İş hayatında ekonomik sıkıntılar nedeniyle yapılan maaş indirimleriyle ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi emsal bir karara imza attı. 4 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan karara göre, işverenin sunduğu ücret indirimi teklifini yazılı olarak kabul eden çalışanlar, işten ayrıldıktan sonra eski maaşları üzerinden fark ve tazminat talebinde bulunamayacak.
Yüksek Mahkeme, taraf iradelerinin yazılı olarak uyuşması halinde sonradan yapılan itirazların dürüstlük kuralına aykırı olduğuna dikkat çekti.
Dava konusu olayda, ekonomik zorluk yaşayan bir inşaat şirketi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında fesih yerine çalışanlarına ücret indirimi teklif etti. Kaynakçı olarak görev yapan bir işçi, kendisine tebliğ edilen çalışma şartlarındaki esaslı değişikliği aynı gün el yazısı dilekçesiyle kabul ederek görevine devam etti.
İş sözleşmesi ilerleyen süreçte sona eren çalışan; İş Mahkemesi'ne başvurarak haksız fesih, eksik ödenen ücret ve mesai alacağı iddiasıyla dava açtı. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi işçiyi haklı bulurken, son noktayı dosyayı temyiz eden Yargıtay koydu.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, İş Kanunu'nun 22. maddesi gereğince yapılan yazılı bildirime işçinin 6 iş günü içinde el yazısıyla rıza gösterdiğini tespit etti. Kararda, taraf iradelerinin dürüstlük kuralı çerçevesinde birleştiği ve işçinin sonradan irade fesadı iddiasıyla vazgeçmesinin hukuken geçersiz olduğu belirtildi.
Yüksek Mahkeme, rızasıyla maaş indirimini onaylayan çalışanın fesih sonrası eksik ücret talep etmesini dürüstlük kuralına aykırı bularak alt mahkemenin kararını bozdu.
İş hukuku uzmanları, kararın hem işverenler hem de çalışanlar açısından bağlayıcı bir nitelik taşıdığını vurguluyor. Çalışma şartlarında esaslı değişiklik içeren süreçlerde tarafların yazılı beyanları ana delil kabul ediliyor.
Yazılı onay veren işçilerin daha sonra "irade fesadı" iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı sürece hak iddiasında bulunamayacağı tescillenmiş oldu.