Uzaktan çalışma modelinin kalıcı hale gelmesi, büyükşehirlerdeki popüler cadde kafelerini birer ücretsiz ortak çalışma alanına (co-working) dönüştürdü. Artan kira, personel ve fahiş enerji maliyetleri altında ezilen esnaf, masa devir hızının sıfıra inmesiyle birlikte radikal tedbirler uygulamaya başladı. Birçok popüler işletmenin girişine "Hafta sonu laptop kullanımı yasaktır" tabelaları asılırken, masalara iki saatlik oturum limitleri getirilmesi hizmet sektöründe yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
İstanbul merkezli popüler bir kahve zincirinin bölge müdürü Hakan Ateş, dükkânlardaki maliyet ve ciro dengesinin artık sürdürülemez bir yasal sınıra dayandığını tescilledi. İçerisi insanla dolu görünmesine rağmen gün sonunda kasaya giren paranın yok denecek kadar az kaldığını vurgulayan Ateş, sektörel tıkanıklığı şu çarpıcı sözlerle aktardı:
"Eskiden bir masaya gün içinde ortalama beş ila altı farklı müşteri otururdu. Şimdiki düzende ise sabah saat 09.00’da en ucuz filtre kahveyi alıp prize yakın masaya oturan bir yazılımcı veya öğrenci, akşam saat 17.00’ye kadar o masayı tamamen kilitliyor. Bu esnada hem kesintisiz elektrik harcıyor hem Wi-Fi ağını meşgul ediyor hem de mekâna dışarıdan gelip gerçekten kahve içip kalkacak müşterinin hakkını gasbediyor. Bizler hayır kurumu işletmiyoruz, her ay yüz binlerce lira kira, stopaj ve personel maaşı ödüyoruz. Prizleri kapatmak veya interneti süreye bağlamak bizim için bir tercih değil, hayatta kalma mecburiyetidir."
İşletmecilerin şikayetçi olduğu bir diğer kitle ise kendisini "içerik üreticisi" olarak tanımlayan gençler oldu. Hiçbir şey sipariş etmeden sadece mekanın estetik köşelerini ve dekorunu arkasına alarak fotoğraf ve video çeken, ardından masaları işgal edip mekanı hızla terk eden kitle de esnafın sabrını taşıran son damla oldu.
Madalyonun diğer yüzünde ise kafeleri zorunlu ofis belleyen uzaktan çalışanlar yer alıyor. Yaklaşık üç yıldır bir yazılım firmasına evden destek veren kıdemli arayüz tasarımcısı Burak Tan, kafeleri bir lüks değil mecburi çalışma alanı olarak gördüklerini savundu. Ortak çalışma alanlarına her ay binlerce lira üyelik bütçesi ayıramayacaklarını belirten Tan, tüketicilerin tepkisini şu şekilde dile getirdi:
"Evde tek başıma çalıştığımda kışın doğal gaz, yazın klima ve gün boyu açık kalan bilgisayar yüzünden elektrik faturam ikiye katlanıyor. Üstelik tüm gün dört duvar arasında kalmak insan psikolojisini depresif bir noktaya sürüklüyor. Kafeye gittiğimde hem insan yüzü görüyorum hem de konsantrasyonum artıyor. Mekânların prizleri bantlaması ya da laptop yasaktır diyerek bizi kapıdan çevirmesi çok kırıcı. Çözüm bizi tamamen dışlamak değil, belki de sadece laptoplu müşterilere özel masalar ve alanlar oluşturmak olmalıdır."