Siyasette eleştiri olur, tartışma olur, hatta zaman zaman sert sözler de olur. Ancak bir makamın, hele ki halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanlığı makamının taşıdığı sorumluluk, kullanılan her kelimeyi daha dikkatli seçmeyi gerektirir.
Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke’nin ilçedeki iki muhtara yönelik “cahil” ifadesi, sıradan bir tartışmanın ötesine geçmiştir. Çünkü muhtarlar, bu milletin en küçük yerleşim biriminden başlayarak demokrasinin sahadaki temsilcileridir. Mahallenin derdini dinleyen, vatandaşla devlet arasında köprü kuran, kimi zaman gece gündüz demeden hizmet eden insanlardır. Bir belediye başkanının, anlaşamadığı ya da eleştirdiği iki muhtarı bu şekilde hedef alması, yalnızca o muhtarlara değil, onları seçen vatandaşın iradesine de saygısızlık olarak görülür.
Tam da bu noktada AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal’ın yaptığı çağrı son derece nettir: Muhtarlardan özür dile.
Aslında mesele bu kadar basittir. Eğer bir söz kırıcı olmuşsa, eğer kamuoyunda tepki doğurmuşsa, eğer seçilmiş muhtarlar kendilerini incinmiş hissediyorsa, yapılması gereken şey polemik üretmek değil, erdemli bir duruş sergileyip özür dilemektir. Siyasette asıl büyüklük, hatasız görünmeye çalışmakta değil; yanlış anlaşılan, kalp kıran ya da toplumsal tepki doğuran bir sözün arkasından sorumluluk alabilmektedir.
Ancak Başkan Büke, bu basit ve insani yolu tercih etmek yerine konuyu Tamer Akkal’ın geçmiş açıklamalarına çekerek meseleyi başka bir tartışma alanına taşımayı seçmiştir. Kaldı ki Sayın Akkal yaptığı her açıklamanın siyasi bedelini olumlu ya da olumsuz olarak ödemiştir. Ayrıca Akkal’ın siyasi geçmişi tecrübesi Büke’nin kat be kat üstündedir. Bir belediye başkanının lafı eveleyip gevelemeden yapması gereken özür dilemek olması gerekirken laf dalaşına girmesi siyasette ne kadar çiğ bir bakış açısına sahip olduğunun da göstergesidir. Yani kendi sözlerinin doğurduğu tepkiyi konuşmak yerine, “Sen önce şuna cevap ver” siyasetine sığınması oldukça basit bir polemik üretme mekanizmasıdır.
Bu, kamuoyunun çok iyi bildiği klasik bir kaçış yöntemidir.
Önce bir söz söylersiniz. Sonra o söz tepki çeker. Ardından özür dilemek yerine, size tepki gösteren kişinin geçmişini karıştırır, konuyu dağıtır, gündemi değiştirir, meseleyi kişiselleştirirsiniz. Böylece asıl sorunun üzeri örtülmek istenir.
Fakat burada unutulan bir gerçek var: Tamer Akkal’ın geçmişte ne söylediği ayrı bir tartışmanın konusudur. Bugün konuşulan konu ise Gördes Belediye Başkanı’nın muhtarlar için kullandığı ifadedir. Bir başkasının geçmiş sözleri, sizin bugünkü hatalı sözünüzü meşru hale getirmez. Bir milletvekilini hedef almak, muhtarlardan özür dileme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İbrahim Büke, bu polemikle belki gündemi değiştirdiğini düşünebilir. Ancak vatandaşın hafızası bu kadar kısa değildir. İnsanlar kimin ne söylediğini, kimin hangi makamın ağırlığına uygun davrandığını, kimin de eleştiriler karşısında konuyu başka yere çektiğini görür.
Muhtarlar bu ülkenin siyasi geleneğinde ayrı bir yere sahiptir. Cumhurbaşkanı’ndan milletvekiline, belediye başkanından il müdürüne kadar herkes bilir ki muhtar; mahallenin nabzıdır, vatandaşın ilk kapısıdır, demokrasinin yereldeki yüzüdür. Muhtarı küçümseyen bir dil, aslında milleti küçümseyen bir anlayışın izlerini taşır.
Bu nedenle mesele parti meselesi değildir. Mesele AK Parti-CHP tartışması da değildir. Mesele, seçilmiş bir belediye başkanının yine seçilmiş muhtarlara karşı kullandığı üslubun kabul edilebilir olup olmadığıdır.
Bugün Gördes’in ihtiyacı polemik değildir. Gördes’in ihtiyacı hizmettir, yatırım takibidir, vatandaşın sorunlarına çözüm üreten bir belediyecilik anlayışıdır. Belediye başkanlarının enerjisini muhtarlarla kavga etmeye, milletvekilleriyle söz düellosuna, geçmiş açıklamalar üzerinden gündem saptırmaya değil; ilçenin yoluna, suyuna, altyapısına, ekonomisine, sosyal hayatına harcaması gerekir.
Tamer Akkal’ın yaptığı çağrı da bu açıdan siyasi bir hamle olmaktan çok, yerel demokrasinin saygınlığını korumaya dönük bir çıkıştır. Çünkü muhtarların onurunu savunmak, yalnızca bir partinin değil, bütün siyaset kurumunun görevidir.
Başkan Büke’ye düşen, meseleyi büyütmek ya da kişiselleştirmek değil, muhtarların gönlünü almaktır. “Kırdıysam özür dilerim” gibi yuvarlak cümlelerle değil; açık, net ve samimi bir özürle bu tartışmayı kapatmaktır.Siyasette herkes konuşur. Ama herkes konuştuğu sözün ağırlığını taşıyamaz.
Bugün Gördes’te beklenen şey bellidir: Polemik değil, özür. Kişisel hedef gösterme değil, sorumluluk. Gündem değiştirme değil, makamın vakarına yakışan bir tavır.
Çünkü muhtarına “cahil” diyen bir dil, millete hizmet dili olamaz.