İş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini belirten bir kaynak ustasının açtığı işçilik alacakları davasında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş hukuku uygulamalarını değiştirecek emsal bir karar verdi.
Davacı işçi; kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra yıllık izin, ulusal bayram, hafta tatili ve haftalık fazla mesai ücretlerinin işverenden tahsil edilmesini talep etti.
Yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin işçi lehine kurduğu hükmü temyiz incelemesine alan Yargıtay, haftanın yedi günü çalışan personelin hafta tatili günündeki 7,5 saatlik mesaisinin hesaplanış yöntemine itiraz etti.
Yüksek Mahkeme, hafta tatili gününde yapılan 7,5 saatlik çalışmanın dava dosyasında zaten "hafta tatili alacağı" adı altında yasal karşılığıyla hüküm altına alındığını hatırlattı.
Söz konusu sürenin aynı zamanda haftalık 45 saati aşan fazla çalışma hesaplamasına dahil edilmesinin işverene mükerrer fatura çıkardığını belirten Yargıtay, bozma kararında şu ifadelere yer verdi:
"Haftanın yedi günü çalışmanın kabul edilmesi hâlinde hafta tatiline denk gelen günlerin 7,5 saatinin hafta tatili olarak hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulmamıştır. Mükerrer ödemeye sebep olacak şekilde aynı çalışma için hem hafta tatili hem de fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması doğru değildir."
4857 sayılı İş Kanunu uyarınca haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanıyor.
Hafta tatilinde görev yapan bir işçi, kanunen çalışmasa dahi hak kazandığı bir günlük ücrete ilave olarak çalıştığı günün karşılığını "hafta tatili yevmiyesi" şeklinde almaya devam edecek.
Ancak Yargıtay'ın emsal kararıyla birlikte, hafta tatilinde geçen 7,5 saatlik süre haftalık 45 saatin üzerine ilave edilerek ayrıca yüzde 50 zamlı fazla mesai kalemi altında talep edilemeyecek.
İş hukuku uzmanları, bu kararın derdest (devam eden) işçilik alacağı davalarında bilirkişi hesaplama raporlarını doğrudan değiştireceğini ve işverenler açısından çift bordro yükünü ortadan kaldıracağını belirtiyor.