Türkiye’de meydana gelen depremlerin ardından en az tehlikeli şehirlerin hangileri olduğu yeniden araştırılmaya başlandı. Jeoloji Yüksek Mühendisi Beytullah Saraç da katıldığı bir YouTube yayınında aktif fayların konumu ve zemin özellikleri üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Saraç, Doğu Karadeniz kıyıları ile İç Anadolu’nun bazı bölümlerinin büyük fay sistemlerine görece uzak olmaları nedeniyle öne çıktığını söyledi. Buna karşılık yalnızca il adına bakılarak “güvenli” kararı verilmesinin doğru olmayacağını vurguladı.
“Deprem riski” ile “deprem tehlikesi” aynı şey değil
AFAD’ın yayımladığı Türkiye Deprem Tehlike Haritası, hangi noktada ne düzeyde yer hareketi oluşabileceğini gösteriyor. Harita doğrudan can kaybını, bina hasarını veya ekonomik zararı göstermediği için bir risk haritası olarak kabul edilmiyor.
Deprem riski değerlendirilirken yalnızca faylara olan uzaklık değil şu unsurlar da dikkate alınıyor:
Binanın yaşı ve taşıyıcı sistemi
Yapımında kullanılan malzemeler
Zeminin deprem dalgalarına vereceği tepki
Nüfus ve yapı yoğunluğu
Yapının yönetmeliğe uygunluğu
Afet sonrasındaki ulaşım ve müdahale imkânları
Bu nedenle tehlikenin görece düşük olduğu bir yerde dayanıksız binada yaşamak, yüksek tehlikeli bir bölgede yönetmeliğe uygun yapıda yaşamaktan daha güvenli olmayabilir.
Doğu Karadeniz’in bazı kesimleri öne çıkıyor
Saraç’ın değerlendirmesine göre aktif fay yoğunluğunun daha düşük olduğu Doğu Karadeniz, Türkiye’de deprem tehlikesinin görece düşük değerlendirildiği bölgelerden biri.
Uzmanın bu kapsamda sıraladığı iller şöyle:
Artvin
Rize
Trabzon
Giresun
Gümüşhane
Bayburt
Ancak bu liste, söz konusu illerin tamamında aynı tehlike seviyesinin bulunduğu anlamına gelmiyor. İl merkezleriyle ilçeler arasında faylara uzaklık, zemin ve topoğrafya bakımından önemli farklılıklar oluşabiliyor.
Doğu Karadeniz’de ayrıca heyelan, kaya düşmesi ve sel gibi başka afet tehlikelerinin de yerleşim kararlarında dikkate alınması gerekiyor.
İç Anadolu’da hangi iller avantajlı görülüyor?
Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay sistemlerinden uzak kalan İç Anadolu’nun bazı bölümleri de görece düşük deprem tehlikesiyle öne çıkıyor.
Saraç’ın değerlendirmesinde şu iller yer aldı:
Konya
Aksaray
Karaman
Niğde
Nevşehir
Kırşehir
Ankara
Kırıkkale, Eskişehir ve Yozgat ise görece düşük tehlikeli iller arasında anıldı. Buna rağmen bu şehirlerin sınırları içinde veya çevresinde diri fay bulunmadığı sonucu çıkarılmamalı.
MTA’nın 2026 Türkiye Diri Fay Haritası, fayların il sınırlarına göre değil jeolojik uzanımlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Aynı ilin farklı ilçeleri birbirinden farklı tehlike koşullarına sahip olabiliyor.
Ankara tamamen güvenli mi?
Ankara, büyük fay sistemlerinin kent merkezine görece uzaklığı nedeniyle deprem sonrasında taşınmayı düşünenlerin araştırdığı şehirlerden biri hâline geldi.
Ancak başkentin tamamını tek bir tehlike seviyesinde değerlendirmek doğru değil. İl sınırlarının geniş olması nedeniyle ilçeler arasında ciddi jeolojik farklılıklar bulunabiliyor.
