2017 yılında yaşadığı sağlık sorunları üzerine gittiği doktordan “Toprakla iç içe ol” tavsiyesi üzerine yaylada sebze üretimine başlayan Mehmet Aydoğan, aradan geçen süre zarfında sağlığına kavuştu. Yaylanın temiz havası, yüksek rakımı ve doğal üretim koşullarında yetişen ürünlerin ise lezzetiyle Türkiye'nin farklı şehirlerinden talep gördüğünü belirten Aydoğan, siparişleri yetiştirmekte zorlanmaya başladığını söyledi. Üretimde hiçbir kimyasal gübre veya ilaç kullanmadığını belirterek yalnızca kendi koyunlarından elde ettiği doğal gübreyi tercih ettiğini anlatan Aydoğan, “8 yıldır 1100 rakımlı Türkmen Yaylası'nda taze fasulye ve ata tohumu domates üretiyorum. Yüksek rakım ürünlerin aromasını ve lezzetini artırıyor. Ürünlerimizi alan müşterilerimiz memnun kaldıkları için her yıl yeniden sipariş veriyor. İstanbul başta olmak üzere birçok ile ürün gönderiyoruz." dedi.

TOPRAKLA UĞRAŞMAK İNSANA HUZUR VERİYOR
İlk olarak fasulye hasadına başladıklarını belirten Aydoğan, ata tohumu domateslerin de kısa süre içerisinde toplanacağını söyledi. Hasat döneminde eşiyle birlikte büyük emek verdiklerini dile getiren Aydoğan, “Toprakla uğraşmak insana huzur veriyor. Ürünlerimizi tamamen emekle yetiştiriyoruz. Kimyasal kullanmadığımız için hem içimiz rahat hem de ürünlerimizin kalitesine güveniyoruz." diye konuştu.

MANİSA OVALARI KADAR YAYLALARIYLA DA GÜZEL
Manisa, yalnızca verimli ovalarıyla değil, yaz aylarında üretime can veren yüksek rakımlı yaylalarıyla da öne çıkıyor. Demirci'deki Türkmen Yaylası'nın yanı sıra Spil Dağı Milli Parkı çevresi, Gördes, Köprübaşı, Kula, Selendi ve Alaşehir'in yüksek kesimlerindeki yaylalar da serin iklimi, temiz havası ve doğal su kaynakları sayesinde sebze, meyve ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Yaz sıcaklarının etkisini daha az hissettiren bu bölgeler, hem kaliteli tarımsal üretime katkı sağlıyor hem de doğayla iç içe yaşam arayanların uğrak noktaları arasında yer alıyor.
