Anayasa Mahkemesi, icradan satılan taşınmaza ilişkin ihalenin feshi davasını kaybeden Gazmer Petrol Ürünleri Plastik ve Kauçuk Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin bireysel başvurusunu karara bağladı.
Yüksek Mahkeme, 5 milyon 600 bin TL’ye satılan taşınmaz üzerinden hesaplanan 560 bin TL’lik para cezasının gerekçesiz biçimde üst sınırdan uygulanmasını mahkemeye erişim hakkının ihlali saydı.
AYM Birinci Bölümünün 20 Mayıs 2026 tarihli ve 2022/49505 başvuru numaralı kararı, 17 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Karar oy birliğiyle alındı
Başvuruya konu taşınmaz, banka kredisinin teminatı olarak gösterilmişti. İpotekli taşınmaz, yürütülen icra takibi sonucunda 28 Eylül 2021’de 5 milyon 600 bin TL bedelle satıldı.
Başvurucu şirket; tebligat, borç miktarı ve satış ilanındaki eksiklikleri gerekçe göstererek ihalenin feshedilmesini istedi. Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi davayı reddetti ve ihale bedelinin yüzde 10’una karşılık gelen 560 bin TL’nin para cezası olarak Hazineye ödenmesine hükmetti.
Karar, istinaf ve Yargıtay incelemesinin ardından kesinleşti. Şirket bunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişiklikle ihalenin feshi talebinin reddedilmesi durumunda uygulanacak ceza, sabit yüzde 10 yerine “ihale bedelinin yüzde 10’una kadar” şeklinde düzenlendi.
Bu ifade, hâkime cezanın oranını somut olayın koşullarına göre belirleme yetkisi veriyor. Mahkemenin doğrudan yüzde 10’luk üst sınırı uygulaması hâlinde ise neden daha düşük bir oran seçilmediğinin gerekçelendirilmesi gerekiyor.
AYM, gereksiz davalarla icra işlemlerinin uzatılmasını önlemek amacıyla para cezası uygulanmasının meşru bir amaç taşıdığını kabul etti. Ancak cezanın miktarı belirlenirken başvurunun amacı ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kararda, davanın yalnızca icra sürecini uzatmak için açılıp açılmadığının incelenmediğine dikkat çekildi. Yerel mahkeme ile üst mahkemelerin neden azami orandan ceza verildiğini açıklamaması, başvurucuya aşırı bir mali yük bindirdi.
Yüksek Mahkeme, alacaklının hakkının korunması ile borçlunun yargıya başvurma hakkı arasında adil denge kurulamadığı sonucuna vardı. Bu nedenle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmedildi.