilerdir. Emine Tok bir Manisalı olarak Ege Üniversitesinde doktora tezini Manisa Yoğurtçu Kale üzerine yaparak ilimize büyük bir katkı sunmuştur. Kendisine şükranlarımızı sunuyoruz. Bugün bizleri bilgilendiren Erkan Albalık hocamıza, tüm katılımcılara, kadın komisyonumuza, emeği geçenlere özellikle teşekkür ediyoruz” dedi.
Dernek Başkanı Yurttaş “Bu yapı hakkında bugüne kadar yazı ve makalesi olan herkese şükran borçluyuz. Şimdi artık bu kaleyi yeniden turizme kazandıracak restorasyon ve araştırmalara yönelme vaktidir” diye sözlerini tamamladı.
Programın sonunda katılımcılara ikramlar yapıldı ve geziye katılanlar etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirdiler.
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi, kültürel mirası yaşatma ve gelecek nesillere aktarma amacıyla benzer etkinliklerin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini bildirdi.