Bala, Haymana, Kalecik, Kızılcahamam ve çevre ilçelerin koşulları kent merkeziyle aynı olmayabilir. Bu nedenle Ankara’da ev seçerken de binanın performansı, yerel zemin yapısı ve koordinat bazlı deprem tehlikesi incelenmeli.
AFAD’ın güncel sisteminde eski haritalardaki “birinci, ikinci veya üçüncü derece deprem bölgesi” sınıflandırması kullanılmıyor. Deprem tehlikesi artık koordinata göre en büyük yer ivmesi değerleri üzerinden belirleniyor.
Güney Ege için “düşük riskli” demek yanıltabilir
Muğla, Aydın ve Denizli gibi illeri genel olarak düşük deprem tehlikesi altında göstermek doğru bir yaklaşım değil.
AFAD’ın tehlike haritasında Güney Ege’nin birçok noktasında yüksek yer ivmesi değerleri görülüyor. MTA’nın diri fay haritasında da bölgedeki çok sayıda fay sistemi dikkat çekiyor. Bu nedenle Güney Ege’de değerlendirme il genelinden ziyade ilçe, mahalle ve parsel düzeyinde yapılmalı. Bu sonuç, resmî haritaların birlikte incelenmesine dayanan bir değerlendirmedir.
Özellikle Muğla, Aydın ve Denizli’de yapı güvenliği ile zemin özellikleri önemini koruyor. Bu illerin “deprem açısından güvenli” olarak sunulması yanlış bir rahatlama oluşturabilir.
Antalya ve Mersin’de de tehlike sıfır değil
Akdeniz kıyılarındaki bazı alanlar, Türkiye’nin büyük fay sistemlerine göre daha düşük tehlike değerlerine sahip olsa da Antalya ve Mersin için de “deprem olmaz” denilemez.
Mersin çevresinde Ecemiş Fay Zonu gibi önemli jeolojik yapılar bulunurken Antalya, çevre bölgelerde ve denizde meydana gelebilecek depremlerden etkilenebilir.
Bir fayın doğrudan şehir merkezinden geçmemesi, kuvvetli yer hareketinin hissedilmeyeceği anlamına gelmiyor. Depremin büyüklüğü, derinliği, uzaklığı ve zeminin yapısı sarsıntının etkisini değiştirebiliyor.
İl listesi yerine adres bazlı kontrol yapılmalı
AFAD’ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası, kullanıcıların koordinat veya adres üzerinden belirli bir noktanın tehlike değerlerini incelemesine imkân tanıyor. Harita 2018’de yayımlandı ve 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girdi.
MTA’nın güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası üzerinden ise diri ve jeolojik fayların yerleri görüntülenebiliyor. Ancak bir binanın fay hattına uzak olması, tek başına depreme dayanıklı olduğu anlamına gelmiyor.
Ev satın alırken veya kiralarken şu belgelerin ve bilgilerin araştırılması önem taşıyor:
Binanın inşa tarihi
Ruhsat ve iskân durumu
Taşıyıcı sistemde sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığı
Zemin etüt raporu
Yapı denetim bilgileri
Kolon ve kirişlerde hasar bulunup bulunmadığı
Gerekli görülürse yetkili kuruluşlardan alınacak performans analizi
En güvenli şehir değil, güvenli bina aranmalı
Uzmanların açıkladığı bölgesel değerlendirmeler genel bir fikir verebilir. Ancak yalnızca şehir adına bakarak taşınma veya konut satın alma kararı vermek sağlıklı değil.
Aynı mahalledeki iki binanın bile deprem performansı birbirinden tamamen farklı olabilir. Zemini iyi ancak mühendislik hizmeti almamış bir yapı da ciddi risk taşıyabilir.
Türkiye’de deprem tehlikesinin görece düşük olduğu alanlar bulunsa da sıfır tehlikeli bir bölge yok. Can güvenliğini belirleyen asıl unsurlar sağlam zemin, doğru mühendislik, düzenli denetim ve yönetmeliğe uygun yapılaşma olmaya devam ediyor.