İstanbul’da son yağışlar barajlara kısa vadede nefes aldırdı. İSKİ’nin 3 Nisan verilerine göre genel doluluk oranı yüzde 67,83’e çıkarken, bazı barajlarda yüzde 90’ın üzeri görülse de geçen yılın aynı dönemine göre tablo hâlâ daha zayıf seyrediyor.
İstanbul’un su gündemi, son yağışların ardından yeniden baraj verilerine çevrildi. İSKİ tarafından açıklanan 3 Nisan 2026 tarihli son ölçümlere göre kent genelindeki baraj doluluk oranı yüzde 67,83 olarak kaydedildi. Bu yükseliş, kısa sürede etkisini gösteren yağışların su kaynaklarına doğrudan yansıdığını ortaya koydu.
Ancak veriler yalnızca artışı değil, aynı zamanda kırılgan dengeyi de gösteriyor. Çünkü bugün ulaşılan seviye dikkat çekici bir toparlanmaya işaret etse de, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 80,38’lik oranla karşılaştırıldığında İstanbul’un hâlâ daha düşük bir su rezerviyle yoluna devam ettiği görülüyor.
Asıl dikkat çeken nokta günlük sıçrama oldu
Baraj doluluk oranında bir önceki gün açıklanan yüzde 58,03 seviyesinden yüzde 67,83’e çıkılması, yağışların sisteme hızlı yansıdığını gösterdi. Bu artış, özellikle ilkbahar başında su arzı açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Yine de uzmanların ve yetkililerin verdiği temel mesaj değişmiyor. Yağışlarla gelen geçici rahatlama, tasarruf ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Çünkü İstanbul gibi yüksek nüfuslu kentlerde baraj doluluk oranı yalnızca bugünkü seviyeye göre değil, yılın geri kalanındaki tüketim ve yağış dengesiyle birlikte okunuyor.
Bazı barajlarda yüksek doluluk dikkat çekti
İSKİ’nin paylaştığı güncel verilere göre bazı barajlarda oranların oldukça yüksek seviyelere ulaştığı görüldü. Elmalı Barajı yüzde 93,62 ile listenin üst sıralarında yer alırken, Ömerli Barajı yüzde 91,78, Darlık Barajı ise yüzde 83,03 doluluk oranına ulaştı.
Buna karşılık tüm barajlarda aynı güçte bir toparlanma yaşanmadı. Terkos Barajı’nda doluluk oranı yüzde 52,50 olarak ölçülürken, Alibey Barajı yüzde 66,35 seviyesinde kaldı. Bu tablo, kent genelindeki ortalama artışa rağmen barajlar arasında belirgin farkların sürdüğünü gösteriyor.
İstanbul için asıl mesele sadece yağış değil
Baraj seviyelerindeki yükseliş ilk bakışta olumlu bir gelişme gibi görünse de, İstanbul’un su yönetiminde asıl belirleyici unsur sürdürülebilirlik olmaya devam ediyor. Kısa süreli yağışlarla gelen artışlar önemli olsa da, megakentte su arzının güvenliği uzun vadeli planlama ve tüketim alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı.
Bu nedenle 3 Nisan verileri İstanbul’a geçici bir rahatlama sağlasa da, su tasarrufu ve kaynak yönetimi başlığının gündemden düşmeyeceği anlaşılıyor.