Kiracı ile ev sahibi arasında taşınmazın el değiştirmesiyle baş gösteren depozito krizine Yargıtay son noktayı koydu.
Gaziantep'te yaşanan olayda bir kiracı, kiralama süresi dolmadan mülkün satılması üzerine sözleşme başlangıcında verdiği 300 dolarlık güvence bedelini eski mülk sahibinden talep etti.
Eski ev sahibinin ödemeyi reddetmesi üzerine açılan icra davasında Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, "Yeni malik sözleşmenin tarafı haline geldiği için depozito yalnızca yeni ev sahibinden istenir" gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka aykırı bularak bozdu.
Yüksek Mahkeme'nin kararında ispat külfetine ilişkin şu hayati tespitte bulunuldu:
"Davalı eski malikin kira ilişkisinin başlangıcında teslim aldığı güvence bedelini yeni malike devrettiğini ispat etmesi gerekir. Depozito bedelinin yeni malike devredildiğinin kanıtlanamaması halinde, güvence bedelini teslim alan önceki malik bakımından iade yükümlülüğü aynen devam edecektir."
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin karara bağladığı ikinci emsal dosya ise araç sahiplerinin sıkça karşılaştığı hatalı yakıt dolumlarına odaklandı.
İzmir'de yetkili bir akaryakıt istasyonundan yakıt aldıktan sonra motoru arızalanan bir tüketici, aracında meydana gelen 59 bin 401 liralık onarım ve tespit masrafının karşılanması için İl Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdu.
Tüketici Hakem Heyeti sürücüyü haklı bulurken; ana akaryakıt dağıtım firmasının itirazı üzerine İzmir 7. Tüketici Mahkemesi "İşlemi gerçekleştiren bayi bağımsız bir tüzel kişiliktir, ana dağıtım firmasına husumet yöneltilemez" diyerek tüketici lehine olan kararı iptal etti.
Adalet Bakanlığı'nın devreye girmesiyle dosyayı inceleyen Yargıtay, tüketici mahkemesinin hükmünü bozarak sorumluluk kalkanını kaldırdı.
Yargıtay kararında; tabela hakkını veren sağlayıcı konumundaki ana dağıtım şirketi ile hizmeti sahada sunan bayinin ayıplı hizmetten kaynaklanan zararlardan tüketiciye karşı müteselsilen (zincirleme ve birlikte) sorumlu olduğu, ana firmanın ayıptan habersiz olmasının bu yükümlülüğü ortadan kaldırmayacağı vurgulandı.
Yüksek Mahkeme'nin her iki içtihadı, günlük yaşamda karşılaşılan hak kayıplarına karşı güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor:
Yazılı Belge Zorunluluğu: Mülkünü satan ev sahipleri, aldıkları depozitoyu yeni alıcıya teslim ettiklerini resmi banka dekontu veya devir tutanağıyla belgeleyemezse parayı kiracıya kendileri ödeyecek.
Kiracının Korunması: Kiracılar, ev sahibinin değişmesi durumunda yeni ev sahibi ile eski ev sahibi arasındaki iç ilişkiyi araştırmak zorunda kalmadan, parayı teslim ettiği ilk kişiye icra takibi başlatabilecek.
Dağıtım Şirketine Doğrudan Başvuru: Hatalı yakıt sebebiyle motoru zarar gören araç sahipleri, bayinin iflas etmesi veya masrafı karşılamaması riskine karşı doğrudan Türkiye genelindeki ana akaryakıt şirketine icra ve tazminat davası açabilecek.
Ayıplı Hizmette Ortak Sorumluluk: Bayinin bağımsız şirket statüsü, tüketici mevzuatı karşısında ana markanın marka ve denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak.
Hukukçular; gayrimenkul alım-satımlarında depozito devirlerinin mutlaka noter onaylı sözleşmelere veya banka kayıtlarına bağlanması gerektiğini, akaryakıt istasyonlarında ise yakıt fişi ile araç servis tespit raporlarının eksiksiz saklanmasının tazminat sürecinde hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.