Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tarih Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mehmet Çelik, Habertürk'te katıldığı programda Osmanlı arşivlerinin büyüklüğü ve tarih araştırmalarındaki önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Osmanlı arşivlerinin dünyanın en önemli arşivleri arasında yer aldığını ifade eden Çelik, arşivlerde yaklaşık 350 milyon belge bulunduğunu söyledi. Çelik, arşivlerde “bir belge” olarak değerlendirilen kayıtların çok sayıda sayfadan oluşabildiğine dikkati çekerek, “Bir üst yazının 40 sayfalık eki varsa, o 40 sayfayı biz bir belge sayıyoruz. 350 milyonla çarpın şimdi. Neyin ortaya çıktığını görün.” ifadelerini kullandı.
"40 ülkenin tarihi açısından önemli"
Osmanlı Devleti'nin geniş bir coğrafyada yüzyıllar boyunca hüküm sürdüğünü hatırlatan Çelik, Osmanlı arşivlerinin farklı ülkelerin tarih araştırmaları açısından da büyük önem taşıdığını belirtti. Çelik, “Bugün 40 tane ülkenin tarihi de yazılamıyor. Yunanlılar da tarihlerini yazamıyorlar. Cezayirliler de yazamıyorlar. Çünkü biz bizimle iç içe, o 400 yıl bizimle beraber yaşamışlar. Onların tarihleri bizim arşivlerimize dayalı.” dedi. Osmanlı arşivlerinin yalnızca siyasi tarih açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Çelik, belgelerde toplumun günlük hayatına ilişkin son derece ayrıntılı bilgilerin de bulunduğunu anlattı.
"Bir köyün sosyal ve ekonomik hayatı ortaya çıkarılabiliyor"
Çelik, Osmanlı arşivlerinin ayrıntı düzeyini anlatmak için 1640 yılında Gebze'deki bir köyün durumunun arşiv belgeleri üzerinden araştırılabileceğini örnek gösterdi. Döneme ait tapu ve tahrir defterleri incelendiğinde köyün hane sayısından nüfus yapısına, Müslüman ve gayrimüslim nüfustan kişilerin isimlerine kadar çeşitli bilgilere ulaşılabildiğini belirten Çelik, kayıtların kişilerin sahip oldukları mallara kadar uzandığını söyledi.
Çelik, örnek olarak şu ifadeleri kullandı: “Bana deyin ki 1640 yılında Gebze'nin şu köyünün durumu nedir? Ben o dönemin Gebze ile ilgili tapu tahrir defterini açarım. O köyü bulurum. 92 hanedir der. Şu kadar Müslim, bu kadar gayrimüslim. Şu kadar dul, bu kadar normal. Sonra tek tek yazar.”
Kayıtlarda kişilerin sahip olduğu arazi ve diğer malların da ayrıntılı biçimde yer alabildiğini aktaran Çelik, “40 dönüm arazi var. 27 dönümü sulu, 13 dönümü susuz. Sulu olanın da bir bağı var. 360 tevek üzümü var. 7 tane elma ağacı var. Evinde iki tavuğu var, 3 tane koyunu var. Bire bir tespit ediyor bu tarihî defterleriyle.” ifadelerini kullandı.
"Padişahın ne yediği dahi kayıtlardan araştırılabilir"
Çelik, Osmanlı arşivlerinin günlük hayata ilişkin ayrıntıları ortaya koyduğunu belirtirken saray mutfağı kayıtlarından da örnek verdi.
Kanuni Sultan Süleyman dönemine ilişkin bir örnek üzerinden konuşan Çelik, padişahın belirli bir gündeki yemeklerinin dahi mutfak kayıtlarından araştırılabileceğini söyledi.
Çelik, “Bana diyelim ki Kanuni Sultan Süleyman'ın 1546'da 27 Nisan günü öğlen yemeğinde ne yedi diye soruyor. Harem'in mutfak defteri var. Çıkarıyorsunuz, o tarihi buluyorsunuz.” dedi.
Mutfak defterlerinde satın alınan gıda maddelerinin miktarlarının ve harcamaların kayıt altına alındığını aktaran Çelik, bu kayıtların Osmanlı Devleti'ndeki ayrıntılı muhasebe sistemine ilişkin de bilgi verdiğini belirtti.
Çelik, o güne ait kayıtlarda fasulye, yağ ve et gibi ürünlerin miktarlarının yer aldığını, yapılan harcamaların toplamının da deftere işlendiğini anlattı.