Havalar ufak ufak ısınmaya başlasa da Başkent Ankara'nın o meşhur ayazında hala kombileri kısmaya pek cesaret edemiyoruz. Sokaktaki vatandaşın, esnafın, emeklinin en büyük gider kalemi şüphesiz enerji faturaları. Ancak devletin yıllardır uyguladığı ve faturanın neredeyse yarısını hazineden karşıladığı o 'gizli sübvansiyon' döneminde kurallar baştan aşağı değişiyor. Hatırlarsanız 2025 yılında elektrik faturalarında yüksek tüketim yapanlar için devlet desteği kesilmişti. Şimdi sıra, mutfağımızı ve peteklerimizi ısıtan doğal gaza geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, nisan ayından itibaren adil kullanım ve tasarruf odaklı yeni bir modeli devreye sokmaya hazırlanıyor.
Bu yeni sistemin en can alıcı noktası kesinlikle 'bölgesel adalet' kavramı. Türkiye gibi 7 farklı coğrafi iklime sahip bir ülkede, herkesi aynı torbaya koymak zaten mantığa aykırıydı. Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş'ın Manşet Ankara'ya da yansıyan o çarpıcı analizine göre; Bakanlık her ilin kendi doğal gaz dağıtım firması üzerinden geçmiş yıllara ait tüketim ortalamalarını tek tek masaya yatırıyor.
Sistem aslında çok net bir matematiğe dayanıyor. Erzurum'daki bir ailenin sert kışı geçirmek için yaktığı gaz miktarı ile Antalya'daki bir hanenin tüketimi asla aynı değil. İşte bu yüzden her il için o ile özel bir "standart aylık tüketim ortalaması" belirlenecek. Eğer bir abone, yaşadığı ilin ortalama tüketiminin tam yüzde 75'inin üzerine çıkarsa, sistem kırmızı alarm verecek ve o haneyi "lüks tüketim" sınıfına sokacak.
Peki bu kırmızı alarm zilleri kimler için çalacak? İşin aslı şu; 200 metrekarenin üzerinde evlerde, havuzlu dubleks veya tripleks villalarda oturan, ısı yalıtımını umursamadan enerjiyi israf eden çok ciddi bir kesim var. Mevcut sistemde faturası 10 bin TL gelen bu lüks tüketici, aslında gazın gerçek bedeli olan rakamı değil, devletin 4 bin TL'lik devasa sübvansiyonunu düşerek cebinden ödeme yapıyordu.
Nisan ayında başlayacak yeni uygulamayla birlikte, abone sayısının yaklaşık %8'ine tekabül eden bu kesimin devlet desteği tamamen kesiliyor. Artık israf eden, lüks şatolarını ısıtanlar, tükettikleri doğal gazın bedelini kuruşu kuruşuna, hiçbir indirim olmaksızın kendi ceplerinden ödeyecek. Bu hamleyle hem Hazine'nin üzerindeki o ağır yük hafifletilecek hem de zorunlu bir enerji verimliliği bilinci aşılanacak.
Sokaktaki en büyük endişe ise elbette "Acaba benim de faturam katlanacak mı?" korkusu. Karataş'ın açıklamaları bu noktada orta direk vatandaşın yüreğine su serpiyor. Öğrenci evleri, 4-5 kişilik standart aileler, memurlar, emekliler veya esnaf... Kısacası ısınma amacıyla makul seviyelerde doğal gaz tüketen Türkiye'nin %92'lik o devasa kesimi için değişen hiçbir şey olmayacak. Onlar faturalarında o devlet desteğini görmeye ve gazı indirimli kullanmaya güvenle devam edecek.