Telefon ekranınızı kaydırırken karşınıza aniden o göz alıcı kolyeler, pırlantalı yüzükler çıkıyor. Üstelik fiyat etiketinde akıllara durgunluk veren bir indirim var! Hemen sipariş verip büyük bir fırsat yakaladığınızı, kâra geçtiğinizi sanıyorsunuz. Oysa gerçekte fena halde yanılıyorsunuz. İstanbul Kuyumcular Odası (İKO), sosyal medya üzerinden "mağazadan yarı fiyatına" sloganıyla vatandaşı avlayan bu yeni nesil dijital tezgahlara karşı kırmızı alarm verdi.
İKO'nun yaptığı detaylı incelemeler, ekranlarda dönen bu "cazip" kampanyaların tam bir göz boyama sanatı olduğunu kanıtlıyor. Peki hile nerede başlıyor? Oldukça basit. Size videolarda veya fotoğraflarda gösterilen o parlak takının aslında en hayati kimlik bilgileri ustalıkla gizleniyor.
Satıcı ne ürünün gerçek gramajını şeffafça yazıyor ne de altın ayarını (8K, 14K veya 22K) dürüstçe belirtiyor. İşçilik kalitesi zaten sıfıra yakın. Üzerindeki taş doğanın kalbinden çıkan gerçek bir pırlanta mı, yoksa laboratuvarlarda basılmış sıradan bir sentetik mi? Asla bilemiyorsunuz. Ekranda "Aynı ürün" diyerek yan yana koydukları iki takı arasında, aslında maliyet ve kalite açısından devasa uçurumlar bulunuyor.
Küresel altın piyasası Londra'dan New York'a kadar milimetrik bir arz-talep dengesiyle çalışır. İKO Başkanı Mustafa Atayık, altının veya değerli taşların fiyatında yüzde 50 gibi ütopik bir indirim yapmanın matematiksel olarak imkansız olduğunu üstüne basa basa söylüyor.
Mücevherde fiyatlandırma; çıkarılan madenin o anki küresel borsa değeri, üzerine eklenen zanaatkar işçiliği ve tasarımla oluşur. Hiç kimse uluslararası borsalarda gram fiyatı kuruşu kuruşuna belli olan bir madeni size yarı fiyatına satmaz, satamaz. Eğer satıyorsa, o ürün kesinlikle iddia edildiği saflıkta ve değerde değildir.
Sosyal medyanın o denetimsiz arka sokaklarında kurulan bu tezgahlarda genellikle ne bir fatura kesiliyor ne de resmi bir belge yollanıyor. Kargonuz geldiğinde, boynunuzda kararan veya sahte çıkan o ürünle baş başa kalıyorsunuz. Elinizde fatura olmadığı için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvursanız bile hukuki bir dayanağınız bulunmuyor. Binlerce liranız kelimenin tam anlamıyla buharlaşıyor.
Dijital çağın bu tuzaklarına karşı paranızı korumanın yegane yolu şeffaflıktan geçiyor. Bir mücevher alırken mahallenizdeki, vergi levhası duvarda asılı olan, tanıdığınız ve güvendiğiniz kayıtlı kuyumcu esnafından şaşmayın. Ürünü elinize aldığınızda gramını, ayarını ve taş bilgilerini mutlaka sorgulayın. Uluslararası geçerliliği olan o ıslak imzalı sertifikayı talep etmeyi asla unutmayın.