Finansman, yem ve enerji maliyetlerindeki fahiş tırmanış nedeniyle üretim alanlarından çekilmek zorunda kalan küçük ölçekli besiciler için Ankara'dan stratejik bir destek can suyu geldi. Piyasa dalgalanmaları ve aracı baskısı yüzünden önünü göremeyen hane halkı üreticileri, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın devreye aldığı yeni nesil sözleşmeli üretim modeliyle koruma altına alınıyor. Sektör temsilcileri ve ziraat odaları uzmanları, bu modelin sadece dönemsel bir hibe paketi olmadığını, Türkiye'nin kırmızı et lojistiğini ve gıda arz güvenliğini tescilleyen milli bir üretim reformu olduğunu belirtiyor.
Hayvancılıkta sözleşmeli tüzük dönemi başladı. Yeni sistem uyarınca, Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yurt dışı ve yurt içi kaynaklardan lojistik olarak temin edilen besilik danalar doğrudan üreticilere teslim edilecek.
Besiciler, aylar sürecek olan bakım ve geliştirme evresinde fahiş fiyat dalgalanmalarından tamamen muaf tutulacak. Besi süresi tamamlandığında, aynı kurumsal mekanizma (ESK) hayvanları önceden işlenen yasal sınır şartları ve adil fiyat endeksi üzerinden geri satın alacak. Böylece besici, hayvanı tarlasına indirdiği ilk gün saniyeler içinde aylar sonra cebine koyacağı net kâr marjını kuruşu kuruşuna hesaplayabilme gücüne kavuşacak.
Projenin ekonomik kalkan boyutu küçük aile işletmelerini fahiş maliyet yükünden kurtarıyor. Bakanlığın güncel tescil verilerine göre, projeye dahil olan besiciler hayvan başına sağlanan kurumsal fiyat avantajıyla kilogram başına yaklaşık 110 TL kâr elde edecek. Bu destek, toplam üretim lojistiğinde yüzde 25'in üzerinde bir bütçe tasarrufu ve maliyet kalkanı anlamına geliyor.
Kırsal kalkınmayı tescillemek adına projede dev sanayi tesisleri yerine küçük üreticilere mutlak pozitif ayrımcılık uygulandı. Tüzük gereği, 200 başın altındaki küçük aile işletmeleri kuruşu kuruşuna öncelikli hak sahibi yapıldı. Böylece büyük endüstriyel fonların piyasayı tekelleştirmesinin önüne geçilirken, köylerdeki ekonomik hareketliliğin kalıcı olarak tahkim edilmesi hedefleniyor.
Gelir Garantili Besicilik Projesi’nin en modern vizyonunu ise akıllı tarım teknolojileri ve veri analitiği oluşturuyor. Bakanlık lojistik ekipleri, dağıtılan 108 bin baş hayvanın gelişim seyrini dijital sensörler ve yapay zeka algoritmalarıyla anlık analiz edecek.
Çiftliklere kurulacak olan bu teknolojik altyapı sayesinde şu avantajlar tescillenecek:
Hayvanların yem tüketim oranları ve günlük canlı kilo artışları saniyeler içinde sistem loglarına işlenecek.
Vektör zararlıları ve konvektif salgın hastalıklar, hayvanların hareketlilik verilerinden yola çıkılarak henüz belirti göstermeden erken tespit edilecek.
Küresel akıllı hayvancılık tüzüklerine göre, yapay zeka destekli bu koruma kalkanı işletmelerdeki en büyük gider kalemi olan yem maliyetlerinde yüzde 10 ila 15 arasında net bütçe tasarrufu tescilliyor.